Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Siyaset panayırı



Toplam oy: 142
Ercan Kesal
İletişim Yayıncılık
Nasipse Adayız "bir solukta okunacak roman" klişesini hak eden, eğlenceli bir metin. Ercan Kesal usta bir yazar, dikkatli bir gözlemci.

Sistemle bütünleşik siyasi partilerde çalışmak, bu partilerden herhangi bir düzeyde aday adayı olmak her vatandaşın üstesinden gelebileceği bir iş değildir. Siyaset denizindeki o zorlu yolculuğu kısa yoldan aşabilmenin tek bir yolu vardır: Siyasetin sizin ayağınıza gelmesi. Kamuoyunda ismi bilinen, kariyer, şöhret sahibi bir insansanız tepeden inme şansınız olabilir. Aksi takdirde sıradan bir insanın o dünyada yaşayabilmesi, yükselebilmesi pek mümkün değildir. Ya da ancak kişiliğin bu öteki dünyaya uygun olmasıyla, en azından öteki dünyanın gerektirdiği kişiliğe dönüşebilmesiyle mümkün olabilir. Tıpkı bir iş kolu gibidir siyasetin dünyası; kendine özgü kuralları, kurumları, gelenekleri, üsulleri vardır. Bir yaşam biçimidir siyasetle uğraşmak, kimileri için de bir bağımlılık. Defalarca aday olup yenilgiden bıkmayan, her yeni seçimde adaylığını koyan, büyük bir azimle uğraşan insanlar vardır. Kimileri için de ekmek kapısıdır, siyaset meydanına dökülen paralarla geçinirler. Kısacası bir sektördür. Çoğunluğumuz biliriz, hissederiz bu durumu uzaktan. Bir aday adayının, adaylığını koymasından sonra başlayan acımasız bir rekabet süreci vardır; kesenin ağzı sonuna kadar açılmalı, diğer aday adaylarını saf dışı bırakacak her türlü yöntem denenmelidir.

 

Ercan Kesal, kısa romanı Nasipse Adayız’da bu dünyaya sürüklenen Dr. Kemal Güner’in maceralarını anlatıyor bize. Kemal Bey kırk yaşında, yoksul bir semtte yaklaşık yüz kişinin çalıştığı özel bir hastanenin büyük ortağı olan, eşinden boşanmış, yeni uydu kentlerden birinde tek başına yaşayan bir doktordur. Hastanesinin bir gecekondu radyo ile reklam anlaşması vardır. O anlaşma kapsamında söyleşi için gittiği radyoda, radyonun partili yöneticisinden, onun ve arkadaşlarının kendisini ilçe belediye başkanlığı için düşündüklerini, il başkanlığı ve genel merkez düzeyinde “sondaj”a başladıklarını öğrenir. Doktor o anda havaya girmeye başlar. Dönüş yolunda bu haberi özel şoförü Naci’ye söyleme gafletinde bulunur. Daha yirmi dört saat dolmadan hastane çalışanlarından birisi elinde türlü evraklarla kapısına dayanacak, arsa probleminin çözümü için yardım isteyecektir.

 

O günden sonra Kemal Bey’in siyaset panayırındaki türlü maceralarına tanıklık etmeye başlarız. Bu gelişmeyi Lenin’den alıntılarla destekleyen eski arkadaşından sonra, ilk perde il başkanı ve ekibi ile Belgrad Ormanlarındaki tanışma yürüyüşüne açılır. Sonrası akın akın gelir: Bir web sitesi şarttır, elbette o siteyi yapacak eleman da sistemin içinde mevcuttur. Ekip kısa zamanda büyüyecektir: Sosyal medya koordinatörü, asistan, fotoğrafçı, reklamcı, anketçi derken sıra blok oy toparlamak için köy derneklerinin toplantılarına, o toplantılardaki açık artırmalara, düğünlere katılmaya ve haliyle bunlar için alınacak altınlara gelecektir. Siyaset çarkının dişlileri kısa zamanda bütün hızıyla dönmeye başlamıştır; slogan, “Çare Doktor”dur.

 

Web sitesi tasarımında Obama’nın sitesi örnek alındığı ve orada da Obama ile eşi Michelle’in mutlu fotoğrafları bulunduğu için ortaya bir de böyle bir sorun çıkar. Acaba Kemal’in yeniden evlenme durumu var mıdır? Kemal de bu sorunu çözmek için ayrıldığı eşi Figen ile yeniden iletişime geçmeye karar verir. Kemal bu yolda bir tarikat ziyaretinden, “Bir Numara”nın peşinde havaalanı karşılamalarına oradan TBMM’ye kadar sürüklenir...

 

Nasipse Adayız “bir solukta okunacak roman” klişesini hak eden, eğlenceli bir metin. Kesal usta bir yazar, dikkatli bir gözlemci. Diyaloglar, geçişler kusursuz; betimlemeler, detaylar da keza öyle. Bu metin, mizahının yanı sıra sosyolojik bir belge olarak da değerli. Öğretim üyesi olsam, siyaset bilimi derslerinde yardımcı okuma kitabı yapmakta tereddüt etmezdim.

 

 


 

* Görsel: Ali Çetinkaya

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Albert Camus’nün Yabancı romanından yapılan aynı isimli bir çizgi roman uyarlaması yayımlandı. Fransa’daki ilk yayımında, romana sadakat gösteren, belli bir niteliği koruduğu söylenen bir çizgi roman olduğu düşünülmüş. Yabancı gibi kült bir romanın sadakatle uyarlandığını, başarılı olup olmadığını tartışmak, üzerinde hemfikir olunamayacağı için çok anlamlı olmayabilir.

Mahmut Yesari, Türkçenin en üretken yazarlarından. Buna rağmen eserleri uzun zamandır yayımlanmıyor. Bir Namus Meselesi, aslında Yesari'nin 12 Nisan 1923 - 25 Eylül 1924 yılları arasında Kelebek dergisinde yayımladığı bir eser; yayımlanışının ardından bunca yıl sonra kitap halinde ve ilk kez Latin harfleriyle basılıyor.

Anı kitapları okumak keyiflidir; bildiğimiz, tanıdığımız insanlar ne yapıp etmiş, bugünlere nasıl gelmiş merak ederiz. Dedikoduyu da severiz tabii. Ama bizi anı kitaplarına asıl olarak çeken, son sayfa da çevrildiğinde bıraktığı histir.

Öykünün bir tür olarak okur üzerinde bırakmasını hayal ettiğim bir etki var. Her okuduğum öyküde izini sürdüğüm, bulunca da ferahladığım bir şey bu. Edebiyat terimleriyle açıklayamayacağım, ki edebi zekamın zaten yetmeyeceği, ancak sezgisel olarak bilebileceğim, bir nevi kokusunu alacağım, o vakit bir okur olarak o öyküyü bir daha kolay kolay unutmayacağım bir şey.

Mihail Şişkin, güncel Rus edebiyatını izleyenlerin bildiği, hayatın içinden gelen, tarih bilgisi kuvvetli ve tüm bunları romanlarına yansıtan bir yazar. Ülkesindeki yönetime muhalifliği nedeniyle 1994’ten beri İsviçre’de yaşayan Şişkin, çalıştığı farklı işler (temizlikçilik, yol işçiliği, muhabirlik, öğretmenlik, çevirmenlik...) sayesinde kendisini zenginleştirmiş biri.

Söyleşi

Emre Yavuz ve Sinan Ural ile söyleşi:


“İşin sırrı çizgi romanda ya da figürde değil, biriktirme tutkusunda.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.