Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Erkekler de aşk romanı okur




Toplam oy: 1159

Huffington Post sitesi erkekler için adına 'Dick List' dedikleri bir liste oluşturmuş. Bu listede erkekler için seçilmiş romanslar var, hatta biz de 'Er-Romans' diyebiliriz buna belki. Eğer aşk romanlarının kadınlar için, hatta biraz daha ileri gidip sadece genç kızlar için olduğunu zannediyorsanız, bu yazıyı okumaya devam edin. Böyle düşünmüyorsanız da okuyun, çünkü size harika kitap tavsiyelerimiz olacak. Hepsi erkekler tarafından yazılan ama “kadınlar için” diye kategorize edilemeyen kitaplar. (Haydi içinizi rahatlatalım, kapakları da unisex.)

 

 

 

 

 

Ölümüne Sadakat, Nick Hornby

 

Listeyi, Hornby'nin yeterince sevimli ve altın gibi (hatta platin diyebiliriz) bir kalbe sahip olan ancak bütün zamanını kendi müzik dükkanı için harcayan, kız arkadaşını hırpalayan ve onu aldatan bir züppeyi anlattığı kitabıyla açıyoruz.



 

 


 

 

 

 

 


Tutku Günlükleri, Hunter S. Thompson

Kitap dilimize çevrilmemiş, ancak kitaptan uyarlama filmin Türkçesini bulmak mümkün. 1950’li yıllarda serbest gazetecilik yapan Paul Kemp, New York’taki hayatını bırakarak, San Juan gazetesinde çalışmak için Porto Rico’ya gider. Gazetede çalışan Amerikalıların iç yüzlerini kısa sürede keşfeder. Kemp, çevresini saran öz yıkıma meyilli bu gruptan uzak durmaya ve kendisini korumaya çalışmaktadır...

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Paris Bir Şenliktir, Ernest Hemingway

Hemingway bu hatıratında, Paris'te yaşarken tanıştığı arkadaşları ve sevgilileriyle ilgili dedikoduları okuyucularıyla paylaşıyor.

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Kadınlar, Charles Bukowski

Edebi bir klasik olan bu kitap, temelde erkek bir yazarın sonu gelmeyen bir dizi olaylara ve başarısız atılımların sonucu olarak yaşadığı tatminsizliğini konu alıyor.

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Da Vinci Şifresi, Dan Brown

Yayımlandığı dönemde büyük ses getiren, devam kitapları ve beyazperdeye uyarlamaları da yer alan bu kitap, çekici bir kriptograf ve havalı bir sembol uzmanının Paris ve Louvre etrafında geçen gizemleri çözerken yaşadıkları heyecan verici aşk hikayesini anlatıyor.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 


Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, Jonathan Safran Foer

Babasını kaybettikten sonra tesadüfen bulduğu bir anahtar genç bir çocuğu gizli sırları açığa çıkarmak için harekete geçirir. Kitapta romantik bir aşktan çok ailevi bir aşk hüküm sürüyor.

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Dövüş Kulübü, Chuck Palahniuk

Bir terapi grubuna, insomniadan muzdarip isimsiz bir hasta katılır. Daha sonra bu hasta, kendinde olmayan farklı hastalıkların da terapi gruplarına katılmaya başlar. Bu gruplardan birinde Marla Singer adında pasaklı bir kadınla tanışır. Evet, isminden de anlaşılacağı gibi bir miktar dövüş sahnesi içermekte. Bu ilginç konuya sahip film aynı isimle beyazperdeye de uyarlanmış, başrolde de Brad Pitt yer almıştı.

 

 

 

 


 

 

 

 

 


Gönül Abla ve Temizinden Bir Milyon, Nathanael West

Kitap, gazetede 'Gönül Abla köşesi' yazmaktan daha ciddi bir iş sahibi olmak isteyen, ancak bütün vaktini Los Angeles civarındaki yeni kadınlarla tanışmak için harcayan bir adamı anlatıyor.

 

 

 


 

 

 

 

 

 


Sistem Süpürgesi, David Foster Wallace

Bir edebiyat dergisi editörü, santral memuru genç bir kıza acılı ve ani bir şekilde aşık olur. Adı Lenore olan bu kızın esrarengiz bir biçimde ortadan kaybolan büyükannesini bulmak gibi bir görevi vardır.


 

 

 

Çeviren: Ceren Kavak

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Muhammed Hicazi 1900 yılında Tahran’da dünyaya gelmiş. Yüksek bir memur olan babasının imkânları sayesinde müreffeh bir çocukluk geçirmiş. Erken yaşlarda Arapça ve Fransızcayı yetkin şekilde öğrendikten sonra eğitim için Fransa’ya yollanmış. Hicazi’nin Fransa yılları onun uzaktan idrak etmeye çalıştığı Batı’yı yerinde özümsemesi için bir başlangıç noktası olmuş.

Kelimeleri hikâyeleri ile birlikte düşünürüm. Birer insan gibi yaşamları ve dönüşümleri vardır kelimelerin. Onun seyrini izlerim. Anlamları dışında görünüşleri ve tipografik hareketleri ilgimi çeker.

 

İstanbul’da yaz mevsiminin ayak sesleri duyuluyordu. Üniversitedeki bahar döneminin son dersinde felsefe hocam Cemil Güzey, okuma listesi çıkardı. Uzayıp giden listede bir kitap ismi hemen gözüme çarptı; Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar. Bu üç kelimeyi yan yana okuyunca heyecanlanmıştım.

*Paul de Senneville/Mariage d'Amour (Aşk Evliliği) bu yazıya eşlik edebilir.

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.