Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Halide Onbaşı’nın serüvenleri



Toplam oy: 21
İpek Çalışlar
Everest Yayınları

İpek Çalışlar’ın yeni biyografi çalışması Halide Edib (Everest yay.) Cumhuriyet tarihinin simge kadınlarından Halide Edip’in mücadelelerle, olaylarla, maceralarla dolu hayat hikayesini aydınlatıyor. Milli Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluşu sırasında yaşananları Halide Edip’in ekseninden bir kez daha okuyor, bilmediğimiz birçok gerçekle yüz yüze geliyoruz.

Halide Edip 1882’de doğmuş. Meşrutiyet’ten başlayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanına dek uzanan yıllarda hep önemli konumlarda, belirleyici bir kişi olmuş. Yaşarken siyasi çalışmaları, kadın hakları konusundaki mücadelesi çoğunlukla edebi eserlerinin önüne geçmiş.

Halide Edip’in babası, II. Abdülhamit devri bürokratlarından Selanikli Mehmet Edip Bey, annesi Bedrifem Hanım. Çok küçük yaşta annesini kaybedince, çocukluğu, anneannesinin yanında geçmiş. Özel hocalardan dersler almış. Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde okumuş. Aralarında büyük yaş farkı bulunmasına rağmen, hocası Salih Zeki ile evlenmiş. İki oğlu olmuş.

1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonraki günlerde başta Tanin gazetesi olmak üzere çeşitli dergilerde yayınlanan yazılarıyla dikkati çekmiş. Ölüm tehditleri almış. 31 Mart Vakası üzerine vapurla Mısır’a kaçmış. Olayların yatışması üzerine İstanbul’a dönmüş. Öğretmenlik, müfettişlik yapmış. İlk romanları Halide Salih imzası ile tefrika edilmiş. Salih Zeki ikinci bir hanımla evlenince boşanmış. Yazılarını babasının adını kullanarak Halide Edip imzasıyla yazmaya başlamış. Kadınların eşitlik hareketine önderlik etmiş, Türkçülük faaliyetlerine katılmış. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında bazı hastanelerde fiilen hastabakıcılık yapmış. 1916’da Cemal Paşa’nın daveti üzerine Beyrut’a gitmiş ve orada açılan okullarına müdür olmuş. 1917’de aile doktoru ve arkadaşı Dr. Adnan (Adıvar) ile evlenmiş. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine, İstanbul’da düzenlenen protesto mitinglerine konuşmacı olarak katılmış. Sultanahmet mitinginde yaptığı konuşma ile ulusal kahraman haline gelmiş. İşgal kuvvetlerince tevkif edileceğini anlayınca Adnan Bey’le birlikte Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’ye katılmış. Sakarya Savaşı’ndan sonra cephe gerisinde hastanelerde hastabakıcılık yapmış. Milli Mücadele’deki hizmetlerinden dolayı kendisine önce onbaşı, daha sonra başçavuş rütbesi verilmiş. Kurucuları arasında eşi Adnan Bey’in de bulunduğu Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kısa bir süre sonra kapatılması ve bazı konularda Mustafa Kemal’le düştüğü görüş ayrılıkları yüzünden 1925’de Türkiye’den ayrılmak zorunda kalmış. Önce İngiltere’de yaşamış, bir süre sonra Adnan beyin öğretim üyesi olması üzerine Fransa’ya yerleşmiş. Amerika’da konferanslar, dersler vermiş. Kitaplarını İngilizce kaleme almış. Amerika ve İngiltere’de önemli yayınevlerinde yayınlatmış. Atatürk’ün ölümünden sonra eşi Adnan Bey ile yurda dönmüş. Profesör unvanı verilerek İÜEF’de İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kurmakla görevlendirilmiş. 1950’de Demokrat Parti listesinden bağımsız İzmir milletvekili seçilerek TBMM’ye girmiş.

Bu kadar yoğun bir hayatın içinde romanlar, öykü kitapları da var ve Halide Edip özellikle Milli Mücadele sırasında Anadolu’da yaşananları anlattığı, kadın sorunlarına değindiği, Türkiye’nin yakın geçmişini ele aldığı klasikleşmiş romanlarıyla hala Türk okurlarının yakından takip ettiği bir yazar. Sinekli Bakkal, Handan, Yeni Turan, Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Tatarcık ilk akla gelen eserlerden.

İpek Çalışlar, yakın geçmiş Türkiye tarihi olarak da okuyabileceğimiz eserinde Halide Edip’i bütün yönleriyle yansıtmaya çalışıyor. Gerçek anlamıyla kuyu kazar gibi yapılmış bir çalışma. İpek Çalışlar, Halide Edip’in hayatında tartışma yaratacak çok olay olduğu için açık nokta bırakmak istememiş. Bulabildiği tüm kaynaklara başvurarak objektif bir biyografi oluşturmaya çalışmış. Bu alıntı yoğunluğunu ve bilimsel olma zorunluluğunu çok akıcı bir anlatımla dengeleyerek biz sıradan okurların da keyifle okuyacağı bir biyografi ortaya çıkartmış.

İpek Çalışlar’ın Halide Edip çalışmasının alt başlığı Biyografisine Sığmayan Kadın. Halide Edip’in dolu dolu hayat hikayesi gerçekten de bu nitelemeyi hak ediyor. 568 sayfalık kitabı okurken birçok yerde keşke daha fazla ayrıntıya girilebilse diyorsunuz ama Halide Edip’in hayatı o kadar çok olayla ve kişiyle dolu ki sanırım binlerce sayfa yazılsa yetmeyecek. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

George Ritzer’ın üniversite öğrencilerine hazırlanmış ders kitabı niteliğindeki çalışması ‘Küresel Dünya’, dipnot ve alıntıların içinde kaybolmadan, ‘küreselleşmenin temel niteliklerini’ gözden kaçırmadan, güncel veri ve gözlemleri es geçmeden ‘toptan’ bir inceleme sunuyor. 

On dört yaşındaydım ve hayat, bir deniz yatağında uyumamı emrediyordu. Oysa deniz yatağı, altında deniz olmadan bir çakıl çuvalına benzer. Uyutmaz. Uyutsa da gördüğün rüyayı hatırlatmaz. Latin alfabesini doğduktan ancak dokuz yıl sonra öğrenebilmiş bir çocuğa, eline tesadüfen geçmiş bir romanı okutmaktan başka bir halta yaramaz.

 

Meksikalı Juan Rulfo, yaşadığı kadar yazan biri değil ne yazık ki. Fakat onun, kaleme aldığı az sayıdaki yapıtıyla pek çok ismi etkilediğini söylemek lazım. Ülkesi Meksika ve Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden olan Rulfo'nun tek romanı Pedro Paramo.

 

Heinrich Böll’ün Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitabı, duyguları alt üst eden, insan elinden çıkma vahşetin sahici korkunçluğuyla bir kere daha yüzleştiren, can yakan bir kefaret öyküleri seçkisi.

 "Biz kendimizi, kendi köyümüz dışındaki her yerde rahat sayan huzursuz insanlarız.” Cesare Pavese.

   

Hem ruhsal hem de edebi olarak yüzyıllara yayılan o kadar güçlü bir hikâye ki onunki, aslında yazarına da fazlaca söz bırakmıyor.

Yunus Emre kimdir? Ya da şöyle sorayım, bizim Yunus’u bilmeyen var mıdır? Hepimiz biliriz onu, en mühimi de severiz, hem de çok severiz... Niyesi belli, çünkü Yunus’uzdur hepimiz. Kendini Anadolu’da yeniden yaratmış Türk insanının bizzat özüdür o. 13. yüzyıl Anadolusu’nda yaşamış bu derviş, bu şair, bulduklarıyla değil aradıklarıyla, büyük arayışıyla ve çilesiyle temsil eder bizi.

Söyleşi

RIZA KIRAÇ'LA SÖYLEŞİ: "Türkiye'de dair paranoyak bir hikâye anlatmaktı amacım..."

 

AYCAN AŞKIM SAROĞLU

 


ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok yerinde bir açıklama. Dünyanın nereye gittiğini herkesin görmesi lazım!
57% (41 oy)
Beni ilgilendirmiyor. Bir edebi yapıtın bana ulaşma yoluyla ilgilenmem, ben okuduğuma bakarım.
22% (16 oy)
Bence çok yanlış. Usulsüzlüğü, yasadışılığı övmesi savunulamaz!
22% (16 oy)
Oy veren sayısı: 72

Eski anketler



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun