Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

İntibah'ın iki yeni basımı



Toplam oy: 8
Türkçe klasik eserlerin Latin harflerine aktarılarak yayımlanması hız kazanarak devam ediyor; ama metinlerin bugünün okuruyla “nasıl” buluşturulduğu önemli bir mesele...

19. ve 20. yüzyıl başında yazılmış Türkçe klasik eserlerin Latin harflerine aktarılarak yayımlanması son zamanlarda hız kazanarak devam ediyor. Birçok yayınevi klasikleri gündeme taşımaya başladı. Bu eserlerin bugünün okuru için nasıl yayıma hazırlanacağı da yavaş yavaş bir tartışma konusu halini aldı. Burada hem sadeleştirilmiş hem de eleştirel basımlar yapan yayınevleri olduğu gibi, sadece sadeleştirilmiş ya da Arap harflerinden Latin harflerine aktarılmış metinleri notlayarak yayımlayan yayınevleri de var.

19. yüzyılın Tanzimat dönemi roman örneklerinin başında yer alan Namık Kemal'in İntibah'ının da geçtiğimiz günlerde iki ayrı yayınevi tarafından yeni basımı yapıldı; neredeyse eşzamanlı olarak. Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan İntibah, eserin Namık Kemal'in sağlığında yapılmış üç baskısının karşılaştırılması ve bu karşılaştırma sonucu eksik kısımların tamamlanmasıyla oluşturulmuş. Eseri yayına hazırlayan Şule Ayva şöyle diyor: “1873 yılında Vatan yahut Silistre sahneye koyulduğunda halkın coşkusu devrin siyasetçilerini ürkütmüş ve Namık Kemal, Magosa’ya sürgüne gönderilmiştir. Bazı eserlerini ve makalelerini burada kaleme alan Namık Kemal, arkadaşı Faik Reşad’a yazdığı mektupta şöyle demiştir: ‘Son Pişmanlık unvanlı bir hikâye yazıyorum. Mukaddimesine bu bahis zemin oluyor. Yakında basılacaktır, görürsün.’ Eski şiirin tenkidi bahsinin geçtiği bu mektup, Ömer Faruk Akün’ün tespitiyle 1873 sonlarıdır. Arkadaşları ve babasıyla yaptığı yazışmalara göre 1874-1875 yıllarında Maarif Nezareti’nden kitabın basımı için ruhsat alma süreci devam etmiş ve 1875 sonlarında bu ruhsat alınmıştır. Eser, ismi değiştirilerek Namık Kemal’in sürgünden dönüşünden 11 gün sonra, 30 Haziran 1876’da yayımlanmıştır. 3 cüz hâlinde yapılan bu ilk baskıda Namık Kemal’in adı yoktur. İhtimal ki eserin basımına o sürgündeyken başlanmış, bu sebeple müellifin adı yazılmamıştır. Bunu takip eden ve çoğu taklit olan eserlerde de müellif adı bulunmamaktadır. Namık Kemal daha sonra (1879) bu eser için bir önsöz yazmış ve orada roman hakkındaki görüşlerine yer vermiştir.” Ayrıntı baskısında, günümüzde kullanılmayan kelimelerin parantez içinde karşılıkları verilmiş, ayrıca sayfa altlarında notlamalar yapılmış.

İntibah'ın diğer yeni baskısı da, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yapıldı. Bu kez eseri yayına hazırlayan isim Refik Durbaş. Uygulamaya kaynak alınan özgün eserin Atatürk Kitaplığı kayıtları künyede belirtilmiş ama romanı günümüz Türkçesine aktaran Durbaş, bunu yaparken eserin hangi baskısını esas aldığına ya da nasıl bir imla sistemi kullandığına dair bir açıklamada bulunmamış. Dolayısıyla kitabın hangi nüshadan yola çıkılarak Latin harflerine aktarıldığını bilmiyoruz. Dil içi çeviride nasıl bir yöntem izlendiği, cümlelere ve yazarın üslubuna müdahale edilip edilmediği de belirtilmemiş. Refik Durbaş'ın önsözünde, Namık Kemal'in İntibah'ı ile Ahmet Mithat Efendi'nin aynı dönemde yazdığı Dürdane Hanım arasında benzerlikler olduğu da söylenmiş, fakat benzerliğin hangi açıdan olduğu üzerinde fazla durulmamış: "Roman o yıllarda moda olan romantizm akımının etkisiyle kaleme alınmıştır. Romanın başında yer alan uzun Çamlıca tasviri ve hüzünle bitmesi romantizm etkisinin açık bir kanıtıdır. Bu açıdan Ahmet Mithat Efendi'nin yazdığı Dürdane Hanım romanına da birçok yönden benzerlik göstermektedir.” Her iki eser de romantizmden izler taşısa da, İntibah ile Dürdane Hanım'ın neden yan yana getirildiği üzerinde daha detaylı durmak konuyu açıklığa kavuşturmak açısından faydalı olabilirdi. Ama kitap boyunca, sayfa sonlarına notlar ve açıklamalar ilave edilmiş.

Arap harfli metinlerin Latin harflerine aktarılması bugün önümüzde bir sorun olarak karşımızda durmaya devam ediyor. Buna dair yeni tartışmaların yapılması gerekli; çünkü metinlerin bugünün okuruyla nasıl buluşturulacağı önemli bir mesele. Bu meseleyi birlikte düşünerek, ortak kararlarla aşmak dileğiyle...

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

İstisna ve Kayboluyorsun romanlarıyla tanıdığımız Christian Jungersen, kariyerinin ilk romanı Çalılık’ta, yaşlı bir adamın inançlarına ve hayatında yaptığı seçimlere dair nefes kesici bir hikaye anlatıyor... Çalılık, iki erkek –Paul ve Eduard– arasında yaklaşık 70 yıl boyunca süren karmaşık ama yoğun bir ilişki etrafında kurgulanmış.

Sinema meraklıları hatırlayacaktır; 1984’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan, yönetmenliğini Wim Wenders’ın üstlendiği Paris, Texas filminin esin kaynağı, Sam Shepard’ın kaleme aldığı Motel Günlükleri’ydi.

Kütüphaneler ve okur-yazarlık üzerine düşünen, dört yıl boyunca Borges’e kitaplar okuyan, Ahmet Hamdi Tanpınar hayranı Alberto Manguel’i hepimiz biliyoruz; hatta bu ismi, 2015 yılında bir söyleşi için geldiği Boğaziçi Üniversitesi’nde dinleme şansı bile bulmuştuk.

1963 doğumlu İsviçreli yazar Peter Stamm, çağdaş Almanca edebiyatın başarılı isimlerinden. Romanları, tiyatro eserleri, radyo oyunları ile tanınıyor, pek çok ödülü var. Muhasebecilik ile başlayan hayatının yönünü –bir süre psikiyatri çalıştıktan sonra– edebiyata ve gazeteciliğe çevirmiş; edebiyatıyla günümüz meselelerini, insan ruhunun bugünlerde yaşadıklarını anlatmaya çalışıyor.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.