Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Evim güvenli değil!



Toplam oy: 30
Will Heinrich // Çev. Zeynep Enez
Olvido
Kralın Laneti, başka okumalar yapmamıza olanak tanıyan açık bir metin.

Kralın Laneti, Amerikalı yazar Will Heinrich’in ilk romanı. Bu kitapla yazar, PEN/Robert Bingham Fellowship ödülünü kazanmış; aynı zamanda Jaguar kitap'ın "yan markası" olan Olvido Kitap’ın da ilk romanı. Diğer bir deyişle ilkler barındıran bir romanla karşı karşıyayız. 

 

Kitabın başkahramanı Joseph Malderoyce, çocuk yaşlarında ressam olmaya karar verir. Bu amaçla sanat müzesine yaptığı bir gezinti sırasında Hollandalı ressam Piet Mondrian’ın resimleriyle karşılaşır. Mondrian’ın Kırmızı Değirmen tablosu ile onun resim sanatında mükemmelliği yakaladığına kanaat getirerek bu hayalinden vazgeçer. Ardından da aile bireylerini tüberküloz hastalığından tek tek kaybeder. Babasından kalan mirasla, kenti ve avukatlık mesleğini terk edip kırsala yerleşir. "Sıradan gözler için fazla ağır" olan Mondrian tabloları ile artık resim sanatı bitmiştir Joseph için. Tam da tekdüze ve amaçsız bir hayat yaşamaya karar verdiği sırada ilginç bir şey olur. Yağmurlu bir günde kapısının önünde hırpalanmış ve bayılmış bir çocuk  bulur. Çok zeki bir çocuk olan Abel, Joseph’ın amaçsız ve monoton hayatını bir anda değiştirir. Onun en yakın arkadaşı olur.

 

Abel’ın Bettley kasabasına gelişi, Joseph’ın ressam olma amacından vazgeçişiyle birlikte hikayeyi dönüştürecek ilk çatışma anını yaratır. Aynı zamanda metin, okura farklı okumalar yapmaya kayıtsız kalamayacağı diğer anlam odalarının da kapılarını açar bu olayla... Kralın Laneti bir hesaplaşmanın romanı aslında. Joseph Malderoyce ile birlikte kasabanın doktoru Michael Ericsson, Joseph’ın kız arkadaşı Diana, bu hesaplaşmanın diğer tarafları. Bu karakterler bir yandan başkahramanın seçimlerini daha iyi anlamamıza yardımcı olurken, diğer yandan hikayenin ilerleyen bölümlerinde daha görünür bir hal alacak olan kutsal kitap okumalarının da koordinatlarını verir okura. Bununla birlikte metni dönüştüren ve okura her bölümde gördüklerini, işittiklerini yorumlayacağı alanı ise, Bettley kasabasının dışında kalan büyük çam ormanı yaratır. Orman bütün roman boyunca belki de en önemli karakter ya da metafordur. Joseph kasabaya yerleştikten sonra düzenli olarak bu ormanda gezintiye çıkar. konuşur, sesini dinler, ona dokunur. Kentte kaybettiği taze, dinç bir duyguyu ormanın ona sağladığı duygular, düşünceler dünyasının içinde yeniden formüle eder. Sonra bu uzun yürüyüşlere Abel da katılır. Başlangıçta yalnızlığın ayrıcalıklı keşiflerini Abel’la paylaşmak istemez Joseph, ancak ilerleyen zamanda çocuk onun tuhaf bir uzantısı haline gelir. Ormana yeni bir anlam katar.

