Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

KararsızOkur // "Öteki" toprakları "yuvaya" taşıyan edebiyatçılarımız




Toplam oy: 37

Bu ayın kapak konusu, Türkiyeli edebiyatçıların eserleriyle yurt dışı serüvenleri olunca, KararsızOkur'u da Türkiyeli edebiyatçıların buraya taşıdıkları kentler ve bu kentleri bize sunan kitapları üzerine kurduk. Kentlerin ve kültürlerin zamanla dönüşen organik oyun alanları olması ve sundukları tecrübelerin de zamanla değişmesinden hareketle, bireyin dünya ile ilgili belli bir farkındalık düzeyi yakalaması için ikincil veriye bağımlılığından bahsetmek mümkün. Bu anlamda edebiyatçılar, kelimeler vasıtasıyla kurabildikleri güçlü iletim kanallarıyla ikinci el tecrübe kaynağı olarak değerliler.


Edebiyatçılar bazen içselleştirdikleri kentler için gezi kitapları yazarak, bazen anılarında o kentlere özgü tecrübelere yer verip oralara has tatları sunarak, bazen yabancı şehir ve küfürlerden toplandıklarından yarattıkları karakterleri metinlerine gömerek, bazen bu şehirleri hikayelerine oyun alanı olarak seçerek buralara taşımışlar. Biz de uzak şehirleri buraya taşıyan edebiyatçılarımızın bu kitaplarını ve beslendikleri "öteki" toprakları bir haritada bir araya getirmek istedik. Belki bir dahaki gezinizden önce, gideceğiniz şehri başka türlü bir "tanıdıktan" dinlemek istersiniz.

 

 

 

 

(Görseli büyütmek için tıklayınız.)

 

 

1- Enis Batur - İki Deniz Arası Siyah Topraklar  Bordeaux Seyahatnamesi


“Montaigne'in kulesinden, şarap bağlarından başlayan, ama kuzeyde Loti'nin evine, güneyde Benjamin'in mezarına, Lascaux mağarasına ve Gaudi'ye...”

 

2- Ahmet Hamdi Tanpınar – Yaşadığım Gibi


“Benim Paris seyahatim: Yirmi bir sene evvel gelmem lazım gelen yere şimdi geliyorum. Bugünkü Avrupa, fikirlerimin, itiyatlarımın ve ideallerimin hazin bir mezarlığıdır. Hakikatte ben Avrupa’da bir hortlak değilse bile, bir artık gibi dolaşıyorum.”

3- Cenap Sahabettin - Beyrut, Filistin ve Nablus İzlenimleri

 

4- Füruzan – Balkan Yolcusu


Bosna-Hersek, Makedonya, Bulgaristan, Yunanistan – gezi-röportaj demeti

 

5- Erdal Öz - Bir Gün Yine Allı Turnam


Sovyetler Birliği gezisinden onda kalanları Allı Turnam isimli kitabıyla yayımlamıştı. Berlin duvarı yıkıldıktan sonra bir süre basılı görmek istemediği kitabını daha sonra bir takım eklemelerle Bir Gün Yine Allı Turnam ismiyle yeniden yayımladı. 

 

  
6- Ahmet Haşim - Frankfurt Seyahatnamesi

 

1930’ların Frankfurt'undan 20 kısa yazı

 

7- Nedim Gürsel - Paris Yazıları


8- Haldun Taner  - Berlin Mektupları

 

1935-84 arası Berlin anıları: Hitler’in yükselişi, siyasal mücadeleler, soğuk savaş yılları, füze rampaları, yeşiller hareketi, Türk işçiler sorunu...

 

9- İlhan Selçuk - Uzak Komşu Rusya'dan Gezi Notları


10- M. Cevdet Anday - Sovyet Rusya Azerbaycan Özbekistan Bulgaristan Macaristan


11- Yusuf Ziya Ortaç - Göz Ucuyla Avrupa

 

12- Selahattin Batu: Avusturya ve Venedik Günleri


13- Demir Özlü: Kanal Kentlerinde Berlin Amsterdam


14- Hıfzı Topuz – Elveda Afrika, Hoşca Kal Paris


15- Cüneyt Ayral – Benim Paris’im

 

16- Selahattin Batu – İspanya Büyüsü


17- Fikret Otyam -  Ne Biçim Amerika Ne Biçim Rusya ve İran Afganistan Pakistan


"Ne görebildiysem onları yazdım, biraz da ne gösterildiyse..."

 

18- Demir Özlü  - Paris Günleri

 

“Kafamda uğuldayan Paris’i yalnız görmeliyim. Yalnızlık ne kadar sıkıntı verecek olursa olsun.”

 

19- Şevket Rado -  Amerikan Masalı


20- Hasan Âli Yücel – İngiltere Mektupları


21- Işıl Özgentürk - Büyülü Bir Yolda – İran, Pakistan, Hindistan, Nepal

 

“Hiç bitmemesini istediğim için o yoldaki ben'i anlatmaya çalıştım. Hepsi bu.”

 

22- Burhan Arpat - Avusturya Günlüğü


23- Nedim Gürsel – Bir Avuç Dünya


24- Mîna Urgan - Bir Dinozorun Gezileri


İnsanları tanımayı hedefleyene gezilerinden notlar.

 

Bonus:

 

 
25- Seydi Ali Reis Mir'âtü'l Memâlik


Süveyş Kaptanı olduktan sonra gördüklerini yazmıştır. Tamamlanma tarihi 1557'dir.

 
26- Evliya Çelebi -  Seyahatname


1682’deki vefatına kadar tam 50 yıl boyunca gezdi. 


 

 


 

 

 

Görsel: Onur Atay

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Sözcüklerin Farklı  Rotası: Deli Bal

Bir dönem fazlasıyla popüler olan anket defterlerinin tarihi hayli gerilere dayanıyor aslında. Ünlü Fransız yazar Marcel Proust henüz 13 yaşındayken de bir hayli popülermiş bu defterler. Öyle ki 13 yaşındaki Proust böyle bir defter satın alıp içindeki İngilizce soruları yanıtladıktan sonra arkadaşı Antoinette Faure’a doğum günü hediyesi olarak vermişti.

Koleksiyoncular, eski yayıncılar ve üreticilerle konuşursanız eğer, benzer yorumlar duyarsınız; Türkiye’de çizgi roman yayıncılığının altın çağının 1955-1975 yılları arasında yaşandığına inanılır. Sonrasında satışların düştüğü, doksanlı yılların başında kaybolma raddesine geldiği anlatılır.

Edebiyat ve felsefe deyince akla ilk olarak dilin kıvraklığı ile düşüncenin keskinliği bir araya gelse de, arka planda sıklıkla aşk hikayesi görürüz. Ustaca ve birikimle yazılan mektuplar oluşturur bu hikayeyi. Lübnan asıllı ressam, şair ve filozof Halil Cibran da aşk mektuplarıyla bilinen isimlerden.

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. Öyleyse soruyoruz:  Siz Jules Verne'i niçin okuyorsunuz?

 

Söyleşi

Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi:


“Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.