Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Söyleşi Arşivi

En çok okunanlar  

Söyleşi


Öğrenciler ile söyleşi: "Edebiyatın nabzı arka sıralarda atar!"

Öğrenciler ile söyleşi: "Edebiyatın nabzı arka sıralarda atar!"

 

Emre BAYIN

 


Merve Çevik ile söyleşi: Bolu'da bir "bistopya"

Merve Çevik ile söyleşi: Bolu’da bir "bistopya"

 

Ayşe ÇAVDAR

 


"İntifada Yayınları klasik bir yayınevi olmayacak"

Harun Ö. Turgan ile söyleşi: "İntifada klasik bir yayınevi olmayacak"

 

Gökçe GÜNDÜÇ

 


Refika Kadıoğlu ile söyleşi: Bir dil nasıl yaşatılır?

Refika Kadıoğlu ile söyleşi: Bir dil nasıl yaşatılır?

 

Ayşe ÇAVDAR

 


Alice Munro ile söyleşi: "Yazmadığım zamanlarda da anlattım"

Alice Munro ile söyleşi: "Yazmadığım zamanlarda da anlattım"

 

STEFAN ASBERG

 


Özcan Yüksek ile söyleşi: "Orta Çağ'daki kadar özgür değiliz"

Özcan Yüksek ile söyleşi: "Orta Çağ’daki kadar özgür değiliz"

 

AYŞE ÇAVDAR

 


Tonguç Ok ile söyleşi: "Çeviri içerideki yaşamı kolaylaştırıyor"

Tonguç Ok ile söyleşi: "Çeviri içeride yaşamayı kolaylaştırıyor"

 

SUZAN DEMİR

 


"Yasaklı kitaplar kütüphanesi bir zihniyet arşivi"

Işıl Eğrikavuk ile söyleşi: "Yasaklı kitaplar kütüphanesi bir zihniyet arşivi"

 

Elif BEREKETLİ

 


Sami Berat Marçalı ile söyleşi: Üst kattaki teröristle barışma vakti!

Sami Berat Marçalı ile söyleşi: Üst kattaki teröristle barışma vakti!

 

Adalet ÇAVDAR

 


Hakan Gerçek ile söyleşi: "Ne de zormuş Cemal Süreya oynamak"

Hakan Gerçek ile söyleşi: "Ne de zormuş Cemal Süreya oynamak"

 

Adalet ÇAVDAR

 

Kulis

Ercan Kesal: ''Edebiyat, Dünyaya Tahammül Gücü Verir''

İnsan yaşadığı yere benzer, doğru ama sanki eksik, yaşadığı yeri de kendine benzetir. İki taraflı bir ilişki. Değiş ...

ŞahaneBirKitap

Uzun bir tren yolculuğunun ardından Weimar’a ulaştığımda sadece yirmi bir yaşımdaydım. Genç yaşımda yapmak istediğim, Goethe’nin hayatının bir kısmını geçirdiği şehre gitmek ve kendime belki bir parça “ışık” bulmaktı. Tam olarak ne aradığımı bilmez halde şehre indiğimde 21 yıl önceydi ve internet yaygın değildi. İstasyon görevlisine en yakın gençlik evinin nerede olduğunu sordum.

Editörden

Bugün “lüzumsuz”, “aylak” ya da Benjamin’in tabiriyle “flaneur” (boşta gezen, dolaşan) diye tarif ettiğimiz adam, bizzat şehrin insanıdır aslında. Bir şeyi “yapmamayı” tercih eder bu adam. Modernlikle yaralanmıştır ama yarasının neresinde olduğunu göstermekten acizdir. Çalışmayı da iş düzenini de reddeder. Uzun bir baygınlık hali yaşamaktadır. Her ilgisi gelgeçtir. Tutunamaz bir türlü.