Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İnsan öyküleriyle Türkiye'nin halleri




Toplam oy: 1140
Celal Başlangıç'ın yeni kitabı 'Hayatın Rengi Gökkuşağı', Everest Yayınları'ndan çıktı. Kitapta 'Sinemacılar, Tiyatrocular, Müzisyenler', 'Gazeteciler, Foto Muhabirleri, Belgeselciler', 'Çizgiler, Desenler, Değerler' başlıkları altında 44 'insan öyküsü' yer alıyor.

Yılmaz Güney aramıştı bir gün. Önemli bir konuyu görüşmek istiyordu. Yeni çevirmişti Umut filmini Yılmaz. Çok başarılıydı. Herkes kıskanmıştı. Geçmişini karıştırmak istiyorlar, aleyhinde kampanyalar yürütüyorlardı.

 

 

Buluştuklarında “Kardeş” dedi, “Benim için çok önemli olan bir sorun var. Bizim film Cannes’a seçildi.”

 

 

Çok sevinmişti bu habere Arif. Önce kadehleri tokuşturdular şerefe. Ama bir sorun vardı. Filmi yurtdışına çıkartamıyorlardı.

 

 

İsveç’ten yeni dönmüş, gazeteciliğe başlamıştı yeniden Arif. Bu konuşmadan sonra Umut filmini yurtdışına götürecek birini aramayı iş edinmişti. Ama bulamadı.

 

 

İşte tam o sırada çalıştığı Günaydın ve Saklambaç gazeteleri adına Cannes Film Festivali’ni izleme görevi verildi Arif’e.

 

 

Koydu Umut’u bir valize. Bütün riskleri göze alıp dayandı Yeşilköy Havaalanının gümrük kapısına. Uçağın önüne gelince bir baktı Umut’un olduğu valiz uçağın kargo bölümüne doğru gidiyor. Havaalanının terasında da Yılmaz Güney bütün film ekibiyle el sallıyordu Arif’e…

 

 

Celal Başlangıç’ın yeni çıkan kitabı Hayatın Rengi Gökkuşağı, Arif Keskiner’in, nam-ı diğer 'Çiçek Arif'in Yılmaz Güney ve Umut filmiyle ilgili bu öyküsüyle başlıyor.

 

 

Celal Başlangıç, yakın dönem Türkiye tarihini portreler, yani 'Hayat röportajları' üzerinden yazmaya 'Hayata Söylenmiş Şarkılar'dan sonra 'Hayatın Rengi Gökkuşağı' ile devam ediyor.

 

 

 

Hayatın Rengi Gökkuşağı'nda; sinemacı, tiyatrocu, müzisyen, gazeteci, foto muhabiri, belgeselci portreleri aracılığıyla; tanıdığımız, bildiğimiz ya da ilk kez tanışacağımız insanların 'hayatlarıyla yaptıkları tanıklıklar' üzerinden Türkiye’nin ve Türkiye’de yaşamanın halleri anlatılıyor.

 

 

Başlangıç’a göre ‘Hayatın Rengi Gökkuşağı’nda yer alan portrelerin toplamı bir yandan yaşadığımız çağın, diğer yandan da yaşadığımız coğrafyanın aracısız tanıklığı. Kişisel çabaları, düşleri, hayal kırıklıkları, yetenekleri, yaptıkları yani yaşadıklarıyla tam 44 insanın öyküsü yer alıyor kitapta. Başlangıç'ın deyimiyle 'hayat röportajları'. Başlangıç'ın bu çerçevede insan öykülerini derlediği ilk kitabı ise ‘Hayata Söylenmiş Şarkılar’dı.  48 insanın öyküsünü ‘Ustalar, Şefler, Ölümsüzler’, ‘78’liler, 68’liler ve Daha Gençler’, ‘Renkler, Farklılıklar, Zenginlikler’ bölüm başlıkları altında toplamıştı. Ayşe Nur Zarakolu’dan başlayan, Mihri Belli’ye, Nihat Sargın’a, Ruhi Su’ya,  Sait Faik’e, Vedat Türkali’ye, Ahmet Piriştina’ya, Deniz Kavukçuoğlu’na, İsmet Öztürk’e, Mustafa Yalçıner’e, Fethiye Çetin’e, Hrant Dink’e, Raffi Hermon’a, Sarkis Çerkesyan’a, Sarkis Seropyan’a uzanan bir çizgide anlatmıştı kahramanlarını; hayalleri, idealleri, varoluş süreçleri, hayata karşı duruşları, adanmış ömürleriyle. Yine aynı çizgide süren Hayatın Rengi Gökkuşağı’nda da ‘Sinemacılar, Tiyatrocular, Müzisyenler’, ‘Gazeteciler, Foto Muhabirleri, Belgeselciler’, ‘Çizgiler, Desenler, Değerler’ başlıkları altında topluyor bu kez kahramanlarını. Engin Yörükoğlu’ndan Ercan Kesal’a, Mazlum Çimen’den Mümtaz Sevinç’e, Reis Çelik’ten Yaşar Seyman’a, Ara Güler’den Enis Rıza’ya, Fikret Otyam’dan Selçuk Erez’e doğru açılan geniş bir yelpazede insanları bildiğimizin ötesindeki yanlarıyla da tanıma olanağı sunuyor bize. Tabii bir de adını sanını hiç duymadığınız insanların ilginç öykülerine tanıklık ettiriyor.

 

 

Başlangıç üçleme olarak planladığı 'hayat' röportajlarının sonuncusunun hazırlıklarının ise sürdüğünü söylüyor.

 

 

 

Yılmaz Güney - Umut

 

 

 

Hayatın Rengi Gökkuşağı'nda yer alan portreler:

 

 

I.    Sinemacılar, Tiyatrocular, Müzisyenler: Arif Keskiner, Engin Yörükoğlu, Ercan Kesal, Erkan Yücel, Haldun Dormen, Haluk Levent, Haluk Ünal, İberya Özkan, Lilith, Mazlum Çimen, Mehmet Esen, Mümtaz Sevinç, Oktay Güzeloğlu, Rahmi Dilligil, Reis Çelik, Sema, Semir Aslanyürek, Tuncer Necmioğlu, Vecdi Sayar, Yaşar Seyman.

 

II.    Gazeteciler, Foto Muhabirleri, Belgeselciler: Ali Öz, Ara Güler, Enis Rıza, Ergun Hiçyılmaz, Fikret Otyam, Güneş Karabuda, Hama Hammami, Hasan Şenyüksel, Nedim Hazar, Özcan Yurdalan.

 

III.    Çizgiler, Desenler, Değerler: Refika, Mehmet Soyer, Meliscan Melisanda Sezer, Osman Erkut, Özer Baysaling, Özer Ergül, Selçuk Erez, Sibel Kilimci, Şule Takmaz Nişancıoğlu, Şerafettin Kaya, Vural Öger, Yunus Tonkuş, Zinnur Taygan.

 

 

 

Hayata Söylenmiş Şarkılar’da yer alan portreler:

 

I.    Ustalar, Şefler, Ölümsüzler: Ayşe Nur Zarakolu, Eflatun Nuri, Emil Galip Sandalcı, Mihri Belli, Nihat Sargın, Rıfat Ilgaz, Ruhi Su, Sabahattin Ali, Sait Faik, Süleyman Üstün, Vedat Türkali.


II.    78’liler, 68’liler ve Daha Gençler: Abdullah Yılmaz, Adnan Önder, Ahmet Piriştina, Alaaddin Dinçer, Asım Arslan, Atilla Keskin, Babür Kuzucuoğlu, Celalettin Can, Cüneyt Kafkas,  Deniz Kavukçuoğlu, Erdoğan Aydın, Fikret Karacan, Hakkı Zariç, İsmet Öztürk, Mahmut Ocaklı, Mehmet Sönmez, Mustafa Yalçıner, Muzaffer Erdoğdu, Ragıp Zarakolu, Sefer Selvi, Selçuk Polat, Süha Tuğtepe, Zeki Kırdemir, Zihni Çetiner.

 

III.    Renkler, Farklar, Zenginlikler: Feryal Kaya, Fethiye Çetin, Giovanni Scognomilla, Habib Gerez, Hrant Dink, Hrantik Topakian, Mustafa Olpak, Peter Hristoff, Raffi Hermon, Sarkis Çerkezyan, Sarkis Seropyan, Vedat Tüten.

 

 

 

 

Kaynak: Cumhuriyet

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Emily Dickinson’a geçmeden önce kendi çocukluğumu ve bahçe hikâyemi anlatacağım size... Macera olsun diye evden kaçıp gün batarken kimsenin ruhu duymadan döndüğüm çocukluk yıllarımda, bütün evlerin bahçeli olduğunu sanırdım. Neden, çünkü şanslıydım; oturduğumuz sakin mahallede bütün evler bahçeliydi, bizimki de.

 

Hepimiz etrafında toplanacağımız hikâyeler arıyoruz. Çünkü bir bakıma hikâye, hayatın zihinlerimizdeki anlamlandırılmış yansımasıdır. Dünyadaki varlığımızı konumlandırabilmek ve bir anlama ulaşabilmek için şeylerin mekân ve zamanda nelere bağlı, nelerle birlikte olduğunu bilmeye muhtacız.

Eğer hidâyet yazılmışsa bir kişinin alınyazısına, kişi ne denli farklı mecralarda dolaşırsa dolaşsın dönüp gelmesi muhakkaktır takdir olunana. Gai Eaton da Lozan’dan İngiltere’ye, Jamaika’dan Mısır’a hakikat arayışıyla gezinirken, bu yazgının izini süren son devir Müslüman entelektüellerinden birisidir.

 

A-

 

Mecnun one night

 

B-

 

Ben bu tarzı benimsedim. Elim belimde vakaların önünde bekler, sakallarımı sıvazlar, sosyolojik birtakım çıkarımlarımı dile getiririm. ‘Ne güzel bir toplum simit yiyor.’ ‘Toplum koşma oğlum beş dakika sonra tekrar gelecek tren.’ ‘Toplum şuradan geçerken az sessiz ol uykuya uzağım zaten.’

 

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.