Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Eleştiri Arşivi

En çok okunanlar  

Eleştiri


AŞKTA DA ŞİİRDE DE PARAŞÜTSÜZ ATLANIR

Günümüzde şiirin okur kaybettiğine inanmadığım gibi, şiirin bir sıkışmışlık hali içinde olduğunu iddia eden ediplerin de, asıl kendilerinin iki arada bir derede sıkışayazdığını düşünüyorum. Şiir okur kaybetmedi, çünkü (manzumeleri saymazsak) şiir okuru üç aşağı beş yukarı hep bu kadardı zaten; ihtiyati tarih sürecinde. Biz, karşıdan karşıya geçmeyi beceremiyorsak, suç kimde?

 


Sürgün edilmiş köpeklerden, çalınan kente...

“Ben insanların tümünün yaralı ve hasta olduklarına inanıyorum. Sanatımın kaynağı da bu her insanda gördüğüm zavalılıkla, delilikle ilgilidir.” Bu sözler, hiç kuşkusuz düşünsel, felsefi temelden ve içinde yaşadığımız dünyadan bağımsız ele alındığında, tepkiyi içinde barındıran itirazi soruları da beraberinde getiriyor.


Tekel Kitabı

Büyük Madenci Yürüyüşü’nün ardından Türkiye’deki bir başka büyük işçi direnişi olan ve sınıf mücadeleleri etrafında dönen tartışmaları aniden alevlendiren Tekel direnişi, emek hareketinin önümüzdeki dönemine eşik olma özelliği taşıyor.


Oryantalizm, Doğu ve Muhammed...

İlk önce Almanya’da 1932’de yayımlanmış Hazreti Muhammed. Kitabın yazarı Esad Bey’i ise, kendisi üzerine yazılan biyografiden tanıyoruz. Esad Bey’le ilgili Tom Reiss’ın söz konusu biyografisi, ‘The Orientalist’ adını taşıyor.


Gitanjali: Yakarışlar

Neydi acaba onu bu engin gizeme gece yarısı ormandaki bir tomurcuk gibi açtıran kuvvet?


Arama ve bulma üzerine....

Sonlar, varılan hedefi olmasa da, bir bitişi ve tükenişi çağrıştırır çoğu kez. Ama öyle sonlar vardır ki, yeni bir sürecin, yeni bir dünyanın başlangıcıdır. Sonuncu, böyle bir tersinleme zemini üzerinde gelişiyor.


ERMENİ TABUSU ÜZERİNE DİYALOG

Siz hiç diaspora Ermenisi gördünüz mü? Adını duyduğumuzda pek çoğumuzun zihninde bir  düşman imgesi  şekilleniyor.   Batı devletlerinde kapılanmış, sabah ve akşam hiç durmadan Türkiye’nin kötülüğünü isteyen ve bütün mesaisini ülkemize iftiralar atmak için harcayan bir çıbanbaşı.


"MUZ SESLERİ"Nİ DUYMAK GEREKİR

"...Tahta bir kutunun içinde, üzerlerinde insanların kaderleri yazılı taşlar yuvarlanıyor Beyrut'un elinde. Aklı başında şehirlerde, aklı başında hikayeler yazılıyor şimdi. Ama muz sesleri, herkesi hiç kimse yapan o gürültüde duyuluyor yine de...Çuk...çuk...çuk... Tam yaranın içinde."


Aşk Hocası Aşktan Sınıfta Kalıyor...

Konu aşk olunca kimin ilgisini çekmez ki? Hele bir de aşktan ikmale kalmaktan söz ediliyorsa... Çünkü ikmale kalıyorsanız, geçme umudu da var demektir ki gene herkesi ilgilendirir. Gerçekçi olalım: Romanlarda, filmlerde rastladığımız kusursuz aşka hep imreniriz ama bunu yaşayabilmiş kaç kişi vardır? Hep bir yerlerde sorun çıkmıştır.


Ağlamak İçin Vakit Yok

Ağlamak için vakit yok. Yannis Ritsos’un Rumluk şiiri üstüne tek bir tümce kurmam istenseydi bunu söylerdim. Ritsos Rumluk’u Yunanistan’daki içsavaşa ve öncesine denk gelen 1945-1947 yıllarında yazmış.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.