Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

PAYİTAHT-I ZEMİN’İN (DÜNYANIN BAŞKENTİNİN) PLAN VE HARİTALARI



Toplam oy: 671
Ayşe Yetişkin Kubilay
Denizler Kitabevi

Coğrafyayı anlamak için harita olmazsa olmazdır. Harita kelimesi Grekçe “chartestir”den Arapça yoluyla dilimize geçmiş, harita kelimesinin harta, hartı şeklinde kullanımı da muhtemelen Piri Reis ile gelişmiştir.

Türkler’in harita ile ilgisi Kaşgarlı Mahmud’un Divânü Lugati’t-Türk’teki dünya haritası ile başlar. Fatih, dünyanın haritalarını çizdirmiş, Türk haritacılığı Piri Reis ile zirveye çıkmıştır. İstanbul’da “esnâf-ı haritacıyân” adı verilen, birkaç dil bilen topluluk hazırladıkları haritaları gemicilere satarlardı. Ancak haritacılık bizde Batı’da olduğu gibi fazla gelişmemiş, Osmanlı İmparatorluğu’nun ve İstanbul’un haritalarının çoğu Avrupalılar tarafından çizilmiştir.

Batı’da bir şehirle, bir devletle, herhangi bir olayla, bir savaşla veya bir konuyla ilgili haritaların bir araya getirildiği birçok kitaba rastlarsınız. Ancak bizde bu tür kitaplar yok gibidir. Payitaht-ı zemin, yani dünyanın başkenti İstanbul’un 1422-1922 yılları arasında muhteşem görüntülerini içeren 100 harita ve plan Denizler Kitabevi tarafından “İstanbul Haritaları, 1422-1922” adıyla yayınlandı. Christoforo Buondelmonte’nin 1422 yılındaki planıyla başlayan kitap, 1922 yılına ait Jacques Pervitich’in sigorta haritasıyla sona eriyor. Harita ve planlarda İstanbul’un birbirinden muhteşem görüntüleriyle karşılaşıyoruz. Bu haritalar aynı zamanda İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethinden sonra Türk idaresindeyken nasıl büyüyüp geliştiğini gözler önüne seriyor. İstanbul’un birbirinden muhteşem bir şekilde gözler önüne seren Sebastian Münster’in 1544’te, Braun-Hogenberg’in 1572’de, Jean Baptist Liebaux’un 1705’de, Johann Baptist Homann’ın 1730’da, Georg Matthaus Seuter’in yine 1730’da yayınladığı haritalar ile 1750’de yayınlanan ve yayıncısını bilmediğimiz anonim harita mutlaka görülmeli.

Erhan Afyoncu

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

1970’lerde Tutunamayanlar yayımlandığında edebiyat kamuoyunda derin bir sessizlikle karşılanmıştı. Bunun nedenleri epeyce tartışıldı ancak şurasını hatırlatmakta fayda var: Kalbi bu dünya için fazla hassas olanların sayıca artıp toplumda daha görünür olduğu dönemler ile Oğuz Atay’ın kitabının tanınıp bilinirliği arasında doğrudan bir ilişki var.

Silvan Alpoğuz: Postmodern ve politik

 

Bolaño, Şili’nin başkenti Santiago’da dünyaya gelmiş. Çocukluk yılları çeşitli kentler, birbirine karışmış kültürlerin içinde geçmiş. Gençlik yıllarının başında Meksika’ya göçmesi onun edebiyat serüveni için bir kırılma noktası olmuş. Meksika’daki entelektüel ortamlarda Latin Amerika Edebiyatı’nı sulayan birçok yerli akımı araştırma imkânı bulurken, şiir eskizlerine bu yıllarında başlamış.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Kadın kahramanlar içinde bazıları var ki, yıllar önce okumuş olmama rağmen halen onların hayatlarını merak ederim. Her okuyuşta farklı bir keşif, yeni bir detay, daha önce hiç fark etmediğim bir ayrıntı dikkatimi çeker ve buna şaşırır dururum. Eskiden okuduğum bir romana dönmek, eski bir arkadaşıma merhaba demeye benzer.