Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Sorry: Bir Özür Dileme Projesi



Toplam oy: 61
Zoran Drvenkar
Doğan Kitapçılık

Sonrasında: Başını, bitirdiğin kitaptan hafifçe kaldırırken göz bebeklerin küçülüyor. Aynaya bakmadığın halde böyle olduğunu biliyorsun. Göz bebeklerine değil de aynaya bakma ihtiyacı hissediyorsun. Ne olur ne olmaz. Kris, Lars, Tamara ve diğerleri gerçekten yaşamadıkları için şükrediyorsun. Yoksa başka isimlerle gerçekten yaşadılar mı?

Arada: Zoran Drvenkar’ın Türkçe’ye çevrilmiş ilk romanı Sorry, Doğan Kitap’tan. Bir özür dileme projesi olan Sorry gerçekten baştan sona iyi düşünülmüş, okuyucunun psikolojisini etkileyecek görseller ve başka numaralarla desteklenmiş bir roman. Kitabın kapağının sade olması, siyah ve kırmızı renklerden ibaret olması, okuyucuya gerilim yüklü bir bilmeceyi çözmesi gerektiğini iletiyor. Çeşitli netliklerde üst üste konmuş sorry yazıları da bir şeylerin yanlış, tam oturmamış olduğunu bilinçaltına aktarıyor. Yanlış dilenmiş bir özür gibi. Yanlış kişiden veya yanlış şekilde dilenmiş bir özür. Kitabın boyutlarının alışılmış kitap boyutlarından biraz farklı olması bile üzerinde düşünülmüş bir olgu. Kitabı okuyan asla tam olarak rahat edemiyor. Her zaman “ters giden bir şeyler var” hissi, kitabı sadece elinizde tuttuğunuzda bile okuyucunun bilinçaltına işleniyor.

Sorry’nin teması suç, suçluluk duygusu ve bedelini ödeyip kurtulmak, arınmak. Vicdanını rahatlatmak. Yaptığınız ufak bir hata yüzünden hayatınız veya bir başkasının hayatı allak bullak olmuş olsaydı, dönüp özür dilemek istemez miydiniz?

Kris, Tamara, Wolf ve Frauke yirmili yaşlarında dört arkadaş. Çalıştıkları işlerde dikiş tutturamıyorlar ama bir şeyin farkına varıyorlar: Başkaları adına özür dileyebiliyorlar. Güzel bir fikir, güzel ve kontra bir reklamcılık anlayışıyla birleşiyor ve voila! Sorry, sizin için eski elemanlarınızdan özür dileyen bir ajans. İlkeli, profesyonel ve saygın. Ta ki özür dilemeleri gereken kişi bir ölü oluncaya dek.

Sorry’i diğer gerilim romanlarından ayıran en önemli unsur yazarın üslubu, konusu veya yarattığı atmosferin okuyucuyu içine çekmesi değil (fakat bu konularda kitabın başarısız olduğunu söylemek büyük bir haksızlık olurdu), Romanın en ufak detayına kadar düşünülmüş tam bir paket olması. Kapak tasarımından, bölüm isimlerine kadar her şey paket içinde çok uyumlu.

Polisiye romanlarında yazarın karşılaştığı en büyük güçlüklerden biri katildir. Çünkü yazar hem katili anlatmak, hem de kitabın sonuna dek katili gizlemek zorundadır. Bu zorlu görevi başaramayan yazarların polisiye kitapları açıkçası pek para etmez. Gerilim romanlarında ise katilin kim olduğunu gizleme sorunu polisiye romanlara görece daha önemsizdir. Gerilim romanlarında atmosfer daha önceliklidir. Bazı usta gerilim yazarları katili (veya kötü adamı) kitabın en başında bile açıklayabilir ve yine de okuyucunun ilgisini ve merakını bir an bile kaybetmez. Bu anlamda Sorry gerek atmosferi, gerek katili, gerek de okuyucuya sunduğu bilmecesiyle bir polisiye romandan daha çok bir gerilim romanı.

Öncesinde: Kitaplarınızı bir bulmaca çözer gibi okumaktan hoşlanıyorsanız; kan, vahşet ve işkence anlatımlarından uzak durmak için elinizden geleni yapıyorsanız bu kitap size göre olmayabilir. Ancak gece uykularınızı kaçıracak kadar gerilim düşkünü bir insansanız Sorry’i kaçırırsanız üzülürsünüz.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

George Ritzer’ın üniversite öğrencilerine hazırlanmış ders kitabı niteliğindeki çalışması ‘Küresel Dünya’, dipnot ve alıntıların içinde kaybolmadan, ‘küreselleşmenin temel niteliklerini’ gözden kaçırmadan, güncel veri ve gözlemleri es geçmeden ‘toptan’ bir inceleme sunuyor. 

On dört yaşındaydım ve hayat, bir deniz yatağında uyumamı emrediyordu. Oysa deniz yatağı, altında deniz olmadan bir çakıl çuvalına benzer. Uyutmaz. Uyutsa da gördüğün rüyayı hatırlatmaz. Latin alfabesini doğduktan ancak dokuz yıl sonra öğrenebilmiş bir çocuğa, eline tesadüfen geçmiş bir romanı okutmaktan başka bir halta yaramaz.

 

Meksikalı Juan Rulfo, yaşadığı kadar yazan biri değil ne yazık ki. Fakat onun, kaleme aldığı az sayıdaki yapıtıyla pek çok ismi etkilediğini söylemek lazım. Ülkesi Meksika ve Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden olan Rulfo'nun tek romanı Pedro Paramo.

 

Heinrich Böll’ün Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitabı, duyguları alt üst eden, insan elinden çıkma vahşetin sahici korkunçluğuyla bir kere daha yüzleştiren, can yakan bir kefaret öyküleri seçkisi.

 "Biz kendimizi, kendi köyümüz dışındaki her yerde rahat sayan huzursuz insanlarız.” Cesare Pavese.

   

Hem ruhsal hem de edebi olarak yüzyıllara yayılan o kadar güçlü bir hikâye ki onunki, aslında yazarına da fazlaca söz bırakmıyor.

Yunus Emre kimdir? Ya da şöyle sorayım, bizim Yunus’u bilmeyen var mıdır? Hepimiz biliriz onu, en mühimi de severiz, hem de çok severiz... Niyesi belli, çünkü Yunus’uzdur hepimiz. Kendini Anadolu’da yeniden yaratmış Türk insanının bizzat özüdür o. 13. yüzyıl Anadolusu’nda yaşamış bu derviş, bu şair, bulduklarıyla değil aradıklarıyla, büyük arayışıyla ve çilesiyle temsil eder bizi.

Söyleşi

RIZA KIRAÇ'LA SÖYLEŞİ: "Türkiye'de dair paranoyak bir hikâye anlatmaktı amacım..."

 

AYCAN AŞKIM SAROĞLU

 


ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok yerinde bir açıklama. Dünyanın nereye gittiğini herkesin görmesi lazım!
57% (41 oy)
Beni ilgilendirmiyor. Bir edebi yapıtın bana ulaşma yoluyla ilgilenmem, ben okuduğuma bakarım.
22% (16 oy)
Bence çok yanlış. Usulsüzlüğü, yasadışılığı övmesi savunulamaz!
22% (16 oy)
Oy veren sayısı: 72

Eski anketler



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun