Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


“Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok”


Beyaz Yakalının Akıl Defteri ve Beyaz Yakalının Seyir Defteri adlı kitaplarıyla iş hayatında nasıl başarılı olunacağına dair deneyimlerini paylaşan İlham Süheyl Aygül ile kitap yazma serüvenine nasıl başladığını ve kişisel gelişim kitaplarının okur üzerindeki etkilerini konuştuk.
DİDEM ÇELİK


Bir iş adamıyken, nasıl oldu da "Kitap yazmalıyım" dediniz?


İş yaşamında başarı grafiğim, hep yukarı doğru olmuştur. Herkes gibi benim de mutluluklarım ve mutsuzluklarım, hayal kırıklıklarım olmuştur. İş dünyasının temelinde yer alan kazan-kaybet oyununa katılırken bazen kazansanız da mutsuz olabiliyorsunuz. İçinde bir ağırlık yaratıyor. Yzmak ise içinizdeki ağırlıktan kurtulmanın en iyi yolu. Bu, kitabımın bendeki bencil anlamıdır. Beyaz yakalı kariyerime son verirken, veda mesajımda bir kitap yazmaktan bahsediyordum. Bir fikri, bir deneyimi ya da duyguyu, hatta üçünü birden sunarak insanlara yararlı olmak lazım. Beyaz yakalıların hepsi aslında görünmez bağlarla birbirine bağlı. İki kitapta da beyaz yakalıların birbirleriyle buluşmasını sağladığımı düşünüyorum ve bundan ayrıcalıklı bir haz duyuyorum.

 

Kişisel gelişim kitapları genellikle aynı üslupla yazılır. Sizinki neden farklı?

 

Kitabı yazarken üslup kaygım olmadı. Samimi bir dil kullanmak istedim; çünkü amacım kendimi öğreten adam olmaktan çok, deneyimlerimi ve bunların sonuçlarını paylaşmaktı. Belki üsluba edebiyatı çağıran bu duygusal yoğunluktur.

 

 

 


Başarının sırrını okuyarak öğrenen insan, yaşayarak öğrenme fırsatını kaybediyor. Sizce bu müdahale bir dezavantaj mı?

Uyarıları dikkate aldığınızda, aynı yollardan daha önce geçmiş olanların işaret ettiği taşlara takılmıyor, onların düştüğü çukurlara düşmüyor ve daha hızlı yol alıyorsunuz. Yaşayarak öğrenmeye devam ediyorsunuz ama okuduklarınız sayesinde yerini ezberlediğiniz engeller size zaman ve enerji kaybettirmiyor. Zaten kitapların en önemli işlevlerinden biri farklı beyinlerin dahil olduğu bir bilgi ağının kurulmasını sağlamak değil mi? Klişe ifade ile Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Keşfedilmemiş olanların peşinden gitmek, zamanı ve enerjiyi daha verimli kullanmayı sağlayacaktır.



Başarılı olmanın yollarını anlatan pek çok kitap yazılıyor. Sizce bu kitapları okuyanlar bu kitaplardan yeterince faydalanıyorlar mı?


İş yaşamında başarının Pisagor bağıntısı gibi bir formülü yok. Her şeyden önce okur kendisini böyle bir beklentiden uzak tutmalı. Kişisel gelişim kitaplarına daha çok bir yol tarifi gibi yaklaşıyorum. Tecrübeleri paylaşmak... Bağdat'a gitmiş olandan Bağdat yolunu dinlemek... Böyle yaklaşılırsa, özellikle kişisel tecrübelere dayanan samimi yazılmış her kitaptan fayda sağlanır ama yazılarımı okuyanlar bilir: Sonuçta herkes kendi macerasını yaşamak zorunda. Kimse başınıza ne geleceğini önceden söyleyemez. İş hayatınıza heyecan katacak bu cüretkârlığa alışırsanız, ezbere kariyer sunma iddiasındaki kişisel gelişim kitaplarına zaten itibar etmezsiniz.  

 

 




Toplam oy: 795

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.