Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İthaf etmek de bir sanattır merak ettiğimiz İthaf hikayeleri...




Toplam oy: 23
“Size bu kadar Anadolu’ya yakışan ve kendi başına bir şaheser olan isim için teşekkür etmek ve sizden af dilemek isterim, Yakup Kadri Bey. İsmin kudretinin, eserden kavi olması benim kabahatim değildir.”

 

Türkiye’de ve dünyada, yazarların ithafları da yazdıkları kadar hikâye barındırabiliyor; Peyami Safa’nın Nâzım Hikmet’e adadığı fakat sonraki baskılarda aralarındaki anlaşmazlık sebebiyle çıkardığı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitabındaki gibi, taltif edici ithaflar yerini kimi zaman pişmanlığa bırakabiliyor. Kimi zamansa, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Yahya Kemal’e ithaf ettiği Beş Şehir kitabındaki bir ustaya ebedî saygı ve hürmeti bir gönül borcuyla dile getirebiliyor. Bu ithaflardan bazılarını Sabitfikir için derledik.

 

FİTZGERALD’IN HÜZÜNLÜ İTHAFI

“Bir kez daha Zelda’ya.”

 

Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby’yi, romanı yazarken bir başkasından hoşlanmaya başlayıp kendisinden boşanmak isteyen Zelda Fitzgerald’a adıyor. “Bir kez daha” vurgusu, hâlâ âşık bir romantiğin sözünden çok, hüzünlü bir “her şeye rağmen.”

 

AHMET HAMDİ TANPINAR’DAN YAHYA KEMAL’E “MİLLİ” İTHAF

 

“Çok defa onunla konuşurken veya ondan ayrıldığım zaman, bu adam bu kadar sarahatle ve şaşmaz realite duygusuyla nasıl oldu da bize bu hayal ve şiir âlemini yaratabildi; hatta nasıl oldu da bu düşünce devam edebildi, diye düşünürdüm. Pek az şair bir cemiyet tarafından onun gibi kayıtsız ve şartsız kabul edilmiştir.” Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir kitabını, “her adımı millî hayatın ve tarihin bir köşesini aydınlatan” Yahya Kemal Beyatlı’ya bu satırlarla ithaf ediyor.

 

HALİDE EDİP’TEN SAKARYA ORDUSU’NA…

 

“Eser Sakarya’nındır. Fena olabilir; fakat benim sanatımın yapabileceği en iyi şeydir,” diyor Halide Edip, Ateşten Gömlek’in girişindeki mektupta. Sonrasında, Ateşten Gömlek adını ondan önce kullandığı için Yakup Kadri’ye teşekkür ediyor: “Size bu kadar Anadolu’ya yakışan ve kendi başına bir şaheser olan isim için teşekkür etmek ve sizden af dilemek isterim, Yakup Kadri Bey. İsmin kudretinin, eserden kavi olması benim kabahatim değildir.” Bu mektup, Selim İleri’nin kelimeleriyle, “belki de edebiyatımızdaki hemen hemen tek romancıdan romancıya teşekkür mektubu.” Halide Edip Adıvar, Ateşten Gömlek kitabını, Sakarya Ordusu’na ithaf ediyor.

 

EXUPERY ÖLDÜKTEN SONRA DUYULAN İTHAF

 

 

Saint-Exupéry, Küçük Prens’i dostuna, ustasına, Léon Werth’e adıyor. Werth böyle bir kitabın varlığını ve kendisine ithaf edildiğini, ancak Exupéry öldükten sonra öğrenebilecek.

 

MEHMET RAUF, FELÇ GEÇİRMEDEN ÖNCE

“Yalnız hayatımın değil, ruhumun da en ezeli refikasına,

 

Sevgili Zezi! Sen ki, benim ilk veya son değil, bütün hayatımın bir tek yıldızısın; elemli ve feci bir hastalığın mihriban mevcudiyetinle en parlak bir saadet içinde geçirttiğin elemli ve feci günlerinde kalem tutmaktan aciz zavallı elimin maluliyetine çaresaz olarak kıymettar yardımınla beraber yazdığımız bu romanı o günlerin emsalsiz nefasetinin bir hatırası olmak üzere senin muazzez ismine ithaf etmeme elbet müsaade edersin, değil mi yavrum?.. Beyoğlu, 27 Teşrinisani 1927 Mehmed Rauf”

 

İthaf Mehmet Rauf’un Son Yıldız kitabından. Kitabı üçüncü eşi Muazzez Hanım’a ithaf eden Rauf, evlendikten on üç gün sonra felç geçirince romanı Muazzez Hanım kâğıda geçirir.

 

İSMET ÖZEL’DEN ANNESİNE…

Altı kardeşin en küçüğü İsmet Özel, Bir Yusuf Masalı’nı “kanserine alıştığı” annesine ithaf ediyor.


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Şöyle diyor Tolstoy: “Her edebi eser, iki türden birine aittir; ya bir kahraman yola çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.” Hikâyeleri bambaşka saiklerle türlere ayıran birçok edebi otorite olmasına rağmen (Booker, Thomas, vb.) Tolstoy’un söylediğine pek az kişi karşı çıkabilir. Herman Melville’in Redburn kitabı da bir yola çıkış hikâyesi.

Tüm edebi eserlerin kısa olması gerektiğine inanan ve bunu ‘şiirselliğe’ saygı olarak nitelendiren Edgar, 1838’de kaleme aldığı Nantucket’li Arthur Gordon Pym’in Öyküsü adlı kitabının başına gelenleri bilse ne yapardı peki acaba?

“At” dendiğinde benim aklıma tarihin görkemli sayfaları, cenk meydanları, rüzgâr gibi akıp giden süvarilerle birlikte Yahya Kemal’in; “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik” dizeleri gelir.

 

Doğunun son birkaç yüzyıldır tarih sahnesinden çekilip deyim yerindeyse tatile çıktığını söyleyen Daryush Shayegan’a göre; Rönesans’ın başlattığı süreç beraberinde getirdikleriyle -bir çeşit “Asyalılık” kimliğiyle tanımladığı- Doğuluları “yaralı bilinç”lere dönüştürmüştür.

Sanırım anne babaların günümüzde en çok dertlendiği ve sıkıntı çektiği konuların başında çocuklarının teknoloji ile bağımlılık derecesindeki ilişkisi geliyor. Çocuklarının önündeki ekrandan başını kaldırarak doğal bir şeylerle uğraşmasını arzulamak her büyüğün en masum isteklerinden birisi olmaya başladı.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Nobel en prestijli ödüllerden biri olarak biliniyor. Özellikle “Edebiyat” ödülleri her zaman yeni tartışmalara gebe. Nobel’i alan yazarlar kadar, aday gösterilip alamayan yazarlar da bu tartışmanın konusu. Hakkında bir borsa bile var biliyorsunuz.