Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Jane Austen'dan pullar ve öğütler




Toplam oy: 1055

Gurur ve Önyargı romanının 200. yılı kutlamaları sürerken, Jane Austen'ın 6 romanını kapsayan pullar da satışa çıktı. Royal Mail'in yaptığı açıklamaya göre, yazarın son yıllarını geçirdiği Chawton ve doğduğu kasaba olan Steventon'dan gönderilen mektuplara, Gurur ve Önyargı'da geçen "Sevmediğiniz biriyle evlenmek dışında her şeyi yapabilirsiniz." cümlesi  basılacak.

 

 

 

 

 

 

 

Angela Barret tarafından tasarlanan pullarda, Northanger Manastırı, Emma, Mansfield Parkı, İkna gibi romanlardan altıntılanmış çizimler yer alıyor. 1813 yılında çıkardığı ikinci roman olan Gurur ve Önyargı için Jane Austen "pek sevgili çocuğum" dediği biliniyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hazır konu Jane Austen'dan açılmışken, yazarın romanlarından aşkla ilgili pek çok ders çıkarmanın da mümkün olduğunu hatırlatalım. Acaba Austen bize neler öğütlemiş?

 

 

 

1. Biriyle tanıştığınızda ilk izleniminize o kadar güvenmeyin:

 

 

Evet, iyi ya da kötü, ilk izlenimize o kadar güvenmemenizi salık veriyor Austen. Elizabeth Bennet ile Bay Darcy'nin ilk tanışma anlarını hatırlayın, ikisi de pek hoşlanmamışlardı birbirlerinden. Aynı şey Marianne Dashwood ve Colonel Brandon için de geçerliydi. Jane Austen kalbiyle olduğu kadar mantığıyla da düşünen bir kadındı muhtemelen, birine ilk görüşte aşık olma ihtimalinden çok, birini tanıdıkça sevmeye inananlardan. Yani, birine hemen bağlanmaktansa onu yavaş yavaş tanıyıp karar vermek en güzelidir diyor bizlere.

 

 

 

 

 

2. Hemen karar verip, evlenmeyin:

 

 

Austen'in kadın kahramanlarından bazılarını, yalnızca zengin oldukları için erkeklerle evlendikleri için sonradan sıkıntılı durumlarla karşı karşıya kalırken gördük. Mansfield Parkı'nda Maria Bertram, serveti sebebiyle Bay Rushworth ile evlenmiş, ancak Henry Crawford'la yaşadığı yasak ilişki sebebiyle "günah içinde" yaşamaya başlamıştı. Kocasından boşanan Maria'yı, daha sonra teyzesi ile küçük bir kasabaya yerleşmiş gördük. Gurur ve Önyargı'da da, Charlotte Lucas, kimseden daha iyi bir teklif alamayacağına inanarak, aptal Bay Collins'le evlenir ve hayatını, kocasını minimum süreyle görebileceği şekilde ayarlamak için uğraşır. O yüzden, evlenmek için acele etmeyin!

 

 

 

 

 

3. Dürüst olun ve hoşlandığınız kişiye bunu söyleyin:

 

 

Jane Bennet, hislerini bir türlü açıklayamamasından ötürü neredeyse Bay Bingley'i kaybediyordu. Tabi ki koşa koşa gidip, kendinizi kaybetmişçesine o kişinin kollarına atlayın demiyoruz, ancak sizin onu önemsediğinizi bir şekilde anlaması hiç fena olmaz.

 

 

 

 

 

4. Kendinizi düşünün:

 

 

Jane Austen'ın kadın kahramanlarının size öğreteceği en önemli şey şu olacaktır: İsteklerinizin peşinden gidin. İkna romanında Anne Eliott'ı düşünün, Frederic Wentworth ile nişanı atmaya karar verişini. Ya da Emma romanında  Harriet Smith'in, Emma'nın çöpçatanlığı sayesinde aradığı aşkı buluşunu. Bir şeyi elde etmek istiyorsanız, onun peşine düşmek için bir an bile beklemeyin diyor Austen.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DDD

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Muhammed Hicazi 1900 yılında Tahran’da dünyaya gelmiş. Yüksek bir memur olan babasının imkânları sayesinde müreffeh bir çocukluk geçirmiş. Erken yaşlarda Arapça ve Fransızcayı yetkin şekilde öğrendikten sonra eğitim için Fransa’ya yollanmış. Hicazi’nin Fransa yılları onun uzaktan idrak etmeye çalıştığı Batı’yı yerinde özümsemesi için bir başlangıç noktası olmuş.

Kelimeleri hikâyeleri ile birlikte düşünürüm. Birer insan gibi yaşamları ve dönüşümleri vardır kelimelerin. Onun seyrini izlerim. Anlamları dışında görünüşleri ve tipografik hareketleri ilgimi çeker.

 

İstanbul’da yaz mevsiminin ayak sesleri duyuluyordu. Üniversitedeki bahar döneminin son dersinde felsefe hocam Cemil Güzey, okuma listesi çıkardı. Uzayıp giden listede bir kitap ismi hemen gözüme çarptı; Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar. Bu üç kelimeyi yan yana okuyunca heyecanlanmıştım.

*Paul de Senneville/Mariage d'Amour (Aşk Evliliği) bu yazıya eşlik edebilir.

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.