Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Arşivi

En çok okunanlar  


Bilimkurgu insanlıktan umudunu kesti! Bir uzay efsanesi, Avatar'la ekseninden sapıyor...

1964 ilkbaharında Stanley Kubrick, Arthur C.Clark’a bir mektup yazar. Birlikte “dillere destan bir bilimkurgu filmi” yapmak istediğini söyler, yazarın bu konuda iyi bir fikri olup olmadığını sorar. Ve büyük efsane böyle başlar... Arthur C.


Bırakalım İstanbul kendi efsanesini yazsın!

Yalılarda yaşayan kadınlar sepetlerini pencerelerden denize sarkıtarak balıkla doldurur, Beşiktaş ile Ortaköy göz alabildiğine çilek tarlalarından geçilmez, Hamiyet Yüceses Tepebaşı’ndan okudu mu Kadıköyü’nden duyulurmuş...


İnsan ve sembollerini sözlük yardımıyla okumak

Son günlerde, bütün okumalarım bir yana, 1050 sayfalık oldukça hacimli bir sözlüğü karıştırır oldum: Folklor ve Mitoloji Sözlüğü...


İnsanlığın yeni masalı, “çok satma” tutkusuna yenik düşmese!

Geçen hafta, yeni edebiyatın doğumunu beklerken yaşadığımız sıkıntıların kaynaklarından, "çok roman-az edebiyat"ın sebeplerinden birine, edebiyatın dişil yüzündeki sorunlara değinmiştim.


Isabel Allende Niye Patladı?

Bundan yaklaşık 3 hafta önce okuduğum bir haber var, başlığı şöyle: Isabel Allende Sonunda Patladı! (Sabitfikir 22.12.2009) Peki ama neden?


Amerika’nın gerçek tarihi: Amerikan yerlilerinin Avrupa’yı keşfi!

Amerika nasıl ele geçirildi? Resmi tarihler, İspanyollar kıtaya ayak basmadan önce burada küçük kabileler halinde yaşayan bir takım ilkel insanların yaşadıklarına dolayısıyla medeniyeti Avrupa’dan buraya taşıyanların kolaylıkla kıtaya girdiklerine hatta “yerliler” tarafından tanrı zannedildiklerine, tapıldıklarına dairdir.


Geldi çattı yıldökümü zamanı

Yıl sonudur, cümlemizin muhasebe vakti. Eteklerde dökülen taş kalmayacak illa, olduk olmadık hesapların hepsi görülecek, etraftaki her şeyi derleme toplama telaşına boğazımıza yapışan, gözümüze sokulan listeler eklenecek. Bu kervana katılmamak mümkün mü, değil elbette, üstelik herkesin muhasebesi de kendine...


“Yaz kızım”, hayattır bizi ustalıkla katil yapan!

Katiller kaça ayrılır? Katil doğanlar var mıdır gerçekten ya da hepsi sonradan mı katil olur? Herhangi bir sebeple, bilerek, isteyerek, planlı bir şekilde öldürenler (ki bunlara seri katiller de dahildir) bir yana, hayatın katlettirmeye yönlendirdikleri bir yana gibi gelir hep bana.


Türkiye’nin kadınlarını nasıl bilirdiniz?

“Türkiye’nin Kadınları ve Folklorik Özellikleri”, neresinden bakarsanız bakın ilginç bir kitapla karşı karşıyayız bu hafta. Kaleme alındığı tarih de, yazarı da, içeriği de son derece ilginç ve ilgi çekici... 1800’lü yılların sonunda Batılı bir kadın tarafından kaleme alınmış. Lucy M.J.


“Modern ve Ötesi”nde, sanat tarihimize dair çıkarılan bir zarif hikaye...

Modernizmle birlikte insan ruhu artık boşluğa sürülmüş bir leke; kimi zaman lekeyi, kimi zaman boşluğu tanımlamak, anlamlandırmak peşinde; her ikisi birbiri içinde eridiği, her an birbirine dönüştüğü, birbiri olduğu an’a ve aslında tam o anda, her ikisi de olmayıp yüzümüze güldüğü vakte, işte tüm o sürece bakıp duruyoruz.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.