Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

   

Şahane Bir Kitap


Şahane Bir Kitap

Bil bakalım, ben kimim?




Toplam oy: 1525
Berfu Şeker
Metis Yayıncılık

Farkındaysanız son zamanlarda muhalif söylem içinde bize adeta hediye edilmiş gibi duran bir kavram var: Queer. Toplumsal cinsiyet ve kimlik politikalarının hem tam ortasında duran hem de ikisinin birden dışına çıkmayı öneren bu kavram, yine bilindiği üzere ne olduğuyla değil, neye, nelere karşı olduğuyla ilgili olarak kendini ortaya koymakta. Kavram, cinse dair herhangi bir kimliğin “doğal” olmadığını ve tüm kimliklerin kendiliğinden iktidar ilişkilerine bağımlı olduğunu işaret ederken, “normal” dediğimiz her şeye karşı da derin bir şüphe besler. Hal böyle olunca, eşcinsellik temelli yükselen queer kültürü giderek eşcinselliğin sınırlarından da çıkıp her türlü heteronormativitenin, heteroseksizmin karşısında duran politik bir tutum halini alır.

 

Queer yaklaşımın toplumsal muhalefet içinde ne denli etkin olabileceğini, her şey bir yana hepimiz Gezi direnişinde fazlasıyla deneyimledik. Hatta bu bağlamda kelimenin tam anlamıyla büyülendik. Avrupa ve Amerika’da 1980’lerde başlayıp ivmesini 90’larda alan “queer kavramı” ve "queer kültürü” bizim için çok yeni olmasına karşın Gezi’nin hemen öncesini ve sonrasını kapsayan kısacık bir süre içinde etkinliğini en az Batı’daki kadar göstermeye başladı. Bu etkinliğinin bir diğer göstergesi de kavrama dair ardı ardına yayımlanan çalışmalar. Berfu Şeker’in hazırladığı Başkaldıran Bedenler de bunlardan biri.

 

 

Türkiye’de Transgender, Aktivizm ve Altkültürel Pratikler altbaşlığıyla yayımlanan çalışma, trans kimlik kavramına dair yapılan akademik çalışmalar ile trans bireylerin deneyimlerini bir araya getiren bir derleme aslında. Dolayısıyla Başkaldıran Bedenler'de, kişisel deneyimleri, akademik temelli makaleleri, denemeleri, incelemeleri ve çeşitli söyleşileri okuma imkanı buluyoruz. Kitapta yer alan makale, inceleme, söyleşi, ne olursa olsun, eril heteroseksüel cinsiyet kültürü ile patriarkal kapitalizmin toplumsal örgütlenme biçime dair çok ciddi eleştiriler taşıyor ister istemez. Ve queer kültürün doğası gereği eleştirmekle kalmayıp bedenimizle kurduğumuz ilişkiden, giyim kuşamımızdan başlayıp toplumsal-gündelik hayatın her alanına yayılabilecek yeni, parlak, heyecan verici öneriler taşıyor. Bu anlamda Alp Biricik’in Kamusal Alanda Mahrem Taktikler'i, Yasemin Öz’ünTrans Cinsiyetli Bireylere Yönelik Dışlama ve Direniş İmkanları adlı makalelerini hararetle öneririm. Hande Öğüt’ün Kadın Transvestizminin ve Transerkekliğin Tarihine Bir Bakış adlı incelemesini ise konuyu son derece geniş ve zihin açıcı bir yaklaşımla ele alması bakımından, çalışmanın gözden kaçmayacak bir parçası olarak tavsiye etmek gerekiyor.

 

Çalışmanın ithaf edildiği ve kısa bir süre önce transfobi ve cinsiyetçilik endişesiyle hastaneye gidemediği için kanserden hayatını kaybeden Ali Arıkan’dan bir alıntıyla bitirmek isterim: "Birileri bana ‘illa kendini tanımlaman gerekmiyor ki,’diye söyleyip duruyor. Belki başkaları kendini tanımlama ihtiyacı duymuyordur. Kendimi sorguladığım süre boyunca kendimi hiçbir şekilde tanımlamadım. Kendime ne kadın, ne erkek, ne lezbiyen ne de başka bir şey diyordum. Bunu sesli olarak başkalarına söylediğimde birçok insanın kendini rahatsız hissettiğini gördüm. Hatta bazıları ‘karar ver artık!’ diyordu. Çünkü hepimiz bu ikili cinsiyet düzeninin içinde doğduk ve bununla büyütüldük. Cinsiyetinin olmadığını söylemek kimseye bir şey ifade etmeyebiliyor. Ya görünmez oluyorsun, ya da daha önce ne olarak biliniyorsan, alışkanlıktan dolayı onunla anılıyorsun."

 

Not: Yukarıda da söz ettiğim gibi, queer kültürü üzerine ardı ardına yeni çalışmalar yayımlanıyor. Daha geniş kapsamlı okumalar yapmak isteyenler için: Judith Halberstam’in Çuvallamanın Queer Sanatı, Monique Wittig’in Straight Düşünce, Sherry Woolf’un Cinsellik ve Sosyalizm adlı çalışmalarını da gönül rahatlığıyla önerebilirim.

 

 


 

Görsel çalışma: Selçuk Ören

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Şahane Bir Kitap Yazıları

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Rumen düşünür E. M. Cioran, kendisiyle yapılan söyleşilerden mürekkep bir kitap olan Ezeli Mağlup’taki söyleşilerinden birinde, kendi yazma serüveni üzerine şunları söyler: “Eminim ki eğer kâğıtları karalamasaydım, uzun zaman önce kendimi öldürmüş olurdum.

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.