 

Abel, Joseph’in yanında kalmaya başlar. On üç yaşında bir çocuk olmasına rağmen zekası, bilgiyle olan ilişkisi ve yetişkince tavırları onu, Joseph için bir cazibe unsuru haline getirir. Evet, Joseph zaman zaman ondan oğlum diye bahseder ancak Abel’a asla bir çocuk gibi davranmaz. Bir yetişkinle bir çocuk arasında çizilmesi gereken güvenli alanı yaratamaz. Bundan çekinir. Abel’ın bir çocuk olduğunu kabullenmekten korkar Joseph. Böylelikle Abel, önlenemez bir yıkıcılığın ve küstahlığın sarhoşluğuna kapılır. Artık o hem Joseph’a, hem doktor Ericsson’a ve hem de Diana’ya karşı korkunç eylemleriyle bir manipülatördür Bettley kasabasında. Peki Abel’ı bir çocuk olarak böyle tekinsiz bir deliliğin öznesi haline getiren şey ne? Edebiyatın ve sinemanın, parkta yeşil şortu ve yüzünde çilleriyle neşeli neşeli kum kovasıyla oynarken çocuğu bir anda korkunun/gerilimin odağına koymasına sebep olan şey ya da?

 

Will Heinrich, Kralın Laneti’ni sinematografik bir dille tasarlamış. Onun cümlelerinin arasından sık yeşil çam ormanlarının keskin kokusunu, dalların yüzümüze dalıp geçen sert kabuklarını duyumsarız, bu anlamda yazar sanki kent soylu insanların eksilerek çoğalttıkları büyük yalnızlıklarını doğanın bereketi ve cömertliği ile sağaltmaya çalışır. Bu, romanın okura şifa veren yanı. Diğer yandan zihnimizin içinde duran şeylerin yaratacağı eylemlerin sarsıcı sonuçlarını, bütün metni kuşatan ve ritmini hiç düşürmeyen bir gerilimle aktarır.  Böylelikle Kralın Laneti, kısa sürede etkisi altına alan, heyecan verici bir edebiyat deneyimi olarak karşısına çıkar okurunun.

 


 

 

 

Görsel: Nora Yeksek

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Ted Chiang, çağdaş spekülatif kurgu alanında Neil Gaiman ve China Miéville’den sonra adından sıkça söz ettiren yazarların başında geliyor. Onun alametifarikası ise öykücü olması. Chiang, çağdaşları gibi kalın romanlara imza atmak yerine kimi zaman kısa öyküler, kimi zaman kısa roman da denebilecek uzun öyküler kaleme alarak, özellikle bilimkurgu türünde kendine ait bir konum edinmiş durumda.

Ekmek Fabrikası Tanrıçası Fulya Özlem'in Pan Yayıncılık tarafından yayımlanan ilk kitabı. Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü bitirdikten sonra aynı bölümde yüksek lisansını tamamlayan Özlem, akademik kariyeri bir yana, aslında bir müzisyen. Şarkıcılığı ve söz yazarlığı ile hitap ettiği dinleyicilerine öyküleri ile okurlarını da katıyor şimdilerde.

Herkes hatıraları kadardır. Biri bu sözü çok önceden söylemiş olmalı; eğer söylenmediyse yaşadıklarımızın arkasında, önünde, yanında durmayı asla becerememişiz demektir. Kimi hatıralar yalnızca kişinin kendi mutluluklarıyla, kederleriyle unutulmazlar arasına girer. Kimi hatıralarsa psikolojiyi altüst eden trajedilerden, facialardan, felaketlerden nemalanır ve ömür boyu başa illet olur.

Murakami dünyasına bir kere adım attınız mı, orayı hep özlüyor ve oraya tekrar tekrar dönmeyi istiyorsunuz.

Norveç edebiyatının yükselişe geçtiği bir döneme tanıklık ediyoruz. Özellikle Karl Ove Knausgaard’un Kavgam serisi, edebiyat alanında sansasyon yaratırken, kısa sürede dünya çapında bir fenomene dönüştü. Ardından Norveçli diğer yazarlar da tanınmaya, görünürlükleri artmaya başladı.

Söyleşi

Tolunay Bayram ile söyleşi:


“Diller hakkındaki en büyük gizemlerden biri de, onların nasıl konuşuluyor olduğu.”

 

Ece KARAAĞAÇ

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.