Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Ebedi şimdi



Toplam oy: 145
İhtimaller sandığından ince ince işlenmiş, el emeği göz nuru öyküler...

Geçmiş, gelecek ve şimdinin dürülüp tortop olduğu, başlangıçların sonlara, nihayetlerin bidayetlere dönüştüğü, zamanın parçalanmasının bir bakış kusuru olduğu, yalnız ebedi bir şimdi halinin hüküm sürdüğü bir öykü evreni, Aykut Ertuğrul’un eserlerinde karakteristik bir unsur olarak ön plana çıkıyor. Üçüncü öykü kitabı İki Dünyanın Ustası’nda zaman yolculuğu temalı öykülerle belirginleşen bu durum, geçtiğimiz günlerde okuyucuyla buluşan Başlangıçların Sonsuz Mutluluğu ile bir tema olmaktan çıkarak, Ertuğrul için bir nevi poetikaya, öyküyü düşünme ve kurgulama biçimine dönüşüyor.

Modern rasyonel akıl, hayatı anlamlı bir bütün haline getirebilmek için zamanı ve olayları bölmeye, parçalamaya, kompartımanlara ayırmaya meyyal. Bunun aksine, masallarda ve mitlerde görmeye alışkın olduğumuz düşünme biçimi, zamanlar değişse de aslında hep aynı hikayenin akıp gittiğini, tekrarlandığını, kahramanları değişse bile insanın ve evrenin yasalarının neyse öyle olmaya devam ettiğini fısıldıyor bize. Aykut Ertuğrul da bu sırra vâkıf bir öykücü olarak, Başlangıçların Sonsuz Mutluluğu’ndaki öyküleri saran bir prensip olarak bu ebedi şimdi fikrine yaslanıyor. Örneğin, kitaba ismini veren öykü, aralarında altı yüz yıl olan iki âşığın ancak “o sonsuz an”da nasıl buluştuklarını hikaye ediyor. “Yüzyıldan Son Çıkış”, başlı başına popüler kültür eleştirisi olsa da öykünün yüreğindeki espriyi tekrarlayan bir ana bağlıyor. “İnsanların ve Cinlerin Ustası” adlı öykü, Korkut Ata’yı Mehmet Siyah Kalem’e bağlayan bir yeniden yazım denemesi olsa da, yine geçmişin, şimdi ve geleceğin birbirine dönüştüğü bir atmosferde geçiyor.

 

 

Ertuğrul’un öykülerinde ebedi şimdi fikrine eşlik eden diğer bir kurucu unsur ise, ihtimaller. Ne diyordu Borges Yolları Çatallanan Bahçe’de: "Zaman sayısız geleceğe doğru hiç durmamacasına çatallanıyor.” Her bir çatalın bir ihtimale karşılık geldiği bu öykü evreninde kahramanlar tercih ettikleri ihtimaller ile var oluyor.  Örneğin “Dünyanın En Acıklı Hikâyesi”, gerçekleşmeyen bir ihtimalin hüznünden besleniyor. “Üçüncü Sayfa Son İki Satır” adlı öykü, kahramanın hayatında yalnız bir kez gidebildiği bir çataldan alıyor dramatik gücünü. Örnekleri çoğaltmak mümkün olsa da, bahsettiğimiz unsurları teşhis etmeyi okura bırakmak en iyisi.

Bir öykücü olarak Aykut Ertuğrul’da dikkate değer başka bir nitelik ise kendisiyle, mensubu olduğu kültürün -din dahil- her veçhesiyle barışık olması, öykü evrenine bu unsurları katabilmesi. Öykülerinde türkü söyleyen kızlar, torununa dualar eden nineler, korktuğunda Felak-Nâs’a sarılan adamlar gibi tam da bize has unsurları görmek sevindirici...

Borges haklı, zaman sonsuz bir ihtimaller sandığı ama insan hep aynı hikayeyi yaşayıp duruyor. O yüzden Aykut Ertuğrul’un “ebedi şimdi”si, bize ihtimaller sandığından ince ince işlenmiş, el emeği göz nuru öyküler çıkarıyor.

 

 

 

 


 

 

 

Görsel: Erhan Cihangiroğlu

 

SabitFikir arşivinden ek okuma: Zaman hakkında bazı mühim masallar

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Kelimeler içinde deneyimlerin, fikirlerin ve düşlerin aktığı bir nehir yatağı benim için. Dünyayla bağımı bu nehrin uzayıp dört bir yana yayılan kolları aracılığıyla kuruyorum. Kelimelerin harflerden değil de anılardan oluştuğunu düşünürüm sık sık. Bellek sayısı kadar mana içeriyorlar bana kalırsa. Bu manaları keşfetmenin yolu da daha çok hikâye dinlemekten, okumaktan geçiyor.

Şiirde, mimaride, edebiyatta, hatta musikide sanatın en yüksek örnekleriyle bütünleşen dini tecrübe, sanki sinema sanatı söz konusu olduğunda o cömert ilhamlarını esirgemiş gibidir.

Bir şiirin içinde tarihler geçiyorsa, şiirle tarih arasında kurulması elzem bağları hatırlarım ilk elde. Tarihsiz şiir de, şiirsiz tarih de muhaldir. Bilincimizin dehlizlerinde iki fiyakalı dedektif gibi dolaşır her ikisi de. Birini diğerinden ayırmak ne derece mümkün? Türkçenin tarihi şiirimizin de tarihi değil midir bir bakıma? Bu bağı nerede aramalı?

20. yüzyıl - kaotik bir dönem

 

Ah Özgürlük, ah Özgürlük,

Ah Özgürlük, üzerimde benim!

Köle olmadan önce ben

Mezarıma gömüleceğim,

Ve eve Rabbim’e dönüp özgür olacağım!

 

Kulis

''Alimlerin Yaşadığı Evde Kedi de Alim Olur''

ŞahaneBirKitap

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Editörden

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.

Hatıraları bile yaşamıyor artık

Tarih kitaplarının resmettiklerinden

Ve kanımıza karışan

Kanımızdan taşan şarkılardan başka

Şarkılar

Zenci diline yabancı

Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.

Çoktandır

Öylesine uzak ki bize

Afrika.