Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

İçinde Mevlana Yer Alan Testi



Toplam oy: 7
Testiler şarkı söylemezler, emeklilikte yaşa takılmazlar, ayakkabılarını giymek için baş parmaklarını topuk ile topuk arasına sıkıştırmazlar. Hele bir de gece olduğu vakit geceye bir değer atfetmezler, gece testiler için gecedir, bahar da bahar.

“Testi içindekini sızdırır”

Mevlana

 

Çocuklar öldüğünde dünyadaki rüyalar da azalıyor olabilir. Dünya üzerindeki rüyalar azalınca da benim uyku sürem düşüyor. Testiyle bakışmamızın üzerinden tam 7 saat geçti. Tekli koltuğun karşısında kütüphanemin yanında, masamda üzeri başka çağlardan gelmiş gibi desenlerle bezeli bir testi bulunuyor.

 

Bu testi masanın hep aynı noktasında durmaktadır. Öyleyse o testiye güneş hep aynı taraftan doğar. Odaya biri girdiğinde o testi açısından değerlendirildiği takdirde hep aynı yönden insan yaklaşmaktadır.

 

Testi dudaklara doğru eğim kazanma niteliğini yitirdi. O halde bu masanın hep aynı köşesinde yer alan testiyi motive eden temel unsur nedir? Elbette bir gün kırılacak olma ihtimalidir. Tıpkı testinin bulunduğu odaya devamlı surette aynı açıdan giren insanlar gibi. Onlar da bir kırılma yaşamak için depar atar dururlar. Kendilerini mesailere, ideolojilere, aşklara bölerler ve ruhlarında caferi yaralar almak üzere çileye talip olurlar. İşte odaya ansızın aynı açıdan dalan insanlarla ortak özelliği budur testinin. Testiler şarkı söylemezler, emeklilikte yaşa takılmazlar, ayakkabılarını giymek için baş parmaklarını topuk ile topuk arasına sıkıştırmazlar. Hele bir de gece olduğu vakit geceye bir değer atfetmezler, gece testiler için gecedir, bahar da bahar. Testilere Kuran’dan ayetler indirilmemiştir. O bakımdan dudağa doğru bir eğim kazandıklarında ve sonrasında ayakkabılar onlardan uzaklaştığında uzun süre bekletilmiş canavarlara dönüşme riski barındırmazlar.

Testinin karanlığı
Bir testinin önce incelip sonra da genişleyen iç kısmı her hâlükârda karanlıktır. İçine su da koysan karanlıktır, şarap da. Belki testinin göğsündeki sıvıyı sökmek ve karanlığı sona erdirmek mümkündür. Belki tarlalarda ağaç diplerine bırakılan testi, karıncaların tapınağı olmuştur. Belki sonra tarlalar bölüşülmüş testi kız kardeşte kalmıştır. Belki o kız kardeş babaanne olmuştur. Babaanneye torunlar uğramıştır. Karıncaların topraktan kaldırılan tapınağı, babaanne ölünce bir torun tarafından fark edilip usulca alınmıştır. O torun sırlarını dudaklarını yaklaştırarak o testinin içine anlatmıştır.
Allah her yerdedir. Testinin içinde de Allah vardır. Kız dudaklarını testiye yaklaştırdığında her yerde olan Allah, orada da bulunmaktadır. Bir dua oluyordur belki testiye yaklaşan dudakların bıraktığı sırlar.
Testiye dönüyoruz. Uzun uzun bakıyoruz. Testiye uzun uzun bakmanın mertebesine erişiyoruz. İçimizde sıvıların, yarım kalmış duyguların, kaçınılmaz karanlığın olduğunu hesap ederek. Ölçü ve tartı aletlerinin uzantısı olarak. Kendim ile testi arasında uzayıp kısalarak. Çok özleyeceğim şeylerin ölüsünü dilenerek. Televizyonun merhametine, Edison’un insafına muhtaç. Korku dolu, Allah dolu. Bir testinin karşısında ezilip büzülüyoruz. Utanç duyuyoruz testiye bakarken. O tamamen bir testi, ben ise testi karşısında terleyen, her mevzudan gazi olarak ayrılmış.
Bütün bu olanlardan hazza meyleden bir acı duyuyorum. Çünkü testide biraz da benden var. Beni çevreleyen her şeyin içinde birazcık benden var. O yüzden bazen mutfakta bir tezgâhın üzerinde çürüyorum bazen salonda bir bacağım kırılmış oluyor bazen de bir çöpe özensiz bir şekilde yerleştiriliyorum. Testide biraz da benden var. Testide birazcık benden çok var. Testide benden epey var.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Ali Işık üçüncü öykü kitabını neşretti: Uzaklık Yaralar. Özellikle ikincisine göre bu kitabının postmodern uygulamalar anlamında daha “seyrelmiş” olduğunu gördüm. Görece daha serbest, daha sade bir anlatıma sahip Uzaklık Yaralar.

 

Yayın dünyasıyla ilişkiniz nasıl başladı?

 

İlk, orta, lise, üniversite eğitim hayatımızın kaçınılmaz bir parçasıdır tarih. Zaten Türk olanın, Türkiye’de yaşayanın öyle ya da böyle tarih bahsi, tarih bilinci ya da tarih tartışması içermeyen bir hayatı olabilir mi?

Köpekler İçin Gece Müziği’nin ilk baskısı Can Yayınları arasından 2014’te çıkmış. Yeni baskısıysa, Ocak 2020’de Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Bu arada üç baskı yapmış kitap. Faruk Duman dikkat çeken bir romancı… Köpekler İçin Gece Müziği’nin okuyucu üzerinde negatif etkiye neden olduğu söylenebilir. Roman bitince okuyucu merak içinde kalıyor. Bu arada epey hırpalandığını da düşünüyor.

Doksanlı yıllarda şiir hakkında yaptığım okumalarda “imge” kavramı farklı bağlamlarda o kadar çok karşıma çıkmıştı ki 2000’lerin başında bir arkadaşım bana “İmge nedir?” diye sorduğunda “Bilmiyorum” demekten başka çarem kalmamıştı. İmge, simge, eğretileme kavramlarının birbirleri yerlerine kullanımına çok şahit olmuştum mesela.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta