Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İki Kapak Arası Bir Dünya Müze




Toplam oy: 13
Sanatçı Burada Ne Anlatmak İstemiş? çocuklara sanat tarihinin temel bilgilerini öğretmesi bakımından oldukça başarılı. Ayrıca hem çocuğa hem de yetişkinlere bir sanat eseri karşısında nasıl bir bakış açısına sahip olmamız gerektiğini göstermesi bakımından da tebriki hak ediyor.

Çocukluğunu kitap ve dergi açısından kısıtlı zamanlarda geçirenler için atlasın önemi büyüktür. Sınıflarındaki kara tahtanın yanında coğrafi veya fiziki Türkiye atlası görenler şanslı, dünya atlası görebilenler hepten şanslı sayılırdı. Tabii bir de ülke ülke, kıta kıta dünya atlası fasikülü bulanlar için hayal dünyasının kapısı ardına kadar açılırdı. Günümüz çocukları için bu söylediklerimin hiçbir önemi yok. Çünkü onlar ellerindeki tablet ve telefonlar ile bir uygulama sayesinde dünya turu atabiliyor, gerçek görüntüler eşliğinde şehir şehir, cadde cadde gezebiliyorlar. Yani normal bir atlasın bugünün çocuğuna bir heyecan vereceğini iddia etmek zor artık. Ama bir atlasa emek verip güzelleştiriyor ve onu bambaşka bir kitaba dönüştürüyorsanız çocukların ilgisini çekebilirsiniz. Tıpkı Taze Kitap’ın atlas serisi gibi…

 

Şimdiye kadar altı atlas yayınlayan yayınevi, son çıkardığı Sanatçı Burada Ne Anlatmak İstemiş? kitabı ile zengin bir hayal evreni inşa etmeyi sürdürüyor. Daha önce Gezgin Eşek’in Oyun Atlası, Hayvan Atlası, Böcek Atlası, Kafası Değişikler Atlası, Dünyanın Öbür Ucunda Ne Var? ve Ağaç Atlası ile çocukların merak dünyasında yaldızlı bir iz bırakan Taze Kitap yeni çıkan atlas serisinde bu kez ressamların dünyasına mercek tutuyor.

 

Ressamların dünyasına hayali yolculuk

 

Sanatçı Burada Ne Anlatmak İstemiş? hacmiyle, baskısı, tasarımı ve cildiyle göz dolduran bir kitap her şeyden önce. İsmindeki muziplik çocuğu çeken bir üslup olarak artı puanı hak ediyor. Anlamlandıramadığımız bir sanat eseri karşısında sıkça tekrarlanan bu meşhur söz, bu kitapta sanatçının ne anlatmak istediğini ya da uzmanların bugüne kadar ünlü sanat eserlerinden ne anladığı bilgisini sunması bakımından yerine oturuyor. Ancak sanatçı derken eserin ünlü ressamları merkezine aldığını söylememiz gerekiyor. Resim sanatına yön veren ve çeşitli akımların oluşmasını sağlayan toplam 37 ressamı buluşturan Sanatçı Burada Ne Anlatmak İstemiş? anlatım dili ve ekstra bilgilerle dolu dolu bir yolculuk yaptırıyor.

 

Kitap çocukların ilgisini çekecek sorulara verilen cevaplarla başlıyor ve tarih boyunca resim sanatının evreleri çocuksu bir dille aktarılıyor. Kitabın sonuna eklenen sanat sözlüğü de resim sanatına ilgi duyan bir çocuğu doyuracak cinsten. Türkiye’de ziyaret edilebilecek önemli sanat müzelerine de yer veren eser, ardından her ressama ayırdığı iki dolu sayfayla çocukları tabloların içinde müthiş bir gezintiye çıkarıyor. Bu haliyle sadece çocuklara değil büyüklere de seslenme başarısını gösteren bir eser Sanatçı Burada Ne Anlatmak İstemiş?

 

Herhalde şu soruların cevabını birçoğumuz bilmiyordur: Picasso’ya neden kübist denir? İspanyol ressam Diego Velazquez’in “Nedimeler” tablosunda görülen duvardaki aynada sanatçı kimleri gizlemişti? Munch’ın “Çığlık” tablosunda gökyüzü neden kızıl renkteydi? Osman Hamdi’nin “Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosundaki mesaj neydi? Frida’nın “Otobüs” tablosunda dışarda görünen kafenin adı neydi ve neden onu oraya yerleştirmişti? Ve daha bunun gibi bir sürü soru ve cevap, ünlü ressamların en bilinen tabloları ve hangi müzede yer aldıkları bilgisiyle birlikte çocuklara sunuluyor. Kitap boyunca kronolojik bir sırayla resim tarihinde yolculuk yapıyor olunması da kitabı önemli kılan unsurlardan.

 

 


 

 

Ben Çocuk Olsam


• Ben çocuk olsam bu kitabın her sayfasında dakikalarca vakit geçirir ve ünlü ressamların hayatlarıyla yaptıkları eserler arasındaki bağlantıyı düşünürdüm.

 

• Kitabın dilini, kurgusunu ve mizanpajını çok severdim. Resim sanatı tarihini böyle sıkmadan anlatması hoşuma giderdi.

 

• Müzeleri gezme merakım artardı. Bir büyüğümden hemen beni müzeye götürmesini rica eder ve sanat eserlerine artık daha dikkatli bakmaya başlardım.

 

 


 

 

Kendi müzeni oluştur

 

Kitap kronolojik bir sıra takip etse de eseri çocukların gözünde değerli kılan unsurlardan en önemlisi çocuklarda var olan merak hissinin kitabın her başlığında kamçılanması. Ressamların kendisi ya da eserleri üzerinden atılan güzel ve mizahi başlıklar çocuğu ister istemez sayfaya çekiyor. Ve tabii bu kitabı okuyan bütün çocuklarda müzeleri daha farklı bir gözle gezme isteğinin artması kaçınılmaz görünüyor. Zaten kitapla aslında hayalî bir müze gezisi yapıyorlar. Dünyanın dört bir yanındaki müzelerden seçilen önemli eserler ile çocuklar resim tarihi içinde salon salon geziyorlar. Enstalasyon, barok, fresk, kübizm, empresyonizm gibi havalı kelimeleri öğrenmeleri de cabası.

 

Leonardo Da Vinci’den Frida Kahlo’ya, Rembrandt’tan Osman Hamdi’ye, Andy Warhol’dan Matisse’e, Monet’den Matrakçı Nasuh’a, Vigee’den Van Gogh’a kadar birçok sanatçının hem hayat hikâyeleri hem de eserlerinin hikâyelerini buluşturan kitabın sonunda sayfalar boyunca görülen eserlerin çıkartmaları verilmiş. Ve bir kartondan müze duvarına çocuklar istediği gibi bu çıkartmaları yapıştırarak kendi küçük müzelerini oluşturabiliyorlar.

 

Duygu Dalgakıran’ın yazdığı ve Pınar Ulus’un resimlediği kitap, 8 yaş ve üzeri çocukların hele de resme merakları varsa mutlaka ilgisini çekecektir.

 

Sanatçı Burada Ne Anlatmak İstemiş? çocuklara sanat tarihinin temel bilgilerini öğretmesi bakımından oldukça başarılı. Ayrıca çocuğa ve yetişkine bir sanat eseri karşısında nasıl bir bakış açısına sahip olunması gerektiğini göstermesi bakımından da tebriği hak ediyor.

 

 

SANATÇI BURADA NE
ANLATMAK İSTEMİŞ?
Duygu Dalgakıran
RESİMLEYEN: Pınar Ulus
TAZE KITAP 2019

 

 


 

 

Ben Çocuk Olsam

 

• Bu kitaptaki çizimleri çok ama çok severdim. Çocukların yüzündeki sevinci ve oynadıkları oyundan aldıkları zevki saatlerce inceleyebilirdim.

 

• Kitaptaki şiirsel metinleri çok severdim. Ve sanırım bu kitabı ezberleyebilirdim.

 

• Hemen babamın yakasına yapışır ve ben de böyle bir oyun isterdim. Evdeki eşyalardan nasıl bir oyun çıkar diye düşünür ve babamdan buna benzer bir macera isterdim.

 

 


 

 

BATTANİYE DEĞİL HAYAL ÖRTÜSÜ

 

Bilirsiniz okul öncesi yaş grubu çocuklarının canı çok sıkılır. Ve bu yüzden sık sık sizin bacağınıza sarılıp çekiştirmeye başlarlar: “Canım çok sıkılıyor, oyun oynayalım mı, gezelim mi?” Evet miniklerin canı çok sıkılsa da aslında onları can sıkıntısından alıkoymak da dünyanın en kolay işidir. Çünkü basit bir nesne bile onların hayal gücüyle birleşince dünyanın en inanılmaz şeyine dönüşebilir. Tıpkı Babamın Battaniyesi’nde olduğu gibi.

 

Sara Şahinkanat belki de hiçbir işe yaramayacağını düşüneceğiniz bir battaniye ile çocukların hayal gücüne seslenen güzel bir masal çıkarmış. Masal boyunca iki kardeş babalarının battaniyesiyle öyle eğleniyorlar ki macera su gibi neşeyle akıp gidiyor.

 

Bir Kızılderili çadırından bir gemiye, bir hamak salıncaktan bir brandaya dönüşen battaniyeyi tek besleyen şey babanın ve çocukların hayalleri işte. Elbette kitaba güzellik katan en önemli unsurun Ayşe İnan’ın nefis ve çocuksu çizimleri olduğunu da belirtelim.

 

Babalar Günü için güzel bir hediye önerisi Babamın Battaniyesi ve tabii ki çocuklarını eğlendirmek isteyen büyüklere de güzel ipuçları fısıldayan bir kılavuz.

 

 

BABAMIN BATTANİYESİ
Sara Şahinkanat

RESIMLEYEN: Ayşe İnan
YAPI KREDI YAYINLARI 2019

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Tarihi roman sevenlere gün doğdu. Mısır piramitlerinin sırlarına doymuş, Roma lejyonlarının geçit alaylarından yeterince keyif almış, ortaçağın karanlık atmosferiyle birlikte Kilise’ye, cüzzama ve saltanat oyunlarına kandıysanız, bir de gözlerinizi Amerika’ya, devrim öncesine çevirmenin tam zamanı olabilir.

 

Yırtık, rengi atmış bir örme yün takke yaşlı bir köylünün kafasında nasıl durursa evimizin yıkık, yana kaykılmış kiremit çatısı da öyle. Ailemizin, hikâyemizin üstünde. Uzaktan bakardım evimize bazen. O yamuk acımıza. Ahşap ve kiremit çatısı eğilmiş. Bütün yoksulluğun küçük, utangaç bir açıklaması elbette bu. Kilometrelerce yamaç. Okula bu yamaçlardan uçarak iniyorum sabahları.

Vazgeçebileceğimizi değil de tercih edebileceğimizi düşünmek ne kadar aldatıcı? Her şeyden umudunu yitirmiş birini görüyorsanız belki hırslarına belki beklentilerine küsmüştür ama en çok da bir tercih yapabileceğine inanmıştır. İnsan en çok tercih edemeyince anlamını yitiriyor olmalı vazgeçince değil. O yüzden vazgeçebileceğimiz şeylerin ne kadar fazla olduğunu görünce dehşete kapılıyoruz.

“Şiir masumluğun yeniden ele geçirilmesidir” der Octavio Paz. Bunun için başlangıca yani söze gideriz. Üstü örtülmüş bir güzelliği yeniden görünür kılmak için sözün hakkı bizi beklemektedir. Mustafa Köneçoğlu’nun sekiz yıl sonra yeniden basılan ilk kitabı Söz Hakkı, bir şairin gerçeklikle ve dünyayla kurduğu bağın hem oluş hem de eriş sancılarına odaklanan bir şiirler toplamı.

Lydia Davis, yazdığı mikro, kimi zaman birer cümleden oluşan öyküleriyle tanınıyor. Proust, Blanchot, Flaubert gibi isimleri Fransızcadan İngilizceye çeviren Davis, Deha Bursu olarak da bilinen MacArthur Bursu’nun da sahibi.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.