Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

İçimdeki büyücü, dünyada büyü var, diyor




Toplam oy: 905
Heinrich Cornelius Agrippa von Nettesheim
Biblos Kitabevi
Büyü bilgeliğin kendisi demektir. Gökcisimlerinin bazı devinimlerini, genel işleyişleriyle, etkileriyle birlikte kavramak, yeryüzünün de temel olarak bilincine varmak ve bu bütünlüklü algılayış ekseninde olanaksız ya da en azından kuraldışı görünen şeyler yapabilmektir.

Büyü nedir? Siz de herkes gibi onun kötücül, yanlış bir güç elde etme yolundan başka bir şey olmadığını mı düşünüyorsunuz? Evrene egemen olmak isteyen insanın boş çabası olduğuna dair genel bir kabulleniş içinde misiniz? Ya da olsa olsa karanlık çağların içinde kaybolmuş, olgunlaşamamış bir bilim… Gerçekten öyle mi peki? Ya da şöyle sorayım, eğer böyleyse, modern zamanların şiarı olan “pozitif düşünce kazanır”, hayata dair uygulamamız gerektiği söylenen olumlamalar, feng shui ve hatta reiki nedir, ya denizdeki alglerden alınan genleri ağaçlara aşılayıp geceleri ışık veren, ışıl ışıl görünen ağaçlar elde etmek? Hesaplı, yöntemli, içinde belli bir tekniği barındıran büyüden başka ne olabilir bütün bunlar… Kendisine açıkça büyücü diyen bir filozofla beraber düşünüyorum hepsini. 1500’lerde oturup üç ciltlik Gizli Felsefe ya da Büyü Felsefesi adlı bir çalışmaya imza atan bir filozof.

 

Adı, Agrippa von Nettesheim. Belçikalı soylu bir aileden gelen hem tıp hem de hukuk doktoru olan, dinsel mahkemelerde yargıçlık yapan Agrippa von Nettesheim; açıkça, cesurca ben bir büyücüyüm, diyor. Çünkü bizim bugün büyü dendiğinde anladığımız şeye karşı çıkıp büyünün bir anlamda başka bir tanımını yapıyor. Buna göre büyü bilgeliğin kendisi demektir. Gökcisimlerinin bazı devinimlerini, genel işleyişleriyle, etkileriyle birlikte kavramak, yeryüzünün de temel olarak bilincine varmak ve bu bütünlüklü algılayış ekseninde olanaksız ya da en azından kuraldışı görünen şeyler yapabilmektir. Felsefenin iç yüzünü kavrayabilmektir… Buraya kadar anlamlı geliyorsa bir şeyler ya da en azından merakımızı cezbediyorsa Gizli Felsefe'nin sayfalarını çevirmeye başlayabiliriz demektir.

 

Yanlış anlaşılmasın. Başta da dediğim gibi Agrippa von Nettesheim bir filozof ve kitabında gündelik hayatta uygulanabilecek büyü yöntemleri, tılsımlar, sihirli sözler, ritüeller anlatmıyor bizlere. Sadece doğayı, insan ruhunu ve tüm evreni bütüncül bir algı çerçevesinde ele almaktan, ‘şeyler’in birbirini nasıl etkileyebileceklerinden söz ediyor. Buna yaşadığı çağın tüm bilimsel yöntemlerini eklemeyi de ihmal etmiyor. “Büyü, harika bir güç-etki yetisidir, en yüksek gizemlerle doludur, en gizli şeylerin, doğanın, gücün, niteliğin, tözün, güç-etkileriyle birlikte derinlemesine düşünülmesini içerir. O, doğanın tüm bilgisini içerir. Şeyler arasındaki değişimle, uzlaşmayla ilgili şeyleri öğretir. Böylece büyü bir şeyi başka bir şey üzerinde kullanır,” diyor her şeyden önce ve büyücülüğe kalkışacak cahillerin önüne kocaman bir taş koymaktan da geri durmuyor: “Bu sanatı çalışmak isteyen kişi, şeylerin niteliklerinin -bunlar her varlığın gizli özelliklerinde bulunur- ortaya çıkarıldığı doğal felsefede yetenekli değilse, her şeyi çekip çeviren, yöneten özdeksel olmayan şeylerin ortaya koyulduğu tanrıbilimi öğrenmemişse, onun büyünün ussallığını anlayabilme olasılığı yoktur. Çünkü bu yetileri elde bulundurmadan yalnızca büyüyle görülen, yalnızca büyüsel olan bir iş yoktur.”

 

Yine de hevesimiz kırılmasın, kitapta “ateş ile toprağın harika doğası”, “doğal şeylerin doğrudan öğelere bağlı güç etkileri”, “şeylerin gizli özellikleri”, “idealar aracılığıyla, Dünyanın Canı’nın yardımıyla, yıldızların ışıkları ile gizli özellikler çok sayıda şeyin içine nasıl konulmuştur? Bu özellikler nelerde boldur?”, “çeşitli özelliklerin çalışmaları bir şeyden ötekine nasıl geçer?”, “bilicilik ve biliciliğin türleri” , “düşlerle bilicilik”, “sözlerin ve adların gizli güç-etkisi” gibi ilgi çekici nice konulara değiniyor, nice sorulara cevap veriliyor ayrıntılı bir şekilde.

 

Başta da belirttiğim gibi Gizli Felsefe üç ciltlik bir çalışma. Çalışmanın ikinci kitabı olan Gizli Felsefe ya da Büyü Felsefesi II. Kitap-Sayıların Büyüsü de yine Biblos Yayınları tarafından Türkçeye çevrilmiş. Söz çeviriye gelmişken, her iki kitabı da Levent Özşar’ın son derece iyi çevirisiyle okuma şansına sahibiz. 1500’lü yıllardan günümüze gelmiş bir kitabı anlaşılır kılmak kolay iş değil. Gizli Felsefe ya da Büyü Felsefesi bu anlamda da şahane bir kitap… Belki gündelik hayat için sihirli bir kolaylık getirmiyor olabilir ama yaşama ve doğaya karşı bakış açımızı derinleştirmeye, hatta kültürel kodları kırmaya yarıyor. Büyülü günler…

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Siyaset Bilimi Profesörü Mim Kemal Öke’nin tarihi romanı Biat - Bir Turgut Reis Hikâyesi, okuyucularıyla buluştu. Adından da anlaşılabileceği gibi romanın ana ekseninde, yazarın çocukluğundan bu yana “kahramanı” ve “rol modeli” olarak nitelediği, deniz korsanlığından Osmanlı döneminde “Akdeniz leventleri kaptanlığına” kadar yükselen Turgut Reis’in yaşamöyküsü yer alıyor.

 

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.