Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Ebedi şimdi



Toplam oy: 41
İhtimaller sandığından ince ince işlenmiş, el emeği göz nuru öyküler...

Geçmiş, gelecek ve şimdinin dürülüp tortop olduğu, başlangıçların sonlara, nihayetlerin bidayetlere dönüştüğü, zamanın parçalanmasının bir bakış kusuru olduğu, yalnız ebedi bir şimdi halinin hüküm sürdüğü bir öykü evreni, Aykut Ertuğrul’un eserlerinde karakteristik bir unsur olarak ön plana çıkıyor. Üçüncü öykü kitabı İki Dünyanın Ustası’nda zaman yolculuğu temalı öykülerle belirginleşen bu durum, geçtiğimiz günlerde okuyucuyla buluşan Başlangıçların Sonsuz Mutluluğu ile bir tema olmaktan çıkarak, Ertuğrul için bir nevi poetikaya, öyküyü düşünme ve kurgulama biçimine dönüşüyor.

Modern rasyonel akıl, hayatı anlamlı bir bütün haline getirebilmek için zamanı ve olayları bölmeye, parçalamaya, kompartımanlara ayırmaya meyyal. Bunun aksine, masallarda ve mitlerde görmeye alışkın olduğumuz düşünme biçimi, zamanlar değişse de aslında hep aynı hikayenin akıp gittiğini, tekrarlandığını, kahramanları değişse bile insanın ve evrenin yasalarının neyse öyle olmaya devam ettiğini fısıldıyor bize. Aykut Ertuğrul da bu sırra vâkıf bir öykücü olarak, Başlangıçların Sonsuz Mutluluğu’ndaki öyküleri saran bir prensip olarak bu ebedi şimdi fikrine yaslanıyor. Örneğin, kitaba ismini veren öykü, aralarında altı yüz yıl olan iki âşığın ancak “o sonsuz an”da nasıl buluştuklarını hikaye ediyor. “Yüzyıldan Son Çıkış”, başlı başına popüler kültür eleştirisi olsa da öykünün yüreğindeki espriyi tekrarlayan bir ana bağlıyor. “İnsanların ve Cinlerin Ustası” adlı öykü, Korkut Ata’yı Mehmet Siyah Kalem’e bağlayan bir yeniden yazım denemesi olsa da, yine geçmişin, şimdi ve geleceğin birbirine dönüştüğü bir atmosferde geçiyor.

 

 

Ertuğrul’un öykülerinde ebedi şimdi fikrine eşlik eden diğer bir kurucu unsur ise, ihtimaller. Ne diyordu Borges Yolları Çatallanan Bahçe’de: "Zaman sayısız geleceğe doğru hiç durmamacasına çatallanıyor.” Her bir çatalın bir ihtimale karşılık geldiği bu öykü evreninde kahramanlar tercih ettikleri ihtimaller ile var oluyor.  Örneğin “Dünyanın En Acıklı Hikâyesi”, gerçekleşmeyen bir ihtimalin hüznünden besleniyor. “Üçüncü Sayfa Son İki Satır” adlı öykü, kahramanın hayatında yalnız bir kez gidebildiği bir çataldan alıyor dramatik gücünü. Örnekleri çoğaltmak mümkün olsa da, bahsettiğimiz unsurları teşhis etmeyi okura bırakmak en iyisi.

Bir öykücü olarak Aykut Ertuğrul’da dikkate değer başka bir nitelik ise kendisiyle, mensubu olduğu kültürün -din dahil- her veçhesiyle barışık olması, öykü evrenine bu unsurları katabilmesi. Öykülerinde türkü söyleyen kızlar, torununa dualar eden nineler, korktuğunda Felak-Nâs’a sarılan adamlar gibi tam da bize has unsurları görmek sevindirici...

Borges haklı, zaman sonsuz bir ihtimaller sandığı ama insan hep aynı hikayeyi yaşayıp duruyor. O yüzden Aykut Ertuğrul’un “ebedi şimdi”si, bize ihtimaller sandığından ince ince işlenmiş, el emeği göz nuru öyküler çıkarıyor.

 

 

 

 


 

 

 

Görsel: Erhan Cihangiroğlu

 

SabitFikir arşivinden ek okuma: Zaman hakkında bazı mühim masallar

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

İstisna ve Kayboluyorsun romanlarıyla tanıdığımız Christian Jungersen, kariyerinin ilk romanı Çalılık’ta, yaşlı bir adamın inançlarına ve hayatında yaptığı seçimlere dair nefes kesici bir hikaye anlatıyor... Çalılık, iki erkek –Paul ve Eduard– arasında yaklaşık 70 yıl boyunca süren karmaşık ama yoğun bir ilişki etrafında kurgulanmış.

Sinema meraklıları hatırlayacaktır; 1984’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan, yönetmenliğini Wim Wenders’ın üstlendiği Paris, Texas filminin esin kaynağı, Sam Shepard’ın kaleme aldığı Motel Günlükleri’ydi.

Kütüphaneler ve okur-yazarlık üzerine düşünen, dört yıl boyunca Borges’e kitaplar okuyan, Ahmet Hamdi Tanpınar hayranı Alberto Manguel’i hepimiz biliyoruz; hatta bu ismi, 2015 yılında bir söyleşi için geldiği Boğaziçi Üniversitesi’nde dinleme şansı bile bulmuştuk.

1963 doğumlu İsviçreli yazar Peter Stamm, çağdaş Almanca edebiyatın başarılı isimlerinden. Romanları, tiyatro eserleri, radyo oyunları ile tanınıyor, pek çok ödülü var. Muhasebecilik ile başlayan hayatının yönünü –bir süre psikiyatri çalıştıktan sonra– edebiyata ve gazeteciliğe çevirmiş; edebiyatıyla günümüz meselelerini, insan ruhunun bugünlerde yaşadıklarını anlatmaya çalışıyor.

19. ve 20. yüzyıl başında yazılmış Türkçe klasik eserlerin Latin harflerine aktarılarak yayımlanması son zamanlarda hız kazanarak devam ediyor. Birçok yayınevi klasikleri gündeme taşımaya başladı. Bu eserlerin bugünün okuru için nasıl yayıma hazırlanacağı da yavaş yavaş bir tartışma konusu halini aldı.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.