Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Editörden: O şarkıdan bir tane var




Toplam oy: 960

Kulaklığınızı taktınız, Leonard Cohen ya da ne bileyim Aşık Mahzuni, fısır fısır bir şeyler söylüyor. Dikkatli dinlerseniz, sizi ayan beyan edebiyatın sularına buyur ediyor.

 

Diyorlar ki, kabul edilmiş mevcutlar içinde, şair diye anılmak için mutlaka bir kitabın basılsa iyi olurmuş. Biz pek öyle düşünmüyoruz. Bize göre, “Şu an, ne kadar uzakta” şiiriyle Morrissey, “Mahzun Gözlü Ova Dilberi”yle Bob Dylan; kalplerin “en güzel söz söyleme sanatçıları” listesinde, önemli yerlerde.

 

 

Şiirlerin şarkıya ve performansa dönüştürüldüğü bardic kültürüne kadar uzayan bir kökeni var bu işin. 19. yüzyılda Avrupalı gezginler almış eline sazı, 1940’larda ABD’de folk sanatçıları.

 

Güney Amerika’da nueva cantautora, Anglosakson kültürlerde singer songwriter, eski Sovyetler Birliği’nde bard olarak çıkmış bu insanlar karşımıza. Bugün de, ekseriyetle ana akımın dışında, Türkiye’de ve bilimum ecnebi ülkelerde, fakat hep kalbimize yakın bir yerdeler.

 

Ama acaba... Güzelliğini anlamlandıramadığımız onca söze şiir derken, dizgesel bir hata mı yapıyoruz? Seslendirdiği şarkının sözlerini yazan kişiyle baş başa kaldığımızda, bir şarkı mı okumuş oluruz, şiir mi dinleriz? New Yorker’da okumuştum bir zaman; ‘Araba sürerken sindirebileceğiniz edebiyatçıya, ozan denir’ diyordu bir yazar. Gerçekten öyle mi? Ozan, bildiğimiz anlamıyla bir edebiyatçı mıdır? Ve, araba sürerken.... Sindirilebilir mi?

 

Bu yazıda sorulmuş soruların hepsini, hatta bu soruları sormanın gerekli olup olmadığını sorusunu dahi, müzik yazarı Eray Aytimur’a yönelttik, kendisi bize bir dosya hazırladı.

 

Okumadan önce yapmamız gereken, o en sevdiğiniz şarkıyı açıp, iç organlarınızı bir süreliğine yerlerinden etmek. Size sunulan denizlerden birine, plansızca düşüvermek.

 

Ne de olsa, üstüne ne kadar söz söylersek söyleyelim, o şarkıdan bir tane var.

 

 

 

 



Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

A-

 

Mecnun one night

 

B-

 

Ben bu tarzı benimsedim. Elim belimde vakaların önünde bekler, sakallarımı sıvazlar, sosyolojik birtakım çıkarımlarımı dile getiririm. ‘Ne güzel bir toplum simit yiyor.’ ‘Toplum koşma oğlum beş dakika sonra tekrar gelecek tren.’ ‘Toplum şuradan geçerken az sessiz ol uykuya uzağım zaten.’

 

Çocuklar için yazılan ya da daha doğrusu bir büyük eşliğinde çocuklara felsefeyi anlatmayı gaye edinen kitapların sayısında hızlı bir artış var. Elbette yetişkinler için felsefe yapmak işin kolay tarafı ama kişiliğin oluştuğu bir çağdaki çocuklara felsefeyi anlatmak esaslı bir mesele.

Yaklaşık 500 yıl önce; 20 Eylül 1519’da İspanya’dan 5 gemi ve 265 kişi ile yola çıkılıp, 3 yıl sonra 6 Eylül 1522’de 1 gemi ve 18 kişiyle geri dönülerek dünya tarihi yeniden yazılmıştı. Çünkü “başlangıçta baharat vardı!”

 

Türkiye’de Japonya denildiğinde akıllara kültüre dair sayısız başlık gelse de Japonya son yıllarda edebiyat alanında da adından sıkça söz ettirir hale geldi. Japon edebiyatına artan ilgi edebi alanda üretimi beraberinde getirdi ve bu başlık altında çok sayıda kitap, makale vs. yazımını mümkün kıldı.

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.