Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Hafıza, Bağ Ve Çocuk




Toplam oy: 6
Ağacın Hafızası, bir ağacın imgesinde dedesinin bütün hayatını kuşanmayı öğrenen Jan vasıtasıyla bir çocuk olmanın ve hayata çocukça bakmanın anlamını göstermesi bakımından güzel bir kitap. Ve aslında demek istediği şu belki de: Hayatımızda birilerine veda etme vakti gelecek, bu kaçınılmaz bir gerçek. Ama sevdiklerimizin anılarını sahiplenerek bağ kurmayı sürdürebiliriz. Yoksa hafızamızın varlık sebebi ne?

Günümüz çocuklarının hafızasında biriken hikâyeler her geçen gün azalıyor. Hikâyesiz büyüyen çocukları bekleyen tehlikelerden söz etmenin sırası değil şimdi. Ama şu kadarını söylemek bile yeterli olacaktır: Geçmişe ait anısı ekran ışığından ibaret olan çocuğun geleceği aydınlık olamaz. Bu yüzden çocuklarımızla anı biriktirmek, onlarla konuşmak, hayatı yaşamak ve deneyimlemek önemli. Peki bir çocuk dedesine bakınca ne görür ve ne düşünür? Bir dede ile torun arasında kurulan bağın zayıfladığı dönemde son derece yalın ve sağlam bir dille dede-torun ilişkisini anlatan Tina Vallès’in Ağacın Hafızası romanı, yitirdiğimiz bir hazinenin yerini gösteren bir harita âdeta. Biz yetişkinler için kötücül bir hastalık olan Alzheimer hastalığını, bir dede ve torununun sıcacık ilişkisi çerçevesinde ele alan eser, sade ama çarpıcı diyalogları kitabın kahramanı Jan’in iç sesi eşliğinde aktarıyor.

 

Yaşadıkları köyden Barselona’daki yaşadıkları eve taşınan dede Joan ve anneanne Caterina evdeki gündelik yaşamı tamamen değiştirerek Jan’in ruh dünyasına da yeni katmanlar yüklemeye başlıyor. Bu yeni hayatla birlikte sözcüklerin de sessizliklerin de anlamı değişiyor. Dedesi Joan’ın hastalık dolayısıyla silikleşen anıları taşınması gereken bir yüke dönüşüyor.

 

Artık bu emanet torun Jan’in omuzlarında! Bir hayatın bir diğerine usulca ve yavaşça emanet edildiğine şahit olurken okur da kendi anıları arasında bir yolculuk yapma imkânı buluyor. Bir saat, bir sandviç, bir sokak tabelası, bir ağaç, bir isim artık kendi anlamından sıyrılıveriyor ve katmanlı bir metafor halinde okurun anılarında başka bir katmana terfi ediyor.

Bütün duyguları ve algıları açık bir çocuğun nasıl olgunlaştığını ve içinin büyüdüğünü gözlemliyorsunuz kitabı okurken. Ama yazar bu duyguyu okurun zihnine melodram ya da acıma duygusuyla değil usulca ve masalsı bir dille bırakıyor. Ağacın Hafızası, bir ağacın imgesinde dedesinin bütün hayatını kuşanmayı öğrenen Jan vasıtasıyla bir çocuk olmanın ve hayata çocukça bakmanın anlamını göstermesi bakımından da güzel bir kitap. Ve aslında demek istediği şu belki de: Hayatımızda birilerine veda etme vakti gelecek, bu kaçınılmaz bir gerçek. Sevdiklerimizden kopacağız, çaresi yok. Ama onun anılarını sahiplenerek bağ kurmayı sürdürebiliriz. Yoksa hafızamızın varlık sebebi ne?
Burası orman değil, oda…
Madem ağaçtan girdik; konuya orman ile devam edelim. Bu ay dikkatimi çeken ikinci kitap, ödüllü İspanyol yazar Susanna Isern’in düşle gerçek arasında gidip gelen Hayır! Burası Orman Değil! isimli kitabı. Rocio Bonilla’nın gerçekten güzel desenleriyle renklenen kitap, çocuklara ev yaşamındaki sorumluluklarını, tertip ve düzenin önemini anlatan eğlenceli bir öykü. Annesinin her ikazına ‘hayır’ cevabını yapıştıran küçük bir kızın rüyasında bütün evi orman hayvanlarının işgal ettiğini görmesini konu alıyor kitap. Küvette suaygırı, mutfakta goril, yatak odasında ayılar… Ve sabah kalktığında odasının bir orman gibi değil düzenli olması gerektiği fikrine kendisi ulaşıyor. Bir masal, binlerce nasihatten daha etkili olabilir. Bu konuda şikâyeti olan ebeveynlere tavsiye olunur

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

1977 doğumlu bir şair Eren Safi. Şimdilik yayınlanmış iki şiir kitabı var: Kamaşır ve Twitter Tepesindeki Okçular. Kamaşır toplamında yer alan Mürşidim Kocakarı ve Bir Kişi Bomba şiirleri öznel şiirler sayılabilir.

Nasreddin Hoca, Beylikler devri Anadolu’sunun en bilge karakterlerinden birisi. Ona izafe edilen fıkralar yediden yetmişe hemen herkesin neşe kaynağı, aynı zamanda tasavvufi felsefi manalar da içeren bu fıkralar hem güldüren hem de düşündürüp ders veren türden.

Kitapların dünyasına yaptığımız yolculukları düşünmeye başlayalım. Önce kitapların oluşma sürecini sanki ilk defa öğreniyormuşuz gibi hatırlamamız iyi olabilir. Zihnimizde beliren düşünceler olgunlaşınca onları harflerle kelimelere dönüştürürüz. Kelimeler sözcükler halinde ağzımızdan dökülür, uzun bir konuşma halini alır.

İran edebiyatında ve özellikle İran şiirinde, erkek egemenliğine karşı kadın rüzgârını ilk estiren şairin sinemaya giriş macerasının ilk perdesi, iki arkadaşı tarafından bir partide İran sinema dehasına önerilmesiyle başlar. Bu sabit fikirli, dik başlı ve dahi adam, hakkında pek de iyi şeyler konuşulmayan bir kadını işe alırken tereddüt eder ve bu tereddüdünden iş arkadaşına söz eder.

Fatih Balkış’ın adı okura yabancı gelmeyecektir. Fars, Yerçekimi ve Baht Dönüşü kitapları Can Yayınları tarafından basılan romancı, dört yıllık bir aradan sonra dördüncü romanını da çıkardı. Bugüne dek hep iyi işlerle karşımıza çıkan Kafka Kitap’ın, ilk Türkçe edebiyat örneklerinden biri olarak sunuldu Karaçam Ormanı’nda.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta