Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

İroni’nin İlham Verici Yıkıcılığı



Toplam oy: 17
Gücünü rahatsız ediciliğinden alan ironiye niçin ihtiyaç duyuyoruz? Bir yazarı söylemek istediğini doğrudan ifade etmek yerine ironiye yönelten temel sebep nedir? Eski Yunanca’da “kandırmak” anlamına gelen bir fiilden türetilen ironi, tutarsız ve parçalanmış zihinlerimizi ifade etmenin en doğru enstrümanlarından biri çünkü.

Bir metni nasıl anlamalıyız? Metinde geçen kelimelerin tek tek anlamlarını bir araya getirerek bir metni anlayabilir miyiz? Keşke bir metni anlamak bu kadar basit olsaydı değil mi? Niçin ihtiyaç duyuyor insanlar ironiye? Yani bir yazar ne söylemek istiyorsa onu ifade etmiyor da niçin Eski Yunanca’da “kandırmak” anlamına gelen bir fiilden türetilen “eironeia”dan kaynaklanan ironiye başvuruyor? Öncelikle tutarlı ve bütünlüklü bir zihin dünyasında yaşamıyoruz. İster istemez bu parçalanmışlığı ve tutarsızlıkları da yazdıklarımızda ifade etmek zorundayız. İroni de bunu ifade edeceğimiz doğru enstrümanlardan biri.

 

Kierkegaard, Sokrates’ten okur ironiyi. Sokrates ise hakikati kendi inşa etmektense sorular sorarak muhatabının zihninden doğmasına aracılık eden bir ebe olduğu için ironiye sık sık başvurur.

 

Yıkıcıdır ironi. Hz. İbrahim’in putları kırıp, baltayı en büyük putun boynuna asarak “o kırdı” demesi ironidir. Anlama değil öteki anlama odaklanır ironist. “Putlar güçsüz” demektense bir puta diğerlerini kırma gücü atfederek insanların onlarla ilgili iddialarını sorgular. Yani söylenene değil dışlanana, yok sayılana yöneltir dikkatleri. Bu amaçla ironist ya kelimelerle oynar ya durumla yahut da diyalogla. Kelimelerin anlamlarıyla, durumların ve diyalogların bağlamlarıyla oynar. Başka bir bağlamda düzanlamda okumamız gereken bir metin ironistin kaleminden çıktıktan sonra eski haline dönemeyecek kadar bozulmuştur. Onları yapanlar tarafından itiraf edilemese de putların acziyeti bir şekilde ayyuka çıkmıştır artık. Bu açıdan yazılımlardaki virüsler gibidir ironi.

 

İronist ise anlamı hackleyerek metni inşa eder. Zira anlamı sorgulamanın yolu onu hacklemekten geçmektedir.

 

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Türk edebiyatında ironi deyince akla gelen metinler arasındadır. Ayrıca Oğuz Atay’ın roman ve öyküleri, Orhan Kemal’in Murtaza’sı ve Tersine Dünya’sı, Haldun Taner’in pek çok öyküsü ve Ramazan Dikmen’in bazı öyküleri, ironi deyince akla gelen ilk Türk edebiyatı örneklerindendir. Dünya edebiyatında da Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’ı, Kafka’nın pek çok öyküsü, Jonathan Swift’in Gülliver’in Seyahatleri, Giovanni Pappini’nin Gog’u, Kurt Vonnegut’un Şampiyonların Kahvaltısı, Douglas Adams’ın Otostopçunun Galaksi Rehberi ironik edebiyatın önemli eserleri arasında sayılır.

 

İroni gücünü rahatsız ediciliğinden alır. Rahatsız ediciliği ise söylenmesinin yasak yahut fark edilmeyecek denli “normal” kabul edilen bir durumdaki çarpıklığı deşifre etmesinden kaynaklanır. Yasak ne kadar güçlü yahut çarpıklık ne kadar normal kabul edilirse ironi o denli güçlüdür.

İRONİNİN İLK 11’İ
İroni Kavramı - Soren Kiergegaard
Komik Edebi Türler-Parodi, Satir ve İroni -
Oğuz Cebeci
İroninin Retoriği - Wayne C. Both
Olumsallık İroni ve Dayanışma -
Richard Rorty
Tarihin İronileri- Stuart Hall
Propaganda Mizah ve İroni - Gül Esra Atalay
İroni ve Roman - Abdülhakim Tuğluk
Cogito Dergisi İroni Özel Sayısı 57. sayı
Saatleri Ayarlama Enstitüsü -
Ahmet Hamdi Tanpınar
Eristik Diyalektik: Haklı Çıkma Sanatı -
Arthur Schopenhauer
Sophokles’ten Stoppard’a İroni ve Dram
Sanatı - Belis Güçbilmez

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Neredeyse her ülkede 150 milyonu aşkın abonesi var; kendi televizyon şovlarını, dizilerini, filmlerini yapıyor. Son dönemde Türkiye’de insanların film izleme alışkanlığını değiştirdi. Artık pek fazla uğraşmak istemiyoruz ve onda ne varsa onu izliyoruz.

Karantina, sokağa çıkma yasağı, kısıtlamalar, “evde kal” çağrıları derken, tüm dünya olarak daha önce deneyimlenmemiş çok ilginç zamanlardan geçiyoruz.

Dünya yolculuğunun ara durakları var ve biz ana rahminden sonraki duraktayız. Dünyada. Şair, “insan nerenin yerlisidir?” diye soruyor. Çünkü insan yerleşmeye eğilimli, buna ihtiyaç duyan bir varlık. Bir yere yerleşti mi hemen ora ile ünsiyet kuruyor ve bir daha ayrılmak istemiyor.

Dünyayı kasıp kavuran bir salgının içine düştük. Dünya tarihinde isimleri farklı olsa da buna benzer salgınlar yaşandı. Hepimizi ölümle ve yaşadığımız hayatla yüzleştiren bir sürecin içindeyiz. Şimdiden korona sonrası dünyanın nasıl bir sosyolojik, psikolojik dönüşüm yaşayacağına dair tezler ortaya atılmaya başlandı bile. Bekleyip göreceğiz.

Kulis

Postmodern Öykü Denince: Jorge Luis Borges

ŞahaneBirKitap

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Editörden

Dünyanın çehresini değiştiren en büyük seyahat, bir odada, bir kitabın yoldaşlığında yapılan seyahattir. Kitaplardan en çok yola çıkmasını öğrenebiliriz. Ola ki hoyrat bir karakterle birlikte seksen günde dünyanın çevresinde devri daim eder, aklımızın eremeyeceği sırlara vakıf oluruz. Her yolculuk, insanın kendi içine attığı adımı biraz daha kuvvetlendirir.