Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Hayat Atölyesi



Toplam oy: 13
Murathan Mungan
Metis Yayınları

Murathan Mungan, çok yazan çok okunan yazarlardandır. Her yıl birden çok kitap yayınlar. Bunların bazılarına, özellikle roman türünde olanlarına özel önem verir tanıtımına yoğunlaşır ama bazılarını hemen hiç tanıtmadan okuyucunun himmetine bırakır. Özellikle şiir kitapları ve yazılarının toplamından oluşturduğu kitapları bu türden okurun arayıp bulması istenen kitaplardır. Neyse ki Mungan’ın sadık bir okur kitlesi vardır, o yeterince duyurmasa da kitaplarını alıp okurlar.

Murathan Mungan’ın yeni kitabı Hayat Atölyesi (Metis yay.) de bu tür üzerine düşmediği kitaplarından. Mungan her yazdığını kitaplaştırmayı seven yazarlardan. Yazdıkları dergi, gazete sayfalarında yitip gitmesin diye bir anlam içerecek toplamlar halinde kitaplaştırıyor. Hayat Atölyesi de bu tür bir toplam. Mungan’ın giriş yazısında belirttiği gibi Hayat Atölyesi adını 2002 yılında Milliyet Gazetesi’nin haftalık kültür-sanat ekinde tam sayfa olarak yayınlanan yazılarından alıyor. Gazetede yapmak istediği, “bir yazarın masasının üstünü, okuduklarını, seyrettiklerini, izlediklerini; bunların çevresinde örgütlenmiş gündelik yaşamını tam sayfa okura açan bir tür ‘kültür-sanat günlüğü’ tutmak”mış. Mungan bu arzusunu büyük bir oranda sayfasında gerçekleştirmiş. Okuduğu kitaplar, gittiği sergiler, dinlediği müzikler, seyrettiği filmlerden söz etmiş. Bu yazılardan Murathan Mungan’ın iyi bir entelektüel, dikkatli bir sanatsever olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Paylaştıkları gerçekten de kayda değer ve gündemi sıkı takip edemeyen okurlar için uzmanını elinden çıkmış bir tür sanat rehberi.

Murathan Mungan, bir yandan bilgilendirir, kendi ilgi alanlarına okurun dikkatini çekmeye çalışırken bir yandan da kendi okurunu ya da kendine yeni okurları eğitiyor. Sadece gazete yazılarından tanıyıp daha sonra kitaplarını okuyacak olanlar için bir tür ön hazırlık kursu gibi yazılar.

Murathan Mungan, yazıları derleyip kitaplaştırırken hem bir ön eleme yapmış, zamanın yıpratıcılığına dayanamayan, çok güncel bölümleri elemiş, hem de kimi düzeltmeler, kısaltmalar, eklemeler yapmış. Hayat Atölyesi, 17 Ocak 2007 tarihli yazı ile başlıyor. Sanırım burada bir yazım hatası var, doğrusu “17 Ocak 2002” olmalı. Merih Akoğul’un fotoğrafları, Yıldırım Türker’in dört dizesi, hazırladığı seçkilerden yola çıkarak eski bir dostu, eski bir anıyı yadetmesi, Bejan Matur’un, Erdal Öz’ün kitapları, bankamatikler, ve kitap kapakları ilk yazıyı (ilk sayfayı) oluşturan parçalar. Mungan’ın tatlı dilli, güler yüzlü bir anlatımı var. Bugün okuduğumuzda gündemden çoktan düşmüş kitaplardan, şarkılardan, filmlerden söz etse de keyifle okuyorsunuz. Yazdıklarında bir tür günlük tadı var. Hızla ve keyifle okunuyor.

Ama bu keyifli okumaya, Hayat Atölyesi’ne ulaşabilmeniz için 129 sayfa geçmeniz gerek. Bu 129 sayfada “İstediler Yazdım”, “Sordular Söyledim” başlıklı iki bölüm halinde çeşitli konularda, çeşitli nedenlerle Murathan Mungan’dan istenen yazılar, soruşturma cevapları, yazılı açıklamalar, demeçler var. Bu ilk iki bölümün gerekliliğini anlayabilmiş değilim. Sanırım Mungan, kendisi giriş yazısında aksini belirtse de, başta dediğim gibi “yazdığım hiçbir şey derlenip toparlanmadan, kitaplaşmadan kalmasın” istiyor, bana pek gerekli gelmese de yazar açısından haklı bulunabilecek bir istek. Peki, bu derlemenin yeri burası mı olmalıydı? Sanmıyorum, Hayat Atölyesi’nin güzelliği kendi içinde oluşturduğu parçalı bütünlük, günlük havası. İlk 129 sayfa ne yazık ki bu bütünlüğü bozuyor. Bu düzenleme, bu yazıların kitabın başında yer alması, ilk iki bölümde yorup, okurun kitabın esasını oluşturan Hayat Atölyesi bölümüne ulaşmasını engelleyebilir, geciktirir, kitabı yarıda bırakmasına bile neden olabilir. Murathan Mungan gibi kitabı bir bütünlük olarak gören, kapağından, içindeki yazının puntosuna kadar ince ince düşünen bir yazarın böyle bir bölümleme yapmış olması dikkate değer. Size önerim, işe esastan, okumaya 135. sayfadan başlayın. Deneme, günce tadında hoş bir kitap okuyun. Sevdiğiniz yazarı daha yakından tanıyın, eserlerine yakınlaşın. Onun önerdiği kitapları, şarkıları, filmleri araştırın, peşine düşün. Boş bir zamanınızda da ilk iki bölüme göz atın. Hoşunuza giderse okuyun.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Brian Arthur, ekonominin temel yasalarını sorgulayan çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamıdır. Mühendis kökenli bir ekonomist olarak hem meslektaş hem 1980’li yılların Viyana’sından hemşehri oluruz.

Çağdaş Latin Amerika edebiyatının en önemli temsilcileri arasında sayılan Roberto Bolano’nun –her anlamda- dev eseri 2666 şubat ayında Türkçeye çevrilmişti. Her anlamda dev eseri derken hem içeriğini hem de 1000 sayfalık fiziksel hacmini kast ediyorum. Zaten bu hacim nedeniyle roman hakkında yazmayı biraz geciktirdim.

Hayır, öyle bitmiyor. Yüzlerce sayfa süren kalp çarpıntısı, gelgit, kaçıp kovalamaca,  Mr. Darcy'nin Elizabeth'e evlenme teklifi etmesiyle son buldu ve perde kapandı, son yazısı belirdi, kitabın arka kapağına ulaştık diye hikaye bitti sanıyoruz. Çok yanılıyoruz. Aslında devamı var, görmediğimiz odalarda, okumadığımız sayfalarda bir şeyler olmaya devam ediyor.

Yıllar önce öldüm ben ve şimdi bir mezarın arkasından konuşuyorum sizinle. Kısa bir ömrüm oldu, yirmi sene bile sürmedi hayatım; buna rağmen yaşadım, hayaller kurdum, insanlarla tanıştım. Kavgalar ettim onlarla ve ölmüş olsam bile kimse yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve öfkemi elimden alamaz artık.

Garanti Bankası'nın geçen sene, imparatorluk dönemine ait Osmanlı Bankası ana binasında açılan mekanı Salt Galata, 8 Temmuz'a kadar Tercüme Eden sergisine ev sahipliği yapacak. Daha önce Londra ve Tokyo'da düzenlenen bu serginin Türkiye ayağının küratörleri Charles Arsene-Henry, Shumon Basar ve Suna Kafadar.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun