Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Gerçeğin halkaları



Toplam oy: 85
Orçun Ünal
Everest Yayınları
Orçun Ünal’ın bu kitaptaki öyküleri bize bir hikaye anlatmaktan ziyade okuru bir düşünme etkinliğine davet ediyor.

Bir tiyatro oyununu sahneleyen aktörü konu edinen bir film düşünün. Şimdi de buradaki gerçeklik katmanlarını: Oyunun, filmin ve izleyicinin olmak üzere en az üç katmanımız olur. Bunun içine rüyalar, hayaller ve hatıralar da dahil edildiğinde giderek çoğalan ve içinden çıkılamaz bir hal alan bir gerçeklik karmaşasıyla karşı karşıyayızdır. Bir de aktörün kendisi, tiyatrodaki rolü ve sinemadaki rolünü hesaba kattığımızda, en az üç ayrı kendilikten söz edebiliriz. Kişinin kendisini de bir rol gibi giyindiğini düşünürsek, bir soğanın halkaları gibi çok katmanlı bir yapının içinde bir yerlerde gizlenen bir özü arar dururuz. Postmodern estetiği düşündüğümde hep böyle bir tablo canlanıyor gözümün önünde.


Orçun Ünal’ın öyküleri de postmodern estetiğin içine dahil edilebilecek bir yapı arz ediyor. Nitekim bir sanat eseri, kendi gerçekliğini kurarken esasında bunun da bir yapıntı olduğunu ima eder. Bunun yanında o gerçeklik halesi içinde türlü oyunlarla kendi kurduğu gerçekliği tekrar ve tekrar yıkıp yeniden yapmayı mümkün kılar. Hatırlarsak, modernist edebiyat özellikle varoluşçuluk temalarıyla kişinin kendisini ve dünyadaki varlığını sorgulamanın yolunu açmıştı. Ardındansa yalnız varlığın değil, o varlığın gerçekliğinin de sorgulandığı bir edebiyata sahip olduk. Orçun Ünal da Bu Ben Değilim’de böyle bir pozisyona yerleşerek kuruyor metinlerini. Örneğin, Osman Hamdi’nin başrolde olduğu öykü, alternatif Osman Hamdi biyografileriyle çoğalarak gerçeği bozan, çoğaltan, ihtimallerle eğlenen, bunu yaparken de gerçekliğin ne olduğunu sorgulayan bir metin.


Bahsettiğimiz bir perspektifle yazılan metinler haliyle klasik anlatma biçimlerinden farklı bir dil ve üslup arıyor kendisine. Artık alışılageldik öykülerle değil, hikaye parçalarını metaforlar olarak kuran, hikayeyi bir düşünme aracına dönüştüren denemeye benzer metinlerle karşı karşıya kalıyoruz. Orçun Ünal’ın bu kitaptaki öyküleri de bize bir hikaye anlatmaktan ziyade okuru bir düşünme etkinliğine davet ediyor. Postmodern estetik diyebileceğimiz bu tarzın karakteristik özelliklerinden biri de gerçeğin katmanlı ve bölünmüş yapısına uygun olarak metin-okur-yazar ilişkisini merkeze almaları, yazarın ana karakter olarak yer aldığı ve yazma sürecinin kendisinin konu edildiği, yazma ve yaratma ilişkisi üzerinden dramatik bir çatının kurulması olduğunu söyleyebiliriz. Güncel edebiyatı yakından takip eden herkesin en az bir kez bu tarz bir metinle karşılaştığından eminim. Orçun Ünal’ın ikinci öykü kitabında da yazarın yaratma eylemi üzerinden kendisiyle bir muhasebeye girdiği öykülerle karşılaşıyoruz. Benzer şekilde, “Azakrib Ya Da B.B. Otobüste” adlı öykü, bir ölüm anını tasvir ederken fiziksel, metafiziksel ve nörolojik açıklamalarını yapıp son olarak da verdiği edebi açıklamada tüm bunların yazarın avuntuları olduğunu söylemesi, edebiyat-gerçeklik ilişkisinin bu yeni boyutuna ayna tutar cinsten.


Hülasa, Orçun Ünal’ın Bu Ben Değilim nam kitabı insanın varoluşunu ve gerçekliği sorgularken postmodern estetiğin imkanlarını kullanan öyküleriyle okuru düşünmeye ve gerçekliğin halkalarını çoğaltmaya davet ediyor.

 

 

 

 


 

 

 

Görsel: Kaan Bağcı

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Tıpkı sizin gibi. Kitabı eline almış ve alacaklar gibi, zarif kitap kapağına hayran oluyorum. Kitap kapağının güzelliğinin sadece çizgilerden ibaret olmadığını hissetmiş olmalıyız öyle uzun uzun bakarken. Kuşlarla gelen bir genişlik, kanatlanma duygusu, sarı ile gelen anlam, uçabilecek olmanın tedirginliği ve başkaca pıt pıt açıverecek nice duyguları bekleyerek bakıyoruz resme.

Kendi anlatı evrenini kuran, hikâyelerini birbirine teyelleyip size aşina bir karakteri başka bir öykünün kıyısından geçiren yazarlara pek meftunum. Bunun nedeni kültürel kodlarımıza kazınan Binbir Gece tarzı anlatılar olabileceği gibi Borges’i pek sevmemize neden olan oyuncu tavır ya da postmodern estetiğin parçalanmış gerçeklik fikri de pekâlâ olabilir.

Asimetri Lisa Halliday’in ilk kitabı. Kitap, Time ve New York Times tarafından 2018’in en iyi on kitabı arasında gösterilirken Elle, Oprah Magazine, Kirkus Review gibi birçok mecra da 2018’in en dikkat çeken eserlerinden biri olarak niteliyor kitabı.

 

Ağaçlar’ın dilinden anlıyor muyuz? Yazıldığı dil Almancayı kastetmiyorum elbette, bu yazıda üzerinde duracağım dil evrensel, doğanın dili. Peki ağaçların sesine kulak vermemize vesile olan şey ne? Bir kitap. Hermann Hesse’nin bütün eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan Volker Michels tarafından derlenmiş Ağaçlar dilimize çevrilerek Kolektif Kitap etiketiyle okura sunuldu.

Aynur Dilber’in ilk öykü kitabı Az Hüzünlü Bir Yer (İz Yay. 2018), gerçekçi ve gerçeküstü tarzda öyküler içeriyor. Ben kendi payıma, kitaptaki gerçeküstü öyküleri daha çok beğendim. Bu beğeninin elbette öznel bir tarafı var ama gerçeküstü öyküleri neden daha çok beğendiğimi kendime sorduğumda, bunun tek sebebinin benim edebiyat zevkim olmadığını itiraf edeyim. Ne demeye çalışıyorum?

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.