Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Ginsberg'in akıllı telefonu olsaydı




Toplam oy: 1015

Başkaldırı, tükenmek bilmeyen bir yenilik arayışı, tüketim karşıtlığı, sınırsız cinsel haz ve uyuşturucu... Beat Kuşağı sadece geçen yüzyılın 10-20 yıllık dönemine damgasını vuran çılgın bir gençlik akımı değil, bugün hâlâ etkilerini hissedebileceğimiz, bugün hâlâ aradığımız ve özlediğimiz bir ruh hali.

 

1950'ler ve sonrasında New York ile San Francisco'da heyecan verici bir kültür atağına kalkan Beat Kuşağı temsilcilerinin kuşku yok ki en önemli temsilcilerinden biri, Allen Ginsberg. Uluma, Amerika... Allen Ginsberg'in aykırı ve ilham verici yazarlığını hepimiz biliriz. Peki onu bir fotoğrafçı olarak tanıyor muyuz?

 

Nereden çıktı bu, diyecekseniz hemen söyleyelim: San Francisco'daki Yahudi Müzesi'nde Ginsberg'in çektiği fotoğraflardan oluşan bir sergi var bugünlerde. "Beat Anıları" isimli bu sergide, Ginsberg'in yıllar boyu peşini bırakmayan fotoğraf aşkı sayesinde ortaya çıkan binlerce siyah beyaz fotoğraftan 79 tanesi seçilmiş; fotoğraflar eylüle kadar sergilenecek.

 

Evet, Ginsberg aynı zamanda fotoğraflar da çeken bir yazardı. Ancak serginin küratörü Colleen Stockmann'ın, Ginsberg ve fotoğrafçılığı hakkında düştüğü önemli nota göz atmakta fayda var: "Ginsberg'in çektiği fotoğrafları sergiliyoruz, ancak bilmek gerekir ki, Ginsberg'in fotoğraf algısı bilinçli bir sanat yaklaşımına sahip değil. Şöyle düşünmek daha iyi olacaktır, eğer Ginsberg bugün yaşasaydı ve bir akıllı telefonu olsaydı, çekeceği fotoğraflar işte bunlar olacaktı."

 

Biz bu fikri çok sevdik: İşte, eğer Ginsberg bugün yaşasaydı ve bir akıllı telefonu olsaydı böyle fotoğraflar çekecek ve fotoğrafların altına bu küçük notları düşecekti. Gelin, bir yandan bir Beat resmigeçidi ya da bir Beat anı defteri olarak da görebileceğimiz bu 79 fotoğrafın birkaçına göz atalım.

 

 

 

 

Rebecca Ginsberg, Buba, çamaşırhaneci Pincus'un karısı, 1953.

 

 


 

 

Jack Kerouac 7. caddede gezerken. 1953.

 

 


 

 

William S. Burroughs ciddi görünüyor. Üzgün aşığın gözleri, 1953.

 

 


 

 

Jack Kerouac. Elinde Trenyolu Frencisinin El Kitabı var, 1953.

 

 


 

 

 

Neil Cassady ve o yılki aşkı. 1955.

 

 

 


 

 

 

Peter Orlovsky, James Joyce'un mezarında. Zürih, 1980.

 

 

EB

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

1977 doğumlu bir şair Eren Safi. Şimdilik yayınlanmış iki şiir kitabı var: Kamaşır ve Twitter Tepesindeki Okçular. Kamaşır toplamında yer alan Mürşidim Kocakarı ve Bir Kişi Bomba şiirleri öznel şiirler sayılabilir.

Nasreddin Hoca, Beylikler devri Anadolu’sunun en bilge karakterlerinden birisi. Ona izafe edilen fıkralar yediden yetmişe hemen herkesin neşe kaynağı, aynı zamanda tasavvufi felsefi manalar da içeren bu fıkralar hem güldüren hem de düşündürüp ders veren türden.

Kitapların dünyasına yaptığımız yolculukları düşünmeye başlayalım. Önce kitapların oluşma sürecini sanki ilk defa öğreniyormuşuz gibi hatırlamamız iyi olabilir. Zihnimizde beliren düşünceler olgunlaşınca onları harflerle kelimelere dönüştürürüz. Kelimeler sözcükler halinde ağzımızdan dökülür, uzun bir konuşma halini alır.

İran edebiyatında ve özellikle İran şiirinde, erkek egemenliğine karşı kadın rüzgârını ilk estiren şairin sinemaya giriş macerasının ilk perdesi, iki arkadaşı tarafından bir partide İran sinema dehasına önerilmesiyle başlar. Bu sabit fikirli, dik başlı ve dahi adam, hakkında pek de iyi şeyler konuşulmayan bir kadını işe alırken tereddüt eder ve bu tereddüdünden iş arkadaşına söz eder.

Fatih Balkış’ın adı okura yabancı gelmeyecektir. Fars, Yerçekimi ve Baht Dönüşü kitapları Can Yayınları tarafından basılan romancı, dört yıllık bir aradan sonra dördüncü romanını da çıkardı. Bugüne dek hep iyi işlerle karşımıza çıkan Kafka Kitap’ın, ilk Türkçe edebiyat örneklerinden biri olarak sunuldu Karaçam Ormanı’nda.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta