Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Türkiye'de İslamcı Kitle Seferberliği




Toplam oy: 823

Jenny B. White çok yönlü bir kişilik, bir bilim kadını, halen Boston Üniversitesi'nde Toplumsal Antropoloji dersleri veriyor. Aynı zamanda 2 roman sahibi bir edebiyatçı. Bir yandan da Türkiye ile ilgili bir blog yayınlıyor: http://www.kamilpasha.com/

Yayınlanmış 4 kitabı da Türkiye ile hakkında. Rahatlıkla "bizi bizden iyi tanıyor" denebilir. Türkiye ilgisinin kökeninde Almanya'da yaptığı akademik çalışmalar sırasında Türklerle tanışması yatıyor. Tanıdığı insanların ülkesini merak ediyor ve atlayıp geliyor. Düşünsel anlamda geliş o geliş. Bütün kariyeri Türkiye üzerine kuruluyor. Hacettepe Üniversitesi'nden Psikoloji yüksek lisans derecesini aldıktan sonra Türkiye üzerine olan doktorasını Texas'ta tamamlıyor. Bu hafta misafir ettiğimiz kitabı Islamist Mobilization in Turkey, İngilizce olarak 2002 yılında basılmış. Türkçe'ye çevrilmesi ve yayınlanması için 5 yıl geçmesi gerekmiş. Türkiye standartlarında kısa bile sayılır. Oğlak Yayınları şahane bir iş yaparak bu çok önemli çalışmayı 2007 yılında Türkiye'de İslamcı Kitle Seferberliği - Yerli Siyaset Üzerine Bir Araştırma adı ile yayınladı. En azından kendi tanıklığım çerçevesinde bu çok değerli ve az bulunur çalışmanın medyada ve okur nezdinde hakettiği ilgiyi göremediğini düşünüyorum. Kuşkusuz bilimsel formatta yapılmış bir çalışma olmasının payı vardır. Ama bunu da aşan bir ilgisizlik ve meraksızlık söz konusu gibi. Bu da standartlarımıza uygun. Konuyla ilgili akademik çevreler muhtemelen yararlanıyorlardır, diye umalım.

Bu kitap gerçek anlamda yoğun bir emeğin ürünü. Jenny Hoca toplamda aralıklarla 20 yılını Ümraniye'ye vermiş. O bir Ümraniyeli diyebiliriz. Bu kitap için ise 1995-1998 arasında Ümraniye'de sahaya inmiş, bölgedeki insanlarla yan yana, diz dize yaşamaya başlamış. İslamcı siyasi görüşlere sahip Ümraniye yoksullarının evlerini, işlerini, sofralarını paylaşıp, daha sonraki yıllarda da sürdüreceği ilişkiler kurmuş yani aileden birisi olmuş. Kutsallarını, bayramlarını, kaç göçlerini, düğünlerini, çeyiz düzmelerini, hastalıklarını, sıkıntılarını gözlemlemiş, gözlemlemenin ötesinde okuyacağınız gibi bizzat an be an bütün doğallığı içinde yaşamış. Yani Ümraniye'ye 5 defa gidip 3 kişi ile anket yapmaktan ibaret bir süreç değil bu. Kitapta bu ilişkilerin tüm detayları adeta bir günce gibi (elbette bölüm bağlamları içerisinde) anlatılıyor. Bu da çalışmayı bir roman gibi de okunur hale getiriyor. Demekki Jenny Hoca'nın evvelemir edebiyatçılığı varmış diye düşünüyor insan, biyografisinde kendisini bildi bileli yazar olmak istediğini okuyunca da çember kapanıyor. Özet olarak son seçimlerde AKP'nin aldığı yüzde 47 oyun önemli bir kesimin oluşturan sosyolojik grubun çok tipik örneklerinin hayatlarının içine giriyor. Bu nedenle kitap İslamcı siyasetin temsilcisinin neden iktidarda olduğunun yanıtını öğrenmek isteyenler için bu kapsamda Türkiye'de yayınlanmış en önemli çalışmalardan birisi durumunda. ABD'nin Yeşil Kuşak projesi kapsamında 12 Eylül Cuntası tarafından iktidar için adeta özel oto yol tahsis edilen İslami hareketin kitlelerle ilişiki kurma ve geliştirme yöntemleri, bireysel ve yerel sorunlara (doğru ya da yanlış ama sorun sahibi açısından "çözüm" olarak algılanan) çözüm geliştirme araçları, kitle seferberlik ve örgütlenme mekanizmaları nasıldır; sokak, mahalle, belde, ilçe, belediye, vakıflar arasındaki ilişkiler nelerdir; bu düzeylerin sorumluluları, her birinin görevleri nelerdir, gibi tüm soruların yanıtları bu kitapta. Hareketin adeta Türkiye Cumhuriyetinin resmi kayıtlarından daha gerçekçi ve sağlıklı bir nüfus/seçmen veri tabanını (tüm detayları yok kuşkusuz bu veri tabanlarının) nasıl oluşturup, yönettiğini de öğreniyoruz. Dolayısıyla AKP'nin 2002'deki iktidarı bu nüfus/seçmen veri tabanları da olmak üzere kendisinden önceki Refah-Fazilet-Saadet zincirinin kurduğu neredeyse kusursuz altyapı üzerinde yükseliyor. Tabiri caizse AKP, Erbakan Hoca'nın arazisine dikiyor binayı. Bir başka faydalı bölüm ise Ümraniye'de Sekülerist Aktivizm başlığı taşıyan son bölüm. Mukayeseli olarak bölgedeki CHP'lilerin faaliyetleri irdelenerek, farklılıklar serimleniyor. Jenny Hoca çalışmayı 1995-1998 arasında gerçekleştirmiş. Yazma işlemini ise 2000'de tamamlamış. Dolayısıyla kitaptaki sürecin aktörleri Refah-Fazilet-Saadet partileri. Kitabın yayınlanması AKP iktidarının şafağında gerçekleşmiş. Hocamız kitaptaki tespitlerinin ve öngörülerinin gerçekleşmiş olmasından ötürü ne denli öğünse azdır diye düşünüyoruz.

Bilimsel değerinin yanısıra bu kitap iktidarı hedefleyen herhangi bir siyasi hareketin referans kitaplarından birisi olacak nitelikte. "Ne Yapmalı?" sorusunu yeniden dillendirenler siyasi rakiplerinin hikâyesini ihmal etmemeliler. İslamcı siyasi hareketin iktidar öyküsü tesadüflerle gerçekleşmiş bir sürecin öyküsü değil. Yukarıda belirttiğimiz gibi ABD ve 12 Eylül faktörünü ihmal etmeden, yıllar süren çok örgütlü bir mücadelenin, tuğla üzerine tuğla koymanın, azmin ve kimi zaman Makyavelist de olabilen, sürekli yenilenen yerel ve ulusal siyasi taktik hamlelerin hikâyesi. Kendilerine altın tepside sunulan fırsatın uluslararası konjonktürün de uygunluğu ile bihakkın değerlendirilmesi. Kuşkusuz herkesin bildiği gibi bu temiz bir süreç ve temiz bir hikâye değil. "Adil Düzen"in çocuklarının nasıl bir düzen yarattıklarının değerlendirilmesini tarihçilere bırakalım. Yazma sürecinin 2000'de tamamlamış olması nedeniyle kitapta AKP'nin hikâyesi ya da post-AKP Türkiyesinin hâli yok doğal olarak. Ancak Jenny Hoca Türkçe baskının sonuna yazdığı kısa bir not ile (belki de biraz acele ederek) iktidarın ilk döneminin pozitif bir değerlendirmesini yapıyor ve partinin ne kadar demokratik ilkeler çerçevesinde örgütlendiğini, "yeni tarz bir parti"nin yaratıldığından dem vuruyor. Acaba bugün de aynı görüşü savunuyor mu? Blog'unu okumak gerek.

Çeviri sanki biraz daha iyi olabilirdi diye düşündüm zaman zaman. Bazı cümleleri tekrar tekrar okumama rağmen hiç anlayamadım. Eğer yeni bir baskısı gündeme gelirse gözden geçirilmesinde yarar olabilir.

Jenny Hocamızın romancı yönünü merak edenler tam 14 dile çevrilmiş olan Sultan'ın Mührü'nü okuyabilirler. Bu yıl yayınlanan The Abyssinian Prof 'un Türkçe'de ne zaman yayınlanacağı konusunda şu anda bir bilgi yok elimizde. Ayrıca baskısı tükenmiş olan ve Türkiye'de kadın emeğinin durumunu irdelediği Para ile Akraba, Türkiye'de Kadın Emeği başlıklı bir diğer çok önemli çalışmasının yeni baskısı hazırlanıyor.

Bir Akademisyenin Genç Bir Romancı Olarak Portresi başlıklı esprili denemesine ise (maalesef sadece İngilizce) şu adresten erişilebilir: http://insidehighered.com/views/2006/02/09/white

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Uzun bir tren yolculuğunun ardından Weimar’a ulaştığımda sadece yirmi bir yaşımdaydım. Genç yaşımda yapmak istediğim, Goethe’nin hayatının bir kısmını geçirdiği şehre gitmek ve kendime belki bir parça “ışık” bulmaktı. Tam olarak ne aradığımı bilmez halde şehre indiğimde 21 yıl önceydi ve internet yaygın değildi. İstasyon görevlisine en yakın gençlik evinin nerede olduğunu sordum.

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Kulis

“Jack London’ın Unutulmaz Bir Romanını 40 Yıl Sonra İngilizce Aslından Çeviriyoruz”

Henüz bir yaşını doldurmamış bir yayınevi Kutu Yayınları. Hikâyesini anlatır mısınız?

ŞahaneBirKitap

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Editörden

Doksanlı yılların sonu olmalı. Yaşadığım taşra şehrinde sadece bir tane olan müzik mağazasına gidip gelip Pink Floyd’un The Dark Side of the Moon albümünü soruyordum sürekli, geldi mi gelmedi mi diye… Çünkü müziğin bir kaset ya da CD marifetiyle dinlendiği zamanlardı ve sevdiğiniz bir grubun albümünün çıktığını duymanız ayrı dert, o albümün sizin yaşadığınız şehre ulaşması ayrı dertti.