Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

KararsızOkur // "Öteki" toprakları "yuvaya" taşıyan edebiyatçılarımız




Toplam oy: 308

Bu ayın kapak konusu, Türkiyeli edebiyatçıların eserleriyle yurt dışı serüvenleri olunca, KararsızOkur'u da Türkiyeli edebiyatçıların buraya taşıdıkları kentler ve bu kentleri bize sunan kitapları üzerine kurduk. Kentlerin ve kültürlerin zamanla dönüşen organik oyun alanları olması ve sundukları tecrübelerin de zamanla değişmesinden hareketle, bireyin dünya ile ilgili belli bir farkındalık düzeyi yakalaması için ikincil veriye bağımlılığından bahsetmek mümkün. Bu anlamda edebiyatçılar, kelimeler vasıtasıyla kurabildikleri güçlü iletim kanallarıyla ikinci el tecrübe kaynağı olarak değerliler.


Edebiyatçılar bazen içselleştirdikleri kentler için gezi kitapları yazarak, bazen anılarında o kentlere özgü tecrübelere yer verip oralara has tatları sunarak, bazen yabancı şehir ve küfürlerden toplandıklarından yarattıkları karakterleri metinlerine gömerek, bazen bu şehirleri hikayelerine oyun alanı olarak seçerek buralara taşımışlar. Biz de uzak şehirleri buraya taşıyan edebiyatçılarımızın bu kitaplarını ve beslendikleri "öteki" toprakları bir haritada bir araya getirmek istedik. Belki bir dahaki gezinizden önce, gideceğiniz şehri başka türlü bir "tanıdıktan" dinlemek istersiniz.

 

 

 

 

(Görseli büyütmek için tıklayınız.)

 

 

1- Enis Batur - İki Deniz Arası Siyah Topraklar  Bordeaux Seyahatnamesi


“Montaigne'in kulesinden, şarap bağlarından başlayan, ama kuzeyde Loti'nin evine, güneyde Benjamin'in mezarına, Lascaux mağarasına ve Gaudi'ye...”

 

2- Ahmet Hamdi Tanpınar – Yaşadığım Gibi


“Benim Paris seyahatim: Yirmi bir sene evvel gelmem lazım gelen yere şimdi geliyorum. Bugünkü Avrupa, fikirlerimin, itiyatlarımın ve ideallerimin hazin bir mezarlığıdır. Hakikatte ben Avrupa’da bir hortlak değilse bile, bir artık gibi dolaşıyorum.”

3- Cenap Sahabettin - Beyrut, Filistin ve Nablus İzlenimleri

 

4- Füruzan – Balkan Yolcusu


Bosna-Hersek, Makedonya, Bulgaristan, Yunanistan – gezi-röportaj demeti

 

5- Erdal Öz - Bir Gün Yine Allı Turnam


Sovyetler Birliği gezisinden onda kalanları Allı Turnam isimli kitabıyla yayımlamıştı. Berlin duvarı yıkıldıktan sonra bir süre basılı görmek istemediği kitabını daha sonra bir takım eklemelerle Bir Gün Yine Allı Turnam ismiyle yeniden yayımladı. 

 

  
6- Ahmet Haşim - Frankfurt Seyahatnamesi

 

1930’ların Frankfurt'undan 20 kısa yazı

 

7- Nedim Gürsel - Paris Yazıları


8- Haldun Taner  - Berlin Mektupları

 

1935-84 arası Berlin anıları: Hitler’in yükselişi, siyasal mücadeleler, soğuk savaş yılları, füze rampaları, yeşiller hareketi, Türk işçiler sorunu...

 

9- İlhan Selçuk - Uzak Komşu Rusya'dan Gezi Notları


10- M. Cevdet Anday - Sovyet Rusya Azerbaycan Özbekistan Bulgaristan Macaristan


11- Yusuf Ziya Ortaç - Göz Ucuyla Avrupa

 

12- Selahattin Batu: Avusturya ve Venedik Günleri


13- Demir Özlü: Kanal Kentlerinde Berlin Amsterdam


14- Hıfzı Topuz – Elveda Afrika, Hoşca Kal Paris


15- Cüneyt Ayral – Benim Paris’im

 

16- Selahattin Batu – İspanya Büyüsü


17- Fikret Otyam -  Ne Biçim Amerika Ne Biçim Rusya ve İran Afganistan Pakistan


"Ne görebildiysem onları yazdım, biraz da ne gösterildiyse..."

 

18- Demir Özlü  - Paris Günleri

 

“Kafamda uğuldayan Paris’i yalnız görmeliyim. Yalnızlık ne kadar sıkıntı verecek olursa olsun.”

 

19- Şevket Rado -  Amerikan Masalı


20- Hasan Âli Yücel – İngiltere Mektupları


21- Işıl Özgentürk - Büyülü Bir Yolda – İran, Pakistan, Hindistan, Nepal

 

“Hiç bitmemesini istediğim için o yoldaki ben'i anlatmaya çalıştım. Hepsi bu.”

 

22- Burhan Arpat - Avusturya Günlüğü


23- Nedim Gürsel – Bir Avuç Dünya


24- Mîna Urgan - Bir Dinozorun Gezileri


İnsanları tanımayı hedefleyene gezilerinden notlar.

 

Bonus:

 

 
25- Seydi Ali Reis Mir'âtü'l Memâlik


Süveyş Kaptanı olduktan sonra gördüklerini yazmıştır. Tamamlanma tarihi 1557'dir.

 
26- Evliya Çelebi -  Seyahatname


1682’deki vefatına kadar tam 50 yıl boyunca gezdi. 


 

 


 

 

 

Görsel: Onur Atay

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Vazgeçebileceğimizi değil de tercih edebileceğimizi düşünmek ne kadar aldatıcı? Her şeyden umudunu yitirmiş birini görüyorsanız belki hırslarına belki beklentilerine küsmüştür ama en çok da bir tercih yapabileceğine inanmıştır. İnsan en çok tercih edemeyince anlamını yitiriyor olmalı vazgeçince değil. O yüzden vazgeçebileceğimiz şeylerin ne kadar fazla olduğunu görünce dehşete kapılıyoruz.

“Şiir masumluğun yeniden ele geçirilmesidir” der Octavio Paz. Bunun için başlangıca yani söze gideriz. Üstü örtülmüş bir güzelliği yeniden görünür kılmak için sözün hakkı bizi beklemektedir. Mustafa Köneçoğlu’nun sekiz yıl sonra yeniden basılan ilk kitabı Söz Hakkı, bir şairin gerçeklikle ve dünyayla kurduğu bağın hem oluş hem de eriş sancılarına odaklanan bir şiirler toplamı.

Lydia Davis, yazdığı mikro, kimi zaman birer cümleden oluşan öyküleriyle tanınıyor. Proust, Blanchot, Flaubert gibi isimleri Fransızcadan İngilizceye çeviren Davis, Deha Bursu olarak da bilinen MacArthur Bursu’nun da sahibi.

İnsanlık serüvenimizde ciddi kırılmaları tecrübe ettiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Dijital devrim sadece alışkanlıklarımızı değil gerçekliği algılama ve yorumlama biçimimizi de temelden sarsıp deyim yerindeyse kararsızlaştırıyor. Bütün bu karmaşada hikâyeler de akacakları yeni yollar aramaktan geri durmuyor.

“Şairin hayatı şiire dâhildir” sözünü kullanan Cemal Süreya ise bunu poetik bir tespit olarak okuyup geçmek mümkün değil. Eserleri kadar hayatı da okuyucusunun her zaman ilgisini çekmiş, edebi kamunun konusu olmuş bir şairden söz ediyoruz.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.