Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Şüpheleri besleyen, tekinsiz bir kurgu



Toplam oy: 152
Ashley Elston // Çev. Ezgi Kızmaz
Yabancı
Kurgusuyla, detayların işlenişiyle ve sürpriz katiliyle okura bir serüven vaat ediyor...

Sevilsin ya da sevilmesin, “kendini okutan kurgu” diye bir şey var. Kimilerince bu yeterince edebi bulunmuyor olsa da çoğu okur böylesi sürükleyici kitaplara oldukça fazla ilgi gösteriyor. Bu Bizim Hikayemiz de, okurun ilgisini hak eden kitaplardan...



Yaşanan cinayeti ve sonrasında olanları iki farklı kişinin anlatımından takip ediyoruz: Bölge savcısının stajyeri olan Kate ve kitabın sonuna kadar kim olduğunu bilmediğimiz genç adam. Polisiye atmosferin daha baskın olduğu Kate’in anlatımı, okur için, olayların daha da ilgi çekici bir hal almasını sağlıyor. Gizemli genç adamın anlatımı ise okurdaki gerilim ve merak güdüsünü harekete geçiriyor; çünkü bu anlatıcı, olayın bütün detaylarına hakim.

 

 



Kate, bölge savcısının yanında stajını yapan, annesiyle birlikte hayatına devam eden genç bir kadın. Şüpheli ölümüyle herkesi derinden etkileyen Grant’i yakından tanıyor ancak bu tanışıklıktan pek kimsenin haberi yok. Kate, Grant’le aralarındaki yakınlık sebebiyle bu ölümden fazlasıyla etkileniyor ve gerçek katili bulmak için tehlikeli, yoğun bir araştırmaya girişiyor. Şüpheli dört gencin ailelerinin durumu ve birilerinin “hayatını kolaylaştırmak” için yaptıkları yardımlar, Kate’in ve bölge savcısının işini daha da zorlaştırıyor.

 

Kate, görme bozukluğu hayli ilerlemiş olan bölge savcısına yardım etmek için şüpheli dört gencin ilk sorgularının kayıtlarını, kendi yorumlarını da ekleyerek savcıya teslim ediyor. Kitabın en önemli kısımlarından biri, “beden dili yorumu” içeren bu ilk sorgular. Okur, işlenen cinayetle ilgili ipuçlarını toplamaya bu sayfalar aracılığıyla başlıyor. River Burnu Oğlanları olarak bilinen gençler, bu cinayetin hemen sonrasında bir anlaşma yapıyor; tek kalmak yok, sürü olarak hareket ediyorlar. Hiçbirinin ismi katil olarak anılmaya bir adım daha yaklaşmasın diye, grubu dağıtmadan yola devam ediyorlar. En azından dışarıdan görünen bu… Ancak aralarındaki adı konulmayan huzursuzluk Kate’in gözünden kaçmıyor.



Yazar, kitabın ikinci yarısından itibaren, okuru, gerçek katilin kim olduğu ile ilgili bir “twist”e hazırlıyor. Ama bu süreç çok hızlı ilerliyor ve yazar “şüphe edilmesi gereken” kişiler listesinin başındaki kişiyi o kadar sık değiştiriyor ki, “twist”in etkisi sönükleşiyor. Yine de, Bu Bizim Hikayemiz, kurgusuyla, detayların işlenişiyle ve sürpriz katiliyle okura bir serüven vaat ediyor.

 

 


 

 

Görsel: Erhan Cihangiroğlu

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Alberto Manguel, edebiyata, tarih boyunca yazılmış olanlara, dünyanın geneline, insanlık haline karşı derin ilgisiyle, kıvrımlı, oyuncu, zengin yazı diliyle çağımızın önemli denemecilerinden biri. Borges’le, ömrünün başında (Borges’e kitap okuyarak) ve sonunda (Arjantin Milli Kütüphanesinin başına geçerek) kurduğu ilişkiyle de, en azından biz meraklılar için, önemli bir geleneğin sürdürücüsü.

Bazı kitapların ilk sayfasını okumaya başladığınızda, yazarı daha önceden tanımıyorsanız eğer, ilk cümleler okuma motivasyonunuzu etkiler. “Eyvah klişe bir roman okuyacağım” ile “hayır, başka türlü bir metin karşımdaki” arasında kalırsınız. Bahar Feyzan’ın kitabının ilk sayfası, ne yalan söyleyeyim, beni biraz ürkütmedi değil.

İlk okuduğum aşk mektupları annemle babama aitti. Kaç yaşındaydım hatırlamıyorum; sanırım ortaokula gidiyordum. Üzerinde ayçiçek motifleri olan yaldızlı büyük bir çikolata kutusunun içinde yer alan ve salondaki vitrinin en üstünde saklanan aşk mektupları… Bolca özlem, tutku, sevgi içeren…

Dünyanın hemen her diline çevrilen -67’si roman, 17’si hikaye kitabı, 21’i tiyatro oyunu olmak üzere- yüzden fazla eseriyle Agatha Christie, polisiye tarihinin -hiç kuşku yok- en tanınan ve muhtemelen de en çok okunan yazarı.

Bir bilinmez yazar ve çoksatar bir kitap… 83¼ Yaşındaki Hendrik Groen’un Gizli Güncesi’nden bahsediyorum. Gulliver’in Seyahatleri’nin yazarı Jonathan Swift’in, “Herkes uzun yaşamak istiyor, ama kimse yaşlanmak istemiyor,” sözü, yaşadığımız çağın ruhunu bu kadar iyi yansıtırken, 83 yaşındaki bir ihtiyarın güncesine gösterilen bu ilgiyi neye bağlamak lazım?

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.