Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İthaf etmek de bir sanattır merak ettiğimiz İthaf hikayeleri...




Toplam oy: 33
“Size bu kadar Anadolu’ya yakışan ve kendi başına bir şaheser olan isim için teşekkür etmek ve sizden af dilemek isterim, Yakup Kadri Bey. İsmin kudretinin, eserden kavi olması benim kabahatim değildir.”

 

Türkiye’de ve dünyada, yazarların ithafları da yazdıkları kadar hikâye barındırabiliyor; Peyami Safa’nın Nâzım Hikmet’e adadığı fakat sonraki baskılarda aralarındaki anlaşmazlık sebebiyle çıkardığı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitabındaki gibi, taltif edici ithaflar yerini kimi zaman pişmanlığa bırakabiliyor. Kimi zamansa, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Yahya Kemal’e ithaf ettiği Beş Şehir kitabındaki bir ustaya ebedî saygı ve hürmeti bir gönül borcuyla dile getirebiliyor. Bu ithaflardan bazılarını Sabitfikir için derledik.

 

FİTZGERALD’IN HÜZÜNLÜ İTHAFI

“Bir kez daha Zelda’ya.”

 

Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby’yi, romanı yazarken bir başkasından hoşlanmaya başlayıp kendisinden boşanmak isteyen Zelda Fitzgerald’a adıyor. “Bir kez daha” vurgusu, hâlâ âşık bir romantiğin sözünden çok, hüzünlü bir “her şeye rağmen.”

 

AHMET HAMDİ TANPINAR’DAN YAHYA KEMAL’E “MİLLİ” İTHAF

 

“Çok defa onunla konuşurken veya ondan ayrıldığım zaman, bu adam bu kadar sarahatle ve şaşmaz realite duygusuyla nasıl oldu da bize bu hayal ve şiir âlemini yaratabildi; hatta nasıl oldu da bu düşünce devam edebildi, diye düşünürdüm. Pek az şair bir cemiyet tarafından onun gibi kayıtsız ve şartsız kabul edilmiştir.” Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir kitabını, “her adımı millî hayatın ve tarihin bir köşesini aydınlatan” Yahya Kemal Beyatlı’ya bu satırlarla ithaf ediyor.

 

HALİDE EDİP’TEN SAKARYA ORDUSU’NA…

 

“Eser Sakarya’nındır. Fena olabilir; fakat benim sanatımın yapabileceği en iyi şeydir,” diyor Halide Edip, Ateşten Gömlek’in girişindeki mektupta. Sonrasında, Ateşten Gömlek adını ondan önce kullandığı için Yakup Kadri’ye teşekkür ediyor: “Size bu kadar Anadolu’ya yakışan ve kendi başına bir şaheser olan isim için teşekkür etmek ve sizden af dilemek isterim, Yakup Kadri Bey. İsmin kudretinin, eserden kavi olması benim kabahatim değildir.” Bu mektup, Selim İleri’nin kelimeleriyle, “belki de edebiyatımızdaki hemen hemen tek romancıdan romancıya teşekkür mektubu.” Halide Edip Adıvar, Ateşten Gömlek kitabını, Sakarya Ordusu’na ithaf ediyor.

 

EXUPERY ÖLDÜKTEN SONRA DUYULAN İTHAF

 

 

Saint-Exupéry, Küçük Prens’i dostuna, ustasına, Léon Werth’e adıyor. Werth böyle bir kitabın varlığını ve kendisine ithaf edildiğini, ancak Exupéry öldükten sonra öğrenebilecek.

 

MEHMET RAUF, FELÇ GEÇİRMEDEN ÖNCE

“Yalnız hayatımın değil, ruhumun da en ezeli refikasına,

 

Sevgili Zezi! Sen ki, benim ilk veya son değil, bütün hayatımın bir tek yıldızısın; elemli ve feci bir hastalığın mihriban mevcudiyetinle en parlak bir saadet içinde geçirttiğin elemli ve feci günlerinde kalem tutmaktan aciz zavallı elimin maluliyetine çaresaz olarak kıymettar yardımınla beraber yazdığımız bu romanı o günlerin emsalsiz nefasetinin bir hatırası olmak üzere senin muazzez ismine ithaf etmeme elbet müsaade edersin, değil mi yavrum?.. Beyoğlu, 27 Teşrinisani 1927 Mehmed Rauf”

 

İthaf Mehmet Rauf’un Son Yıldız kitabından. Kitabı üçüncü eşi Muazzez Hanım’a ithaf eden Rauf, evlendikten on üç gün sonra felç geçirince romanı Muazzez Hanım kâğıda geçirir.

 

İSMET ÖZEL’DEN ANNESİNE…

Altı kardeşin en küçüğü İsmet Özel, Bir Yusuf Masalı’nı “kanserine alıştığı” annesine ithaf ediyor.


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Nekro Porta/Ölüler Kapısı bir ilk roman olmasına rağmen sağlam kurgusu ve bütünlüğüyle dikkat çekmektedir. Bütün karakter ve olaylar, tek bir olayın çevresine toplanmakta, birbirinin neden veya sonucu olmaktadır. Bu yönüyle Nekro Porta bir ilk roman için ilk ve en zor sınavdan başarıyla geçmektedir. İlk romanlar için diğer bir handikap, romanda kullanılan dil ve üsluptur.

Çocuklar muzip ama bir o kadar da kalplerine dokunan metinlere bayılırlar. Bir çocuğun edebiyattan ve kitaptan beklediği şey de budur aslında. Gökhan Özcan ismini bilenler bilir. Ve kalemindeki sadeliğin yanında derinliği de fark edenler onun metinlerinin müptelâsı olurlar.

Necati Mert’in ustalığı

 

Şehir yazılarının tarihi çok eskilere dayanır. Gezmek, görmek ve seyahatten geriye kalan izlenimlerini paylaşmak insanın doğasında olan bir özelliği gibi aslında. Gezmek, ruha şifa olduğu kadar kelimelere de bir canlılık katıyor.

Hayatımı değiştiren kitapları listeleyebilmem çok zor. Benim bugüne gelebilmemin arkasında çok çeşitli etkenler, unsurlar var çünkü. Bu sebeple “bu kitabı okudum, şöyle değiştim” demek diğerlerine haksızlık olur. Faulkner “bu kitapta ne anlatmak istedin?” diye soranlara çok kızarmış.

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.