Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Kutsalın ölümü



Toplam oy: 797
Meltem Arıkan
Akılçelen Kitaplar
Meltem Arıkan, bu devrin çocuklarına dünyayı ve onu döndüren düzeni anlatıyor.

Sizin de aklınıza bazen Tanrı'nın bir yerlerde yanlış yaptığına ya da bir şeyleri yönetemediğine dair fikirler gelmez mi? Aklımın başıma erdiği zamandan bu yana, bir şekilde sürekli didiştiğim Tanrı'nın varlığından, günahsız çocukların öldürüldüğü sabahlarda daha çok şüpheye düşüyorum. Acaba diyorum Tanrı uyuyor mu? Dünyanın sonu bizim yaşadığımız şimdiki zamanda saklıysa eğer, kıyamet sen de kop kopacaksan. Peki ya, Tanrı yarattığı şeyden memnun kalmayınca intihar etmiş olabilir mi? Kutsalın ölümü mümkün mü?

 

Meltem Arıkan'ın son romanı Erospa’da da yarattığına dönüşen ve gaddarlaşan Tanrı'nın yarattıklarının dünyayı nasıl yok edebileceğini görüyoruz. Önceki kitaplarında daha gerçekçi yazan, ama ufak tefek fantastik kurgulara da yer veren Arıkan, bu sefer tamamiyle fantastik bir kurguyla okurlarının karşısında. Erospa'da zamanın dışındaki bir anın içerisinden bu devrin çocuklarına dünyayı ve onu döndüren düzeni anlatıyor.

Aşk Tanrıçası anlamına gelen Erospa, romanın içerisindeki en güçlü kahramanlardan biri aynı zamanda. Yalnız bu romandaki güç, bir iktidar ya da zenginlik ifadesi değil; bilgi anlamına geliyor. Böylece Erospa, 21. yüzyılda en büyük gücün bilgide olduğunu vurguluyor. Öte yandan, insan ve devlet bütün bilgiye sahipmiş gibi davransa da, aslında yeryüzündeki bilginin çok azına sahip. 

 

Arıkan'ın Erospa'sında dünyanın kurucuları yer alıyor. İnsanı proglamlayan ama insanın oyununa gelmeye ve insanlaşmaya başlayan Tanrı'nın, yarattıklarıyla baş edemediği noktada dünyanın sonunun nasıl yaklaşabileceğine dair bir fikir sunuyor. İşlere el koyan ise Ana Tanrıça oluyor. Hackerlardan destek alarak kurtarabileceğine inandığı 1'lerden ve 0'lardan oluşan sistemin devam etmesi yüzde 1'den daha düşük bir ihtimal. Sıçrayarak giden hikayeyi okurken kendinizi bazen bir dizinin içerisinde gibi hissediyorsunuz. İsimler ve zaman sıçramaları aklınızı biraz karıştırsa da, kahramanlar ve mekanlar günümüz yabancı dizileriyle haşır neşir olanların okurken gözlerinin önünde canlandırabilecekleri netlikte. 

 

Birçok alanda edebi ve akademik eserler veren Meltem Arıkan yıllardır bütün yazdıklarında ifade özgürlüğünü ve kadın haklarını savunuyor, ataerkil sistemle mücade ediyor, sansüre ve çocuk istismarına karşı duruyor. 2004 yılında yayınlanan Yeter Tenimi Acıtmayın romanı, dile getirdiği ensest ilişki nedeniyle, Türk aile yapısını feminist bir anlayışla yıkmaya çalıştığı suçlamasıyla Başbakanlık Küçükleri Muzur Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından yasaklanmış ve toplatılmıştı. Fakat kitabı için verdiği hukuk mücadelesini kazanan Arıkan aynı yıl aynı eseriyle Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü'ne layık görüldü. Meltem Arıkan'ın 2011 yılından bu yana makaleleri News Junkie Post, Index On Censorship, News Junkie Post, Archetype in Action Organization, Safe World for Women gibi internet portallarında yayınlanmaya devam ediyor. Arıkan’ın kaleme aldığı Galce-Türkçe oyun da önümüzdeki günlerde Galler'de sahnelenecek.

 

 


 

 

* Görsel: Ece Zeber

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Bir deste gül ne işine yarar

Onun yerine, gel benim gülistanımdan bir yaprak al

Gül ancak beş altı gün yaşar

Bu gülistan daima ter-ü tâze durur

(Sâdi)

 

Gerek akademik, gerek edebi, gerek felsefi, hatta irfanî kaynaklara baktığımızda, delilik üzerine sayfalarca, kitaplarca, ciltlerce yazıldığını rahatlıkla görebiliriz. Şairler de bolca bahseder delilikten, Doğu kültüründen Batı kültürüne hemen hemen tüm düşünürler, filozoflar, velîler de.

Gündelik hayatta sık sık kullandığımız iki söz ediminin birbirlerine yakınlıkları da dikkat çeker: Söz vermek ile yemin etmek. Gerçi söz vermenin seküler, yemin etmenin ise kutsal olandan hareketle anlamlandırılabileceği ileri sürülebilir. Buna göre söz vermede kişi kendi itibarını pey sürmektedir. Sözünü tutamazsa itibarını yitirecektir.

Yaşar Nabi’nin yayımladığı ilk kitaptı Otuz Beş Yaş

 

Tür olarak deneme, bir Rönesans armağanı. Montaigne gibi kalemi ile öznelliğin dibini de bulsa Bacon gibi nesnellik kaygısını da öne çıkarsa işin bir ucunda bireyciliğin doğuşu var.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.