Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Felsefe

Felsefe

Nietzschelerin Şöleni



Toplam oy: 673
Jacques Derrida
Otonom Yayıncılık

F.W. Nietzsche’nin geleneksel felsefe tarihini hedef alan eleştirel felsefesi, kendinden sonra gelen birçok filozof için de esin kaynağı olmuştur. J. Derrida da, kendi eleştirel konumunu sergilerken Nietzsche’yi önemli bir öncül olarak değerlendirmiş. Fakat bu değerlendirmesini Nietzsche’nin felsefesini derinlemesine incelediği bir Nietzsche kitabı şeklinde sunmamış. Kitap, Derri­da’nın Nietzsche’nin felsefesi üzerine makale ve söyleşilerinin bir sunumu niteliğinde. Kitabı derleyip çevirenler, bu sunuma ek olarak, “Derrida’nın Nietzschesi: Bir Ortak İmza Geliştirmek” başlıklı uzun ve oldukça nitelikli bir sunuşa da yer veriyorlar. Bu sunuş, hem yazıların daha kolay anlaşılmasını sağlıyor hem de Derrida ve Nietzsche’nin felsefelerinin genel bir ilişkisini ve incelemesini içeriyor.

Kitapta yer alan “Otobiyografiler: Nie­tzsche’nin Öğrenimi ve Özel İsim Politikası”, Derrida’nın 1979’da verdiği bir konferansın kaydından alınmış. Temel olarak “Nietzsche kimdir?” sorusu etrafında, “Nietzsche’yi bir filozof (varlık, yaşam ya da ölüm filozofu) ya da bir bilgin ya da bilim adamı olarak” okumanın dayattığı soyutlamalara alternatif bir Nietzsche sunumu. “İmzaları Yorum­lamak (Nietzsche/Hei­degger): İki Soru”, Hei­degger’in Nie­tzsche yorumuna yönelmiş bir metin ve Heidegger’in Nietzsche ismini “Nietzsche” olarak sunumunu tek taraflı bir sözleşme olarak adlandırıyor. “Mahmuzlar: Nietzsche’nin Üslupları”, Derrida’nın Nietzsche odaklı yazılarının en çok bilinenidir ve Derrida dil, üslup, varlık ve hakikat sorunlarını, Nietzsche’de kadın teması/ dişillik sorunsalı referanslı ele alır. Kitabın “Nietzsche ve Makina”, başlıklı son bölümü Derrida’nın Richard Beard­sworth ile yaptığı söyleşi. Bu söyleşide Derrida, geleceğe ve de Nie­tzsche’nin felsefesinin geleceğine dair politik bir yorum sunuyor.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Felsefe Yazıları

“Ve bugüne kadar istisnasız bütün devletlerin... nihai amacı olan ebedi barış, kötü savaşları bitirmemizi ve kendisine ulaşmak için en uygun görünen (belki de bütün devletlerin tek tek ve tümden cumhuriyetleşmesini sağlayan) bir anayasa kurmamızı talep eder.

“Girit’e kaçmak, Girit’te yaşamak, Atina’da ölmenin alternatifiydi. Fakat Sokrates Atina’da ölmeyi seçti. Sokrates, Girit’e felsefeyi sokmak uğruna yaşamını korumaktan ziyade, Atina’da felsefeyi korumak uğruna yaşamını feda etmeyi tercih eder. Eğer Atina’da felsefenin geleceğine ilişkin tehlike o kadar büyük olmasaydı, Sokrates, belki de Girit’e kaçmayı seçerdi.

“Sanat eleştirisi öğretmekle geçirdiğim uzun yıllar beni şuna ikna etti ki, bir imgeyi değerlendirmenin en iyi yollarından biri onu gözlemlemek ve üzerine düşünüp konuşmaktır. Sanat eleştirisi bunu gerektirir ve bu kitabın derdi de bu.

“Fotoğraf felsefesinin amacı, insan ve aygıt arasındaki mücadeleyi fotoğraf alanında ortaya çıkararak, sözkonusu karşılığa olası bir çözüm aramaktır”

“... nesnelerin beni (özgür bir varlığı) nasıl etkilediği asla anlaşılır şey değildir. Ben yalnızca nesnelerin nesneleri nasıl etkilediğini kavrarım. Ama ben özgür olduğuma göre (ve ben, kendimi nesnelerin bağıntısı üzerine çıkarıp, bu bağıntının kendisinin nasıl olanaklı olmuş olduğunu sormak suretiyle olanım), ben asla hiçbir şey, hiçbir nesne değilim.

Kulis

İbrahim Tenekeci: ''Amacımız İyiyi İstikrarlı Hale Getirmek''

ŞahaneBirKitap

Denizden, denizcilikten, deniz kahramanlarından söz eden tarihî romanımız sanıldığından daha az. Diğer dönemler bir tarafa, peş peşe büyük kahramanların çıktığı 16’ncı yüzyıl hakkında yazılanlar bile bir elin parmak sayısı kadar henüz. 1487’de doğduğu tahmin edilen ve Kanuni’den bir yıl önce, 1565’te vefat eden Turgut Reis de söz konusu yüzyıla damgasını vuran deniz kurtlarından.

Editörden

Edebiyatın en güzel tarafı, insanı içinde bulunduğu halden uzaklaştırabilme kudreti sanırım. Çünkü edebiyatın büyük ve özel malzemesi insandır. “Bir küllüğün bile öyküsünü yazabilirim” diyen Çehov bile şunu çok iyi biliyordu, aslında anlattığımız küllükten çok, insanın küllükle olan irtibatıdır. Her yazar, okuruyla bir irtibat kurar.