Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

PAYİTAHT-I ZEMİN’İN (DÜNYANIN BAŞKENTİNİN) PLAN VE HARİTALARI



Toplam oy: 30
Ayşe Yetişkin Kubilay
Denizler Kitabevi

Coğrafyayı anlamak için harita olmazsa olmazdır. Harita kelimesi Grekçe “chartestir”den Arapça yoluyla dilimize geçmiş, harita kelimesinin harta, hartı şeklinde kullanımı da muhtemelen Piri Reis ile gelişmiştir.

Türkler’in harita ile ilgisi Kaşgarlı Mahmud’un Divânü Lugati’t-Türk’teki dünya haritası ile başlar. Fatih, dünyanın haritalarını çizdirmiş, Türk haritacılığı Piri Reis ile zirveye çıkmıştır. İstanbul’da “esnâf-ı haritacıyân” adı verilen, birkaç dil bilen topluluk hazırladıkları haritaları gemicilere satarlardı. Ancak haritacılık bizde Batı’da olduğu gibi fazla gelişmemiş, Osmanlı İmparatorluğu’nun ve İstanbul’un haritalarının çoğu Avrupalılar tarafından çizilmiştir.

Batı’da bir şehirle, bir devletle, herhangi bir olayla, bir savaşla veya bir konuyla ilgili haritaların bir araya getirildiği birçok kitaba rastlarsınız. Ancak bizde bu tür kitaplar yok gibidir. Payitaht-ı zemin, yani dünyanın başkenti İstanbul’un 1422-1922 yılları arasında muhteşem görüntülerini içeren 100 harita ve plan Denizler Kitabevi tarafından “İstanbul Haritaları, 1422-1922” adıyla yayınlandı. Christoforo Buondelmonte’nin 1422 yılındaki planıyla başlayan kitap, 1922 yılına ait Jacques Pervitich’in sigorta haritasıyla sona eriyor. Harita ve planlarda İstanbul’un birbirinden muhteşem görüntüleriyle karşılaşıyoruz. Bu haritalar aynı zamanda İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethinden sonra Türk idaresindeyken nasıl büyüyüp geliştiğini gözler önüne seriyor. İstanbul’un birbirinden muhteşem bir şekilde gözler önüne seren Sebastian Münster’in 1544’te, Braun-Hogenberg’in 1572’de, Jean Baptist Liebaux’un 1705’de, Johann Baptist Homann’ın 1730’da, Georg Matthaus Seuter’in yine 1730’da yayınladığı haritalar ile 1750’de yayınlanan ve yayıncısını bilmediğimiz anonim harita mutlaka görülmeli.

Erhan Afyoncu

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Meksikalı Juan Rulfo, yaşadığı kadar yazan biri değil ne yazık ki. Fakat onun, kaleme aldığı az sayıdaki yapıtıyla pek çok ismi etkilediğini söylemek lazım. Ülkesi Meksika ve Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden olan Rulfo'nun tek romanı Pedro Paramo.

 

Heinrich Böll’ün Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitabı, duyguları alt üst eden, insan elinden çıkma vahşetin sahici korkunçluğuyla bir kere daha yüzleştiren, can yakan bir kefaret öyküleri seçkisi.

 "Biz kendimizi, kendi köyümüz dışındaki her yerde rahat sayan huzursuz insanlarız.” Cesare Pavese.

   

Ben hizmetçilerle büyümedim ama hizmetçilerle büyüyen akrabalarla büyüdüm. Sıklıkla gittiğim bir evin sahiplerinin iki şoförü, bir aşçısı, üç temizlikçisi vardı; daha büyük evler, daha zengin ev sahipleri, daha geniş hizmetçi kadroları gördüm.

Ankara’da Öykü Günleri’nin ilki yapılıyordu. Özcan Karabulut’un öncülüğünde düzenlenen Öykü Günleri, o günlerde önce öykü ve öykücüler, sonra tüm edebiyat dünyamız için bulunmaz nimet olmuştu. Ki, o güne dek edebiyat dergilerinde bile tek tük yayınlanırdı öykü; yazılmadığından, okunmadığından mı? Sanmıyorum. Öykü Günleri, öykücülüğümüze büyük hareket getirmişti.

Auster, tam da böyle yapıyor işte. Demokrasiyle yakından uzaktan alakası olmayan, totaliter rejimlerin varlığıyla beslenen ülkesinden bizlere sesleniyor.

Daha geçen cumartesi Zizek İstanbul’dayken söylemişti, kapitalizmin demokrasiyle bağı kalmadı diye. Kapitalizmin burjuva demokrasisi getirdiği fikrinin/hayalinin artık gözle görülür bir şekilde çöktüğünü, kapitalizmin totaliter rejimlerden beslendiğinin altını çizmişti.

Söyleşi

30 Eylül 1969'da Şili Komünist Parti'den başkan adayı olan Pablo Neruda,  o tarihlerde yaptığı bir konuşmasında “Hayatımı şiir ve politika diye ayırmayı hiç düşünmemiştim,” demişti.

 

 

ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun