Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Hayali bir coğrafyada gerçekçilik arayışları



Toplam oy: 12
Aslı Biçen
Metis Yayınları

Yirmi yıldır babasını arayan ve sonunda hiç ummadığı bir yerde, hiç ummadığı bir şekilde bulan bakkal Cemal’in hikayesiyle başlıyor İnceldiği Yerden... İlk anda o ünlü deyimin bir parçasıymış gibi duran ismin aslında anakaraya incecik bir toprak parçasıyla bağlanan, ada olmasına ramak kalmış bir yarımadayı işaret ettiğini anlıyoruz. Giderek, oradaki hayatların da anakaraya aynı derecede ince bir bağla bağlandığını görüyoruz.

Her şey hem hayali, hem gerçek orada. Yarımada hayali, ama lolipoplar gerçek. Uzun yıllar bakkal Cemal'in içinde ağırdan ağıra yeşeren aşk hayali ama gençliğinde kasabadan ayrılıp yıllar sonra dönen Saliha gerçek...

Aslında kökleri uzun yıllara dayanan ama yine de neredeyse kimsenin beklemediği bir anda gerçekliğe dönüveren bu aşkın evliliğe dönüşme serüvenini izlerken, birden bir sürpriz daha oluyor ve romana belki biraz geç de olsa yeni bir kahraman giriyor: Jülide. Jülide de tıpkı Cemal gibi bir arama ve bulma motifiyle sahne alıyor.

Bir şey aramak her zaman bir gerilim doğurur. Aranan şeyin ne olduğu, bulunup bulunamayacağı,  bulunduğunda beklenildiği gibi olup olmayacağı vs... Roman boyunca da yazarın, yarattığı bu ve buna benzer küçük gerilimlerle romanı hep canlı tuttuğunu görüyoruz.

Jülide, romanın en genç kahramanlarından biri. Henüz lise öğrencisi. Anne babasını bir kazada kaybetmiş. Ninesiyle yaşıyor. Bu Ege sahillerine Aslı Biçen tarafından kurulmuş ve adı Andalıç olarak verilmiş kasabada, amatör bir futbol takımında oynayan Erkan’la gelgitlerle dolu, inişli çıkışlı denebilecek bir aşk ilişkisi var. Küçük nesneleri, özellikle de normalde kendiliğinden hareket eden atomlar, polenler, rüzgarlar gibi nesneleri yönlendirme yeteneğine sahip. Romanın aslında ustaca bir yöntemle gerçeklikten kopacak hale geldiği ama tıpkı üzerinde yaşadıkları yarımada gibi incecik bir şeyle de olsa ona bağlı kaldığı nokta da buradan başlıyor. Sonra yavaş yavaş zaman gibi, rüzgar gibi, sıkıntı gibi, sessizlik gibi doğal varlıklar insani bir iradeleri varmışcasına hareket etmeye ve öyle betimlenmeye başlıyorlar.

Romanın şimdiki zamanından önceki hayatı neredeyse babasını aramakla geçen Cemal’i, romanın ilerleyen sayfalarında başka bir arayış bekliyor. İstanbul’dan imdat çığlığı gönderen, kötü yola düşmüş bir üvey kardeşin peşine düşüyor Cemal. Onunla birlikte o sakin taşra havasından, bir süreliğine büyük şehrin kaosuna giriyoruz; yarımadadan anakara’ya geçiyoruz.

İnceldiği Yerden’de Aslı Biçen harika bir roman dili yaratmış... Ayrıntılar çarpıcı, benzetmeler yaratıcı, gözlemler, saptamalar zekice, betimlemeler neredeyse insanı kendi içine çeken bir melodiye dönüşmüş. Buna karşın anlatımında hissedilir bir doğallık var. Bu doğallık yarattığı atmosfere de yansıyor. Birden kendinizi o yarımadada buluyor, sanki çoktandır tanıdığınız insanları izlemeye başlıyorsunuz.

Aslı Biçen gerçekle gerçekdışı arasında kurduğu o ince dengeyi bütün güçlüklerine rağmen kurmayı ve korumayı başarıyor. Ve roman o inceldiği yerden... hiç kopmuyor.

Ve şöyle başlıyor:

“Yolun sağında, ihmalkârlıkla ovada unutulmuş gibi duran iki kıraç, iğreti tepenin güdük dişleri arasında güneş fersiz bir aydınlıkla gelişini duyurdu. Geceyi baştan sona kat eden otobüs yoldan ziyade saattlerle cebelleşmiş, geriye kalan son dakikaların üzerinde zaferle ilerliyordu. Tepelerin V’sindeki güneş sapan taşı sabırsızlığıyla...”

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Brian Arthur, ekonominin temel yasalarını sorgulayan çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamıdır. Mühendis kökenli bir ekonomist olarak hem meslektaş hem 1980’li yılların Viyana’sından hemşehri oluruz.

Çağdaş Latin Amerika edebiyatının en önemli temsilcileri arasında sayılan Roberto Bolano’nun –her anlamda- dev eseri 2666 şubat ayında Türkçeye çevrilmişti. Her anlamda dev eseri derken hem içeriğini hem de 1000 sayfalık fiziksel hacmini kast ediyorum. Zaten bu hacim nedeniyle roman hakkında yazmayı biraz geciktirdim.

Hayır, öyle bitmiyor. Yüzlerce sayfa süren kalp çarpıntısı, gelgit, kaçıp kovalamaca,  Mr. Darcy'nin Elizabeth'e evlenme teklifi etmesiyle son buldu ve perde kapandı, son yazısı belirdi, kitabın arka kapağına ulaştık diye hikaye bitti sanıyoruz. Çok yanılıyoruz. Aslında devamı var, görmediğimiz odalarda, okumadığımız sayfalarda bir şeyler olmaya devam ediyor.

Yıllar önce öldüm ben ve şimdi bir mezarın arkasından konuşuyorum sizinle. Kısa bir ömrüm oldu, yirmi sene bile sürmedi hayatım; buna rağmen yaşadım, hayaller kurdum, insanlarla tanıştım. Kavgalar ettim onlarla ve ölmüş olsam bile kimse yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve öfkemi elimden alamaz artık.

Garanti Bankası'nın geçen sene, imparatorluk dönemine ait Osmanlı Bankası ana binasında açılan mekanı Salt Galata, 8 Temmuz'a kadar Tercüme Eden sergisine ev sahipliği yapacak. Daha önce Londra ve Tokyo'da düzenlenen bu serginin Türkiye ayağının küratörleri Charles Arsene-Henry, Shumon Basar ve Suna Kafadar.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun