Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

20 yazar ve kendi çizdikleri portreleri




Toplam oy: 994

Yazı yazarak kendini anlatmanın en güzel ifade yollarından biri olduğu söylenir, ama bu tek yol değildir elbet. Bazıları resime, müziğe, sinemaya da yönelirler. Flavorwire'ın hazırladığı bu listede, kendi portrelerini resmeden 20 yazar var; Sylvia Plath, e.e. cummings, Charles Bukowski, Mark Twain ve nicesi... Bakalım yazarlar kendilerini nasıl algılamış, tuvale nasıl yansıtmışlar?

 

 

 

 

 

 

 

   Flannery O'Connor, tabi ki kuşuyla beraber. (1953)

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

    Sylvia Plath. (1951)

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

     Henry Miller. (1946)

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

     e.e. cummings (1939)

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

    Kurt Vonnegut. (1995)

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

   Margaret Atwood. (1975)

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

     Charles Bukowski.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

      William S. Burroughs, 1959.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

    Mark Twain. (1902)

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

   Allen Ginsberg. (1994)

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Cormac McCarthy. (1975)

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

     Edgar Allan Poe.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

      Jack Kerouac. (1960)

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

     Charles Baudelaire. (1890)

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

     Truman Capote.

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

   Hunter S. Thompson. (1960)

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

    Hermann Hesse. (1917)

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

    Tom Wolfe. (1975)

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

    D.H. Lawrence. (1929)

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

   Jorge Luis Borges, kör olduktan sonra çizmiş bu resmi. (1975)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DDD

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yalnızca kendini kaptırarak kitap okudun diye, görebildiğin dünya da genişleyecek sanma. Ne kadar bilgi depolasan bile, kendi kafanla düşünüp kendi ayaklarınla yürümedikçe her şey sahte, havada ve gelip geçici şeyler olarak kalır.”

 

- Sosuke Natsukawa, Kitapları Kurtaran Kedi

Bu yazının başlığında yer alan üç yargı cümleciğinin ortak noktası “bilmek” ve “yapmak”. Tarihin üç ayrı döneminin, üç ayrı idealin formülü gibi. İlki Marks’ın pek sevilen aforizmalarından biri: “Bilmiyorlar ama yapıyorlar.” Yaptıkları bildikleri değil, bildiklerini yapamıyorlar fakat yine de yaptıklarının bildiklerinin bir sonucu olmasını diliyorlar.

Nobel ödülleri, olanca prestijine rağmen her zaman büyük tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Ödül verilen yazarlar hep alması muhtemel olanlarla mukayese edilir. Hele Tolstoy, Kazancakis, Woolf gibi isimlerin “ödül almaya layık bulunmadığını” düşününce… Son senelerde Nobel Edebiyat Ödülleri tartışmaların merkezinden bir türlü kurtulamadı.

 

Rüyamda aksakallı bir ihtiyarı gördüğümde heyecanlandım. Bana tüm araştırmalarım için nasihat veriyordu. Dewey’e bak dedi usulca. Gece yarısında heyecanla uykudan uyandım. O gün erkenden yatmıştım ve evdekiler henüz uyumuşlardı. Uykumun derinliğinde gelen bu mesaj beni uyandırmaya yetmişti.

1. İbrahim Tenekeci’den seçme şiirler: Sözü Yormadan

 

Kulis

İbrahim Tenekeci: ''Amacımız İyiyi İstikrarlı Hale Getirmek''

ŞahaneBirKitap

Denizden, denizcilikten, deniz kahramanlarından söz eden tarihî romanımız sanıldığından daha az. Diğer dönemler bir tarafa, peş peşe büyük kahramanların çıktığı 16’ncı yüzyıl hakkında yazılanlar bile bir elin parmak sayısı kadar henüz. 1487’de doğduğu tahmin edilen ve Kanuni’den bir yıl önce, 1565’te vefat eden Turgut Reis de söz konusu yüzyıla damgasını vuran deniz kurtlarından.

Editörden

Edebiyatın en güzel tarafı, insanı içinde bulunduğu halden uzaklaştırabilme kudreti sanırım. Çünkü edebiyatın büyük ve özel malzemesi insandır. “Bir küllüğün bile öyküsünü yazabilirim” diyen Çehov bile şunu çok iyi biliyordu, aslında anlattığımız küllükten çok, insanın küllükle olan irtibatıdır. Her yazar, okuruyla bir irtibat kurar.