Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap


Şahane Bir Kitap Arşivi

Şahane Bir Kitap // En çok okunanlar



Bu sırrı bilemezsin, demedim mi?!

İnsan niye yaşar? Soyunu devam ettirmek için mi? Adına dünya dediğimiz maddi evrenin yasalarınca hayatta kalmak, bu çerçevede ilerlemek, yükselmek için mi? Yoksa sırra ermek için mi? Eğer öyleyse sır nedir? Bu soruya cevap vermek öyle güç ki, Bosnevi’nin 19.yy’da dediğine geliveririz hemen: “Sırrım sır olmuştur sırrım bilince”.



Düşünürlerin elinden alınan ütopya

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.



Kasiyer’in Z Raporu

Uzun bir tren yolculuğunun ardından Weimar’a ulaştığımda sadece yirmi bir yaşımdaydım. Genç yaşımda yapmak istediğim, Goethe’nin hayatının bir kısmını geçirdiği şehre gitmek ve kendime belki bir parça “ışık” bulmaktı. Tam olarak ne aradığımı bilmez halde şehre indiğimde 21 yıl önceydi ve internet yaygın değildi. İstasyon görevlisine en yakın gençlik evinin nerede olduğunu sordum.



Hayaletleri öldürmek...

Bela ten Belen, bir Taç erkeği, yani yaşayan bir tanrı. Kendine eş olacak bir toprak kızı bulmak için yağmaya çıkıyor diğer beş Taç erkeğiyle birlikte. Ve elinde bir yerine iki kızla birlikte dönüyor Gök Kent’ine: Moth ve Mal. Mal henüz beş yaşında ve Moth on bir. İkisi de Bela’nın evinde ona eş olmak üzere yetiştiriliyorlar, Taç adetlerini öğrenip Toprak adetlerini unutuyorlar.



Teyel teyel üstüne, Pala Hayriye...

Edebiyatımızda pek sık görülen bir şey değildir kadın kahramanların hikayeleri. Özellikle son dönem genç edebiyatımızda bile yine eril bakış açısının, erkek yazarların, erkek kahramanların görece hakimiyeti düşünülürse… Ondandır ki, derin bir soluk alarak başlıyorum Figen Şakacı’nın Pala Hayriye’sine. Bir büyüme, olgunlaşma hikayesiyle baş başayız.



Yaşarken çürüyor, ölürken yaşıyoruz

David Seling, onun içinde yaşayan, süngersi yuvasında pusuya yatmış, masum fanileri gözetleyip duran bir yaratık var. Sinsi, hastalıklı bir canavar ve en fenası ölmek üzere, Seling’in kendisinden bile daha hızlı bir şekilde ölmekte… Oysa Seling’in doğumundan beri içinde yaşıyor o, Seling’i bir ucubeye çeviriyor. Daha doğrusu bir ‘telepat’a.



Şiirden taşan canavar, bize ne yapar?

VII. ile X. yüzyıl arasında bir yerlerde, bugün eski İngilizce ya da Anglo-saksonca denen dille yazılmış bir büyük şiir, bir büyük efsane, bir büyük canavar öyküsü Beowulf. Lirik, kültürel, psinalitik, mitik… Onu yıllar boyunca araştırmacılar, akademisyenler okuyup inceleyip dururlar ama iş edebiyatçılara, hele ki J.R.R. Tolkien’e gelince değişir.



“Bir süre sonra her şey birbiriyle bağlantılı görünmeye başlar”

Kara Kitap’ın temel izleklerinden biridir “sır”. Hikaye boyunca kahramanımızla, Galip’le birlikte bir sırrın peşinde koşar, başka pek çok sırlara işaret eden şehrin, toplumsal kodların ve var oluşun çelişkilerinin etrafında döner, nihayetinde de hiçbir sırrın tam olarak açık edilmediği bir durumda kalakalırız.



Vadide, Steinbeck'le birlikte...

"Kışın koyu gri sis perdesi Salinas Vadisi'nin gökyüzüyle ve dış dünyayla olan ilişkisini kesmişti. Sis, vadinin etrafını saran dağların üstüne oturmuştu. Kocaman vadi bu haliyle kapağı kapalı bir tencereye benziyordu. Vadinin geniş, engebesiz tabanında pulluğun demiri derin kazmış, kara toprağın parçalara ayrıldığı yerlerde madeni pırıltılar yaratmıştı.



Gölgeler kaybolsaydı, nasıl görünürdü yeryüzü?

Aslında yaşamı da bir tür alaycı roman, yergi gibi... Stalin döneminde yaşayan Pasternak, Soljenitsin, Ahmatova, Zoşçenko, Babel, Nadejda Mandelstam ve daha birçok yazar ya da şair gibi ne öldürülmüş ne sürülmüş ne de işkence görmüş...

 

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.