Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Ölüm üzerine yalnız konuşmalar



Toplam oy: 530
Andres Neuman // Çev. Gökçegül Küçükkaya
Soyka Yayınevi
Mario'nun ölümcül hastalığının ailesini nasıl etkilediğini irdeleyen Yalnız Konuşmalar'ın en büyük başarısı, trajik bir olayı hiçbir abartıya yer vermeden anlatması.

Andres Neuman’ın Türkçeye çevrilen ilk eseri Yalnız Konuşmalar, ölüm üzerinden aşkı, cinselliği, hastalığı, aile bağlarını, gençliği ve yaşlılığı, mutluluğu ve üzüntüyü, saflığı ve suçluluğu irdeliyor. Ölümcül bir hastalığı olan ve günden güne daha da kötüleşen Mario’nun çevresinde gelişen hikayede, bir çekirdek aile mercek altına alınıyor ve bu sayede hem erkek, hem kadın, hem de çocuk bakış açısıyla, kavramlar ve duygular farklı yönleriyle sorgulanıyor.

 

“Bir ölüm kaç kişiyi etkiler? Hangi duyguları uyandırır?” sorularını sorduran roman, Mario’nun eşi Elena’yı evde bırakarak oğlu Lito ile birlikte bir yolculuğa çıkmasıyla başlıyor. Hastalığını ve ölümünü kabullenmiş bir baba bu yolculukla oğluna veda etmeyi planlıyor. Babasını grip sanan oğul ise, terslikleri sezmesine rağmen, durumu çocuk saflığıyla karşılarken, eşini kaybetmekte olan anne yaşadığı duygu karmaşasından kaçış yolu olarak kocasını aldatmayı buluyor. Yazar, ne derinlemesine daldığı ne de yüzeysel kaldığı bir dille okuyucuya bu öyküyü sunuyor işte.

 


Ölümcül bir hastalığı olan ve günden güne daha da kötüleşen Mario’nun çevresinde gelişen hikayede, bir çekirdek aile mercek altına alınıyor.

 

 

 

Neuman’ın en büyük başarısı, trajik bir olayı hiçbir abartıya yer vermeden anlatması. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, Yalnız Konuşmalar karakterlerin iç hesaplaşmalarını, birbirlerine söyleyemediklerini de kapsıyor. Farklı durumlar arasında bağlantı kurmaya çalışmayan yazar, okurunun kendi bağlantılarını kurmasına imkan vererek onu da hikayeye katmış oluyor. Kitabın anlatımının yalın olması, hikayenin günlük dille aktarılması okuyucuyu zorlamadan yaşananların içine çekiyor. Okuyucunun kendisini her karakterin yerine koyabilmesi ise yazarın bir diğer başarısı... 

 

Arjantinli yazar, şair, çevirmen, gazeteci ve blogger Andres Neuman’ın bu romanı, 1999’dan beri yazdığı romanların beşincisi olma özelliğini taşıyor. 2012’de Arjantin’de yayınlanan roman, Neuman’ın Türkçeye çevrilen ilk romanı. Eserleri 22 dilden okura ulaşan ve şiir kitaplarının yanı sıra aktif olarak yazdığı Microrreplicas adında bir blogu da bulunan yazar, 2010 yılında İngiliz Granta dergisi tarafından “tüm dünyada İspanyolca yazan en iyi 22 yazar” arasında gösterilmişti.

 

 

 


 

 

* Görsel: Uğur Altun

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Ağaçlar’ın dilinden anlıyor muyuz? Yazıldığı dil Almancayı kastetmiyorum elbette, bu yazıda üzerinde duracağım dil evrensel, doğanın dili. Peki ağaçların sesine kulak vermemize vesile olan şey ne? Bir kitap. Hermann Hesse’nin bütün eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan Volker Michels tarafından derlenmiş Ağaçlar dilimize çevrilerek Kolektif Kitap etiketiyle okura sunuldu.

Aynur Dilber’in ilk öykü kitabı Az Hüzünlü Bir Yer (İz Yay. 2018), gerçekçi ve gerçeküstü tarzda öyküler içeriyor. Ben kendi payıma, kitaptaki gerçeküstü öyküleri daha çok beğendim. Bu beğeninin elbette öznel bir tarafı var ama gerçeküstü öyküleri neden daha çok beğendiğimi kendime sorduğumda, bunun tek sebebinin benim edebiyat zevkim olmadığını itiraf edeyim. Ne demeye çalışıyorum?

Adalet Ağaoğlu’nun eylülde Everest’ten çıkan kitabı Düşme Korkusu adını taşıyor. Bir kitabın ismi içeriğinden bağımsız olabilir, Gülün Adı buna güzel bir örnektir; bazı isimler içeriğe dair ipucu verebilir, bazıları ise tamamen o isim üzerine inşa edilebilir. Düşme Korkusu son gruptan.

I. Dünya Savaşı’nı takip eden günlerde, İrlandalı genç bir meteoroloji uzmanı, Antartika’daki kuş uçmaz kervan geçmez bir adaya bir yıllığına tayin edilir. Onu bırakacak olan gemi, bir önceki meteoroloji uzmanını alıp dönecektir ancak adada karşılaştıkları tek insan, tuhaf ve yabani deniz feneri bekçisi olur.

Birçok edebiyatçı intiharı temalaştırıp yazı ve şiirlerinde kullanmış ama bazıları onu metnin dışına taşıyarak bizzat tecrübe etmiştir. Ölümün sınır uçlarında gezinen ve kendi iplerini kendi kalemleriyle çeken bu edebiyatçılar yazdıkları metinlerle, arkalarında bıraktıkları notlar ve şiirlerle boğazda kalan bir düğüm gibi atılıyor hayatın sayfasına.

 

Söyleşi

UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi'ne alınan Dede Korkut Hikâyeleri hem Türkler hem dünya kültür tarihi için niçin bu kadar önemli?

 

ŞahaneBirKitap

Svetlana Aleksiyeviç, "yepyeni bir edebi tür" olarak tanımlanan, uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

Editörden

Masalların hayallerden beslenen, gerçeklerin dünyasından ayrılan garip bir zemini var. Gerçeklerin dünyasından ayrılsa da, her masal kendi gerçekliğini, daha önce duymayıp, görmediğimiz bir hakikati bize fısıldar. Hakikatin bambaşka yollardan geçebileceğine inandırır; zengin hayaller peşinde, sınırsız âlemlere yolculuk etmenin anahtarlarını sunar bize.