Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

"Eski Dostlar"da Tekil'in Güzelliği, Çoğul'un Görkemi



Toplam oy: 933
Rafael Chirbes
Özgür Yayınları

Aynı anda hem bir tek ağaç, hem de ormanın kendisi olunabilir mi, bu nasıl yapılabilir, yüreğinde, hatta tüm hücrelerinde o ateşi duymazsan? Ateş, bu kavrama giderek yaklaşarak okudum Rafael Chirbes'in "Eski Dostlar"ını. Ateş, evet, ateş, bazen ılık ılık yayılıp genişleyen, giderek her yerde aynı ısıyı bulan, ortam haline gelen, solunan hava gibi, ortaklaşa kabul edilen; bazen de alevlenen, yalımları yerin yedi kat dibine, gökyüzüne, evrenin sonsuzluğuna uzanan yakıcı, yok edici, yokluğun kendisine dönüşen, yokluğuyla var olan.

Bir kişi, nasıl aynı anda birçok kişi olabilir: Sevgiyle. Kişiliklerin varlığını, onları insan olarak görmeye başladığında, tanımaya yöneldiğinde ve bu yolda büyük, çok büyük emek harcadığında o kişilersin aynı zamanda. Rafael Chirbes, bunu yapabilenlerden.

Okunması kolay değil, kabul etmek gerekir. Chirbes'in bu kitabını okumak için Chirbes'i ve anlattığı insanları sevmek gerekir, dünyaya bir anlamda onlar gibi yaklaşmış olmak, yaklaşmaya çalışmak gerekir, bir sözcüğü bile kaçırmanın tüm metni bozacağını bilmek gerekir, edebiyatı sevmek gerekir, insanları, kendini sevmek gerekir. Nasıl seveceksin kendini, hatalarınla tabii, sıradan bir biyografik çalışmadan söz etmiyoruz, kendini bileceksin ki başkalarını anlayabilesin, kendini kıyasıya eleştirebileceksin ki çevrendekilere anlayışla yaklaşabilesin.

Eski Dostlar, devrim yapmaya koyulmuş bir çevreyi betimliyor. Bu, Rafael Chirbes'in işini kolaylaştırmıyor, tersine zorlaştırıyor. Dürüst olalım: Kaç devrimci dalga yaşandı ülkemizde de, henüz büyük bir cesaretle, kucaklayıcı bir yürekle, çoğullaşmış bir akıl ve duygusallıkla anlatabildik olanları? Yanıtı herkes kendi kendine, sessizce versin. Rafael Chirbes bu işe girişmiş ve de büyük ölçüde başarmış. Büyük ölçüde diyoruz, çünkü başka bir ölçü olamaz. Chirbes de biliyor mutlak iyinin, mutlak güzelin, mutlak doğrunun olmadığını. Saydığımız erdemler mutlak olarak bulunmasa bile, bizi onlardan uzaklaşmaya yöneltenlerin arzusuna boyun mu eğeceğiz? Chirbes'in yanıtı hayır. Durduğun bir yer varsa bu gezegende, nerede durduğunu biliyorsan, oradan bakacaksın, başka türlüsünü yapamazsın, yapmaya çalışırsan komik, trajik, traji-komik olursun.

Eski Dostlar, farklı karakterlerin ağzından, düşüncelerinden, duygularından ilerliyor. Okurken bir bakıyorsunuz, önceki bölümdekinden bir başka kahramanı izliyorsunuz, bunu düşünce ve duygu farklılıklarından dolayı anladığınızı fark edip, bir dikilip şöyle, devam ediyorsunuz. Karakterlere böylesi bir nüfuz, olağanüstü bir sevgiyle gerçekleşebilir. Hatalarını gösteriyorsunuz, ama seviyorsunuz. Kendinizi haklı çıkarmak gibi bir kaygınız yok, bu doğru da değil, derinliğinizi arkadaşlarınızınkiyle birleştirip yoğunlaştırıyorsunuz.

Protagonisti yok Chirbes'in Eski Dostlar'ının, kahramanlarının yolculukları var. Teknik olarak yadırgatıcı belki, ama belirttiğimiz atmosfere yabancı olmayanların zorluklarını daha kolay aşabileceği bir yapısı var 'dost' Rafael'in romanının.

Yüzeyselliğin zararlarını biliyorsak eğer yaşadıklarımızdan sonra, derinlere nüfuz edebilmenin, insanları neredeyse tüm hücrelerine dek anlayabilmenin gerekliliğine inanıyorsak, Rafael Chirbes'i de seveceğiz, kahramanlarını da, Eski Dostlar'ı da.

Tekil'in güzelliği, çoğul'un görkemine böyle varılabilir, Chirbes'in yaptığı gibi.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Argo deyince aklımıza bir dizi kaba, galiz söz yığını geliyor. Her kötü söz otomatikman üzerinde argo yazan bir çuvala istifleniyor. Argoyu anlamak bu kadar kolay olsaydı bu sayfada yer vermeye, hakkında bir şeyler söylemeye değecek bir kavram olarak değerlendirmeye gerek olmazdı.

 

Fransız filozof René Descartes’ın beden ve ruh düalizmine dayalı rasyonalizmiyle başladığı addedilen modern felsefeye dair yazılmış felsefe tarihi kitaplarının birçoğunda bu felsefenin gelişimi içinde bir yandan Spinoza’nın tek töze dayalı felsefesi ile Leibniz’in monadlara dayalı çok tözlü felsefesi rasyonalist felsefenin mümkün devam yolları olarak Descartes’la bağlantılandırılırken, diğer ya

Olga ölene kadar Avda Trajedi bildiğimiz Rus romanları şeklinde ilerler. Bildiğimiz Rus romanlarından kastım, ilk modernler olarak tasnif edilen Tolstoy ve Dostoyevski romanlarıdır. Olga’yı öldürdükten sonra Anton Çehov, bu çemberi kırmaya çalışır. Ve bunu başarır da.

 

Erken yaşta intiharı seçmesine rağmen dünya edebiyatında unutulmaz izler bırakan Cesare Pavese (d:9 Eylül 1908 – ö:27 Ağustos 1950), 1935 – 1950 yılları arasında tuttuğu günlüklerinde 10 Kasım 1938 tarihinde yazdıklarına şöyle başlamıştır: “Hayatın saldırılarına karşı bir savunmadır edebiyat.” Pandemi sürecinin tek güzel tarafı, kendimize ait daha fazla vaktimiz olması sanırım.

Sinema-TV okuduğum yıllarda hocalarımdan öğrendiğim ve sonrasında, yayıncılık hayatımda da epeyce işime yarayan bir bilgidir: “Film, jenerikte başlar.” Çünkü, izleyiciyi az sonra izleyeceği filme hazırlar jenerik görüntüler; ister isimler aksın, ister yapım şirketlerinin kocaman logoları (ki dikkat edin, her filmde o filmin atmosferini yansıtan bir şekilde karşımıza çıkar aslında bunlar) dönüp

Kulis

İbrahim Tenekeci: ''Amacımız İyiyi İstikrarlı Hale Getirmek''

ŞahaneBirKitap

Denizden, denizcilikten, deniz kahramanlarından söz eden tarihî romanımız sanıldığından daha az. Diğer dönemler bir tarafa, peş peşe büyük kahramanların çıktığı 16’ncı yüzyıl hakkında yazılanlar bile bir elin parmak sayısı kadar henüz. 1487’de doğduğu tahmin edilen ve Kanuni’den bir yıl önce, 1565’te vefat eden Turgut Reis de söz konusu yüzyıla damgasını vuran deniz kurtlarından.

Editörden

Edebiyatın en güzel tarafı, insanı içinde bulunduğu halden uzaklaştırabilme kudreti sanırım. Çünkü edebiyatın büyük ve özel malzemesi insandır. “Bir küllüğün bile öyküsünü yazabilirim” diyen Çehov bile şunu çok iyi biliyordu, aslında anlattığımız küllükten çok, insanın küllükle olan irtibatıdır. Her yazar, okuruyla bir irtibat kurar.