Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Türklerde Hayvan Sembolizmi




Toplam oy: 51
Çoruhlu’nun doktora tezinden hareketle oluşan bu kitapta en az 30 yıllık bir emek ve birikim yer alıyor. Bu da kitabı okurken dipnotlardan, anlatımdaki detaylara kadar hemen her alanda kendini belli ediyor. Sosyal bilimlere, sanata, eski Türk geleneklerine, tarihe, gündelik hayattaki alışkanlıklara, batıl inançlara dair önemli bir metin var elimizde.

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Kitapta yer alan konular üç ana bölümde işleniyor. İslamiyet’ten önce Orta Asya Türk sanatı, İslamiyet’ten sonra Orta Asya Türk sanatı ve Osmanlı dönemi hariç Anadolu Türk sanatı... Kitabı okurken sadece sanattaki yansımalar değil, bunun kökeni de başarılı bir şekilde anlatılmış. Bu özelliğiyle adeta bir Türk mitolojisi kitabı olma özelliğini de taşıyor.

Sembollerin serüveni 

Eski Türk efsanelerine dair birçok açıklama kitapta mevcut. Ayrıca özellikle İslamiyet’ten önce Orta Asya’daki yaşantıya, oradaki inanç sistemine, Çin, Hint ve Pers etkisine örneklerle yer verilmesi kitabın değerini arttıran bir husus. Kuru kuruya semboller, resimler konulup bu sembol şunu temsil etmektedir gibi yavan açıklamalardan kaçınılmış, akademik disiplin içinde ama genel okura da hitap edebilecek bir eser ortaya çıkmış. 
Hayvanların sembolik manalarının eski metinlerde kozmolojik, mitolojik, astrolojik ve dini tasavvurlara dayanılarak nasıl oluştuğu, zaman içerisinde aynı sembollerin nasıl mana değiştirdiği ele alınarak okura karşılaştırma imkânı da sunulmuş. Kitabın adında geçen “sembolizm”e de kısaca değinmekte fayda var. Çünkü dilimize Batı dillerinden geçen bu kelime (İng. Symbol, Fr. Symbole, Alm. Symbol) Yaşar Çoruh’un kitabın ilk bölümlerinden birinde de bahsettiği üzere aslında güzel Türkçemizde farklı kelimelerle, nüansları gözetilerek kullanılabiliyor: simge, timsal, remiz, işaret, rumuz, âlem, belirti, nişan, nişane, belirti, iz, alamet…
Kitapta yer alan bazı hayvanlar ve hayvan grupları ise şunlar: Anka, Simurg, Phoenix, Garuda, Ejderha, Kartal ve avcı kuşlar, Arslan, Kurt, Kaplan, Ayı, At, Balık, Boğa, Öküz, İnek, Deve, Fil, Geyik, Kaplumbağa, Kedi, Koyun, Koç, Keçi, Köpek, Maymun, Tavşan, Tavuk ve Horoz, Tilki, Yılan
Otuz yıllık emeğin ürünü

Çoruhlu’nun doktora tezinden hareketle oluşan bu kitapta en az 30 yıllık bir emek ve birikim yer alıyor. Bu da kitabı okurken dipnotlardan, anlatımdaki detaylara kadar hemen her alanda kendini belli ediyor. Sosyal bilimlere, sanata, eski Türk geleneklerine, tarihe, gündelik hayattaki alışkanlıklara, batıl inançlara merakınız varsa zevkle okuyacağınız bu eseri tavsiye ederim.
Kitabın baskısına hayli özen gösterilmiş. Seçilen kâğıt, cilt, kutu vs son derece başarılı ama kitapta kullanılan görseller ve görsellerin uygulanmasıyla alakalı aynı şeyi söyleyebilmek maalesef mümkün değil. İç sayfalarda yer alan çizimlerin -ki bu çizimlerin büyük çoğunluğu bizzat Yaşar Çoruhlu’ya ait- sayfa içi kullanımında ideal yerlerinde değil. Her iki cildin de son kısmında bulunan resimlerde ciddi manada kalite sorunu var. Bazı resimler maalesef siyah beyaz. Sanatla alakalı bir kitapta detaylar son derece önemliyken Çoruhlu’nun uzun yıllardan beri çeşitli kaynaklardan topladığını tahmin ettiğim bu resimlerin daha net hallerinin yer almasını arzu ederdim. Ayrıca bir okur olarak söz konusu resimlerin kitabın ilgili bölümünde olmasının okumayı kolaylaştıracağını düşünüyorum ama resimlerin yer aldığı bölümde farklı ve daha kaliteli bir kâğıt kullanıldığı için bu pek de mümkün olmamış.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Birkaç sene önce, yazar arkadaşlarla oturup şu meseleyi tartışmıştık: Yazdıklarımızı hiç kimsenin okumayacağını bilsek, yine de yazar mıydık? “Okur” olmadan yazdıklarımız bir işe yarar mıydı? Hele ki okuruyla konuşan, okuru da kurmacanın içine davet eden, hatta onu hikâyesinin bir kahramanı haline getiren yazarlar ne yapardı okur olmasa?

Uzun bir tren yolculuğunun ardından Weimar’a ulaştığımda sadece yirmi bir yaşımdaydım. Genç yaşımda yapmak istediğim, Goethe’nin hayatının bir kısmını geçirdiği şehre gitmek ve kendime belki bir parça “ışık” bulmaktı. Tam olarak ne aradığımı bilmez halde şehre indiğimde 21 yıl önceydi ve internet yaygın değildi. İstasyon görevlisine en yakın gençlik evinin nerede olduğunu sordum.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta