Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
 Üye eleştirileri bölümü idefix üyelerinin kitaplara yaptıkları eleştirilerden derlenmektedir. Eğer siz de eleştirinizin bu bölümde yayınlanmasını istiyorsanız dilediğiniz kitabı idefix’te eleştirebilirsiniz. Eleştirileriniz idefix editörlerinin kontrolünden sonra değerlendirmeye alınacaktır.

Üye Eleştirileri Arşivi

En çok okunanlar  

Üye Eleştirileri


Gerçek Bir Halüsinojen

Paul Auster, yazdığı bu kitapla okurlarını hayal kırıklığına uğratmadan, bildiğimiz güzel üslubuyla bize güzel bir okuma zevki sundu. Ensestten savaşa, Karayipler'den Paris'e nefes kesen kurgusuyla okuru satırlara hapsedip, kendini kitabın içinde bir karakter olarak hissetmesini sağlayan bu roman mutlaka okunması gereken bir başyapıt.


Gerçek macera gerçekleri görmek olur

Sene başından beri kitapçı raflarındaki yerini alan başı sarıklı sırtı kaftanlı genç adamı elime aldığımda kim olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu. Kitabın üzerinde hiç duymadığım bir yazar adı ve bir de yeşil gözleri çözemediğim derinlikteki manayla bakan genç adam!


Gecenin Şeytanı - Oeuvre Posthume

Aloysius Bertrand çok fazla tanınmasa bile Fransız edebiyatının büyük isimlerinden biridir. Tek bir kitabı vardır bu gizemli şairin, o da Özdemir İnce tarafından Türkçe'ye tercüme edilen Gaspard De La Nuit, yani Gecenin Şeytanı.


Uzun İhsan Efendi'nin Düşünden İhsan Oktay

Uzun İhsan Efendi'nin Düşünden İhsan Oktay Anar'ın Gerçeğine...


Dimağımdaki Tat, İzleğimdeki İz

Her eser yanıtını izlediğimiz, duyduğumuz, bire bir katılımcı olarak yaşadığımız durum ya da durumların, hayatların sorusudur. Bu soru doğru sorulduğunda ve  sorusu olduğu yanıtını  örtmeden, onu ezmeden içine alabiliyorsa iz bırakır.


Bağlanmak Birbirimize

20. yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren küresel süreçler hakkında çok kalem oynatıldı, fakat genellikle küreselleşmenin yakın dönem tezahürlerine ve ekonomik boyutlarına eğilim gösterildi bu metinlerde. Küreselleşme denilince aslında hep kapitalizmin küreselleşmesi söz konusu ediliyor diyebiliriz; fakat acaba kavramı bu bağlama sıkıştırmak ne denli adil bir okumadır?


Kendini Tanıma Serüveni

Jerzy Kosinski.. Eğer hala bir kitabını okumadıysanız çok büyük bir kayıp sizin için.

Çok sıradan olayları bile müthiş bir derinlik katarak anlatabilen ve sizi hep daha derine gitmeye teşvik eden bir yazar Kosinski...

Hayatı gibi kitapları da her zaman ilginç.

Ben yıllar önce Boşluk kitabı sayesinde tanışmıştım onun anlatım gücü ile..
Sarsmıştı beni çokça...


İçgörünün Keskin Kenarları

Psikiyatristlerin belki de en çok ustalaştığı beceri, terapi hastalarının "zihinlerine" nüfuz etmek ve orada bulduklarıyla onların davranışlarını değiştirmelerini kolaylaştırmaktır demek, sanırım yeterince gerçekçi bir bakış açısıdır.

Kaan Arslanoğlu, bunun bir adım ötesine geçerek, aslında daha zor olanı, kendi zihnini tüm eleştirel ve sorgulayıcı haliyle okurun huzuruna sunmuş.


Hayat, sen ne güzelsin...

Susanna Tamaro’yla ise 'Yüreğinin Götürdüğü Yere Git' kitabıyla tanıştım. Hayat hikyesi beni etkilemişti. Ben de sürekli hastalıklarla boğuşmak zorunda kaldığımdan belki, bilmiyorum. Şimdi de çok farklı bir kitap, 'Aklı Bir Karış Havada' çıktı karşıma. Bitirince şöyle dedim: 'Olayların bu kadar mı başka yüzü olur?'


Her kitap bir yaşamdır

Başka Zaman Kütüphaneleri, bilimkurgu edebiyatı üstüne uzmanlaşmış bir akademisyenin, düşlere bulanmış öykülerini okumak için edinilmesi gereken bir kitap. Ayrıca tüm öykülerin odak ve ortak notası aynı: kütüphane ve kitap.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.