Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Kelebek Etkisi// Bir başka yılı daha bitirdim, dedi Tanrı




Toplam oy: 754
İnsanların yepyeni kıyafetleriyle birbirinin Noel’ini kutladığı, soğuk ama pırıl pırıl bir Noel günü ve gecesinden bahseden ünlü Rus romanı hangisi peki?

O yılbaşı günü, kelebekle evde yalnızdık. Yeni yıla girmemize saatler kalmış olmasına rağmen, bir yılbaşı ağacından başka her şeye benzeyen zavallı salon bitkisinin hediyesiz, bomboş görünümü iyice moralimi bozuyordu. “Hediyesiz bir yılbaşı, yılbaşı değildir,” diye mırıldanmışım farkında olmadan. “Yanlış alıntı yaptın, doğrusu ‘Hediyesiz bir Noel, Noel değildir,’ olacaktı,” diyen kelebeğin sesiyle kendime geldim. “Bu da nerden çıktı bilmiş kelebek?” diyecek oldum ama bizimkisi hemen cevabı yapıştırdı, “Louisa May Alcott’un Küçük Kadınlar’ındaki Jo’nun lafıdır o, yerdeki halının üstünde umutsuzca yatar ve yoksulluk nedeniyle alamadıkları armağanları düşünürken böyle söyler. Ama yılbaşını değil, Noel’i kasteder.” Bizim kelebek, yılbaşı ve Noel deyince ilk akla gelen kitapları anımsamaya başlamıştı: Hans Christien Andersen’in bir yılbaşı günü sokaklarda donan Küçük Kibritçi Kız’ı, Charles Dickens’ın Bir Noel Hikayesi...

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaptırmış gidiyordu ki muzip bir gülümsemeyle araya girip, “Peki sen her yılbaşı geldiğinde Hıncal Uluç’un köşesine koyduğu öyküyü bilir misin?” diye sordum. Kitap dışında bir şey okumayan bizimki, şaşırdı tabi. Şaşkınlığından yararlanıp anlatmaya başladım hemen, “O’Henry’nin Noel Armağanı öyküsü deyince anımsayacaksındır. Hani genç ve yoksul bir evli çift vardır. Kadın kocasına hediye almak için saçlarını kestirip satar, oysa kocası ona armağan olarak toka almıştır. Ama birbirlerine asıl armağanları aşkları olacaktır. Anımsadın mı?” Biraz bozulmuştu belli ki, kafasını salladı ama altta kalmamak için hemen o da bir soru sordu; “İnsanların yepyeni kıyafetleriyle birbirinin Noel’ini kutladığı, soğuk ama pırıl pırıl bir Noel günü ve gecesinden bahseden ünlü Rus romanı hangisi peki?” Bilmediğimi anlayınca kendisi cevapladı mecburen, “Savaş ve Barış. Tamam, kabul ediyorum bu biraz zor oldu. Peki, Noel günü aldığı evlilik teklifini reddeden ünlü Jane Austen karakteri kimdir?” Neyse ki bunu biliyordum. “Emma Woodhouse tabii ki. Madem Noel, evlilik ve İngiliz edebiyatından açıldı konu... Sen söyle bakalım hangi hüzünlü İngiliz romanının talihsiz iki kahramanı, yılbaşında evlenmeyi planlamıştı?” Onun için kolay bir soruydu. Hüzünle iç geçirerek, “Tabii ki Uğultulu Tepeler’in talihsiz aşıkları Catherine ve Heathcliff’in başkalarından olan çocukları Cathy ve Hareton. Böylece bu hüzünlü romana da umutlu bir son eklemiş olurlar zaten,” dedi.

 

 

 

 

Bir an hüzünlenmiştik ki, aklımıza Bridget Jones’un Günlüğü’nde kendine ümitsizce ‘kısmet’ arayan Bridget’in, teyzesinin evindeki yılbaşı partisine gitmeden önceki hali gelince aynı anda gülmeye başladık.

 

 

 

Kahkahalarımızın arasından, yeni yılın gelişini kutlayan komşuların neşeli çığlıkları çalındı kulağımıza. Kelebek, Thomas Hardy’nin Yılbaşı şiirinden şu dizelerle kutladı yeni yılın gelişini “Bir başka yılı daha bitirdim, dedi Tanrı.” Sonra ikimiz de en sevdiğimiz kitapları elimize alıp, yeni yılın ilk dakikalarında okumaya gömüldük.

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

İstanbul’da yaz mevsiminin ayak sesleri duyuluyordu. Üniversitedeki bahar döneminin son dersinde felsefe hocam Cemil Güzey, okuma listesi çıkardı. Uzayıp giden listede bir kitap ismi hemen gözüme çarptı; Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar. Bu üç kelimeyi yan yana okuyunca heyecanlanmıştım.

*Paul de Senneville/Mariage d'Amour (Aşk Evliliği) bu yazıya eşlik edebilir.

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

İlk defa 2013 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan, yeni edisyