Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Aksakallı İhtiyarın Fısıltısı: 641.5




Toplam oy: 12
Unutmamak lazım, her evde mutlaka bir yemek kitabı vardır hiç matbu kitap olmasa bile. O kitap, henüz neşredilmemiş yemek tarifleri defteridir. El yazması hem de. Defter yoksa zihinlerde tutulan yemek tarifleri vardır. Günü gelince bir kütüphanenin raflarında arkadaşlarına kavuşacaklardır. Aksakallı ihtiyarın ardından 641.5 diyerek fısıldayarak girdiğim bir yolculuğun notları bunlar.

Rüyamda aksakallı bir ihtiyarı gördüğümde heyecanlandım. Bana tüm araştırmalarım için nasihat veriyordu. Dewey’e bak dedi usulca. Gece yarısında heyecanla uykudan uyandım. O gün erkenden yatmıştım ve evdekiler henüz uyumuşlardı. Uykumun derinliğinde gelen bu mesaj beni uyandırmaya yetmişti. Kalktım ve hemen yemek kitaplarının Melvil Dewey kütüphane tasnif sisteminde neye tekabül ettiğine baktım. Aksakallı bana yemek kitaplarıyla alakalı bir şey söylememişti ama her şeyi de onun tarif etmesini beklemek gerekmiyordu. Bazı durumları kendim yorumlayabilmeliydim. İnternetten yaptığım küçük bir araştırma beni 614.5 rakamına görtürdü. Yemek kitaplarının dünya üzerinde Dewey tasnif sistemini kullanan tüm kütüphanelerdeki numarasıydı. Birden kendimi şifreyle girilen bir kulübün kapısında gibi hisettim. Sadece şifreyi bilenler içeri alınıyorlardı.

 

614.5 neye tekabül ediyor peki? Dewey verileri tasnif ederken 0’dan başlamış işe. Müteferrik konular 0’larda yer almış. 200’ler dinle alakalı konular mesela. 600’ler ise teknoloji ve uygulamalı bilimler. Yemeğin teknolojik bir gelişme veya uygulamalı bir bilim olması ilgimi çekti. Üstünkörü karar vermek gerekse onu müteferrik konulardan biri olarak kabul edebilirdik. Oysa yiyecek türlerini birbirleriyle ilişkilendirme ve pişirme başlıbaşına bir teknolojiydi.

Annelerin ve ninelerin gizli tarifleri
600’ün altında yer alan 640 da ev yönetimini kapsıyor. Ev yönetimiyle ilgili konuların yer aldığı bu kısım, teknolojik bu kısmın aynı zamanda temel olarak evin içinde yer alan bir fonksiyon olduğunu gösteriyor. Restoranlar ne kadar gelişirse gelişsin, gastronomi ne kadar medyatik hale gelirse gelsin, insanlar gurme lezzetler için ne kadar uzun yolculuklar yaparsa yapsınlar, yemek kitapları ev idaresinin altında yer alan bir başlık. Aş pişiren kadınların ev için neden bu kadar önemli olduğunu ve birçok yemek kitabı yazarının neden annelerinin veya ninelerinin tariflerini toplamakta ısrarcı olduğunu gösteriyor.
641 ise gıdayla ilgili her konuyu içeriyor. 641.5 dediğimizde ise radyonun ince ayarını yapmışız gibi bir müzik çalmaya başlıyor. Dünya üzerinde üretilen tüm yemek kitapları bu rakamın altında yerini buluyor. 5’ten sonra gelen diğer rakamlarla (641.51, 641.55 ve benzerleri) bölgesel yemekleri içeren yemek kitapları veya tek malzemeye odaklanan yemek kitapları gibi birçok alt dal beliriyor.
Yemek kitaplarının heyecanlı dünyasına kısa bir ara vererek kitap tutkunlarının kütüphane düzenleme alışkanlıklarına geçelim. Birçok kişi ilgi alanlarına göre veya yayınevlerine göre veya neşir yıllarına göre tasnif edebiliyor kitapları. İçlerinde imzalı kitapları ayrı bir yere ayıranlar olduğu gibi gençler arasında kitapları ciltlerinin hakim renklerine göre istif edenler de bulunuyor. Evlerdeki kütüphanelerde Dewey tasnif metodunu kullanan bir tanıdığım yok. Belki de bu şifreden sonra onlarla tanışmam da mümkün olur.
Kütüphane tasnifindeki şifreler
641.5 macerası benim için başladığında birbirinden ayrı gibi görünen yemek kitapları yavaşça birbirleriyle bağlanmaya veya aralarında kümelenmeler oluşmaya başlamış oluyordu. Bir rakam bu kadar belirleyici olabilir miydi? Sanırım evet. Polly Rusell’ın çabalarından haberdar olmam anlam kazanmaya başladı. Polly, Biritanya kütüphanesinin yemek kitaplarıyla ilgili editorü, küratörü, yöneticisi. Sadece yemek için bir yönetici istihdamı gerekli midir kütüphanede diye aklımıza gelebilir. Yaptığı şey sadece kitap satın almak veya onları raflara yerleştirmek değil. Belki bu görevleri başkası da yerine getiriyor olabilir. Yemek kitapları konusunda araştırma yapıyor Polly ve Yemek Sezonu isminde bir de devasa bir etkinlik yapıyor Londra’da. Pandemi şartlarından dolayı bu yıl online olarak sürdürülen etkinlikte sadece yemek tarifleri kitapları değil (641.5) diğer yemek kitapları da (641) konu ediliyor. Alice Harikalar Diyarında nasıl bir dünya vaat ediyorsa Polly’nin dünyası da o maceralardan aşağı kalmıyor. Yemek kültürünü oluşturmak için televizyon programlarına içerik sağlamak da bunlardan biri. Dünyayı kasıp kavuran aşçılık yarışmaları değil elbette kastettiğimiz. Daha kalıcı konular.
641.5’in binlerce yıllık sırrı
Araştırmalarım sürerken Avustralya’da bir kütüphanenin kafesinin isminin 641.5 olduğunu gördüm ve tebessüm ettim. Muhtemelen isim bulma sürecini eğlenceli bir hale getirmeyi hedeflemişlerdi. Yemekleri, tarifleri insanlık kütüphanesinin rafları olarak görmek, her yemek kitabını bir dünya olarak tanımlamak mümkün. 641.5 bize her insanın ve her kültürün birbirinden öğreneceği birçok tarif olduğunu gösteriyor. Yiyeceklerin dünyaya yayılması, modern insanın evinde yemek pişirme tecrübesi ve bunu yaparken binlerce yıllık genetik kodlarını geri çağırmasının hızlı bir anlatıcısı olmaya aday 641.5 rakamı.
Tutkunları dışında her evde ancak bir iki tane bulunan yemek kitaplarının bir araya geldiklerinde nasıl bir enerji ortaya koyabileceklerini Dewey’den öğrenmiş oldum. Küsüratlı bu rakam bana farklı soruları da sordurdu. Mesela dillere destan Bağdat kütüphanelerinde tasnif sistemi nasıldı ve yemek kitapları hangi kitapların yanındaydı? Bu teknoloji, ev teknolojisi olarak mı ele alınmıştı yoksa başka bir gözle mi değerlendirilmişti. Belki bu meraklar için de Dewey rakamları mevcuttur.
Yemek kitaplarının bilgeliğinden çekmecelerin ne kadar önemli olduğunu bir defa daha fark ederek çıktım. Günün birinde herhangi bir kütüphaneye giderseniz ve raflar arasında dolaşma imkanınız olursa artık yemek kitaplarını nerede bulacağınızı biliyorsunuz. Kitapların sırtalarına vurulan rakamların bizi insanlığın ortak birikimi olan tecrübelere büyülü sayfalara aracılığı ile davet ettiğini de hatırlatmış olayım. Birçok yeni arkadaş edinecek, uzun yıllardır mütevazı ölçülerde ilgilerini derinleştiren kıymetli yemek kitabı tutkunlarıyla karşılaşacaksınız. Tek başlarına mutfaktayken aslında yemek tarifleri aracılığı ile bir zaman yolculuğuna çıktıklarını hayretler içinde fark edeceksiniz. Ha bir de unutmamak lazım, her evde mutlaka bir yemek kitabı vardır hiç matbu kitap olmasa bile. O kitap, henüz neşredilmemiş yemek tarifleri defteridir. El yazması hem de. Defter yoksa zihinlerde tutulan yemek tarifleri vardır. Günü gelince bir kütüphanenin raflarında arkadaşlarına kavuşacaklardır. Aksakallı ihtiyarın ardından 641.5 diyerek fısıldayarak girdiğim bir yolculuğun notları bunlar.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Geniş kütüphanelere sahip olan insanlar, “kütüphane sahibi” olmanın gerçekten ne anlama geldiğini en iyi bilenlerdir. Bilhassa bir şehirden başka bir şehre taşınmak söz konusuysa kütüphane sahibi için olmasa da kütüphanenin nakli onu taşıyanlar için bir işkenceye dönüşebilir.

Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden Julio Cortazar’ın, 1980 yılında Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nde edebiyata ve edebiyatçılık serüvenine dair verdiği konferansları Edebiyat Dersleri’nde toplandı. Süleyman Doğru’nun çevirisiyle okurlarla buluşan kitapta, Cortazar’ın öğrencilere verdiği sekiz derslik konuşma ve ek bölüm, okuyanları uzun bir yolculuğa çıkarıyor.

Tarihî bir dönemi olağanüstü bir hikâye ile buluşturmak elbette macera seven her çocuğun ilgisini çeker. Hele bu tarih tam olarak 1899 yani 1900 yılının hemen öncesinde olursa daha da ilgi çekici bir hâle gelebilir.

İnsanlık, insanlarca şekilleniyorsa; metin de metinlerce şekillenmez mi? 1960’larda Roland Barthes, Julia Kristeva gibi Post-Yapısalcılar tarafından ortaya konulan metinlerarasılık kavramı tam da bu soruya cevap veriyor.

Gustave Flaubert’in olgunluk döneminde yazdığı Üç Öykü adlı kitabı pek çok eleştirmence onun en önemli eserlerinden biri olarak görülmüştür. Tarihsel dönemlerden seçilen bu üç öykü tematik olarak birbirine bağlıdır. Üç öyküde de aşkınlık, ermişlik olayı hikâye edilir. Seçilen çağların gereği olarak öykülerde din, inanç merkezdedir ve insanları biçimlendiren bir olgudur.

Kulis

Mİm Kemâl Öke: ''Engelin Hakikati ‘İçimiz’dekidir. Nefsimiz!''

ŞahaneBirKitap

Reenkarnasyon, tarih boyunca birçok coğrafyada bazı farklılaşmalarla olsa da kendisine yer buldu. Dilimize de ruh göçü adıyla aktarılan bu kavram, ruhun bir bedenden diğerine geçerek varlığını sürdürdüğüne dair bir inanç.

Editörden

“Ev ki ayrıntıdır. Susmalar, küçük sevinçler, küçük acılar, küçük konuşmalar, küçük yalnızlıklar...Hepsi hepsi.” Tüm dünyayı eve sığdırmaya çalıştığımız şu günlerde İlhan Berk’in evle ilgili metnine bile küçük şeyleri konu etmesi o kadar güzel ki. Siz nasıl düşünürsünüz bilmem ama bana göre de evle ilgili olan her şey “küçük”tür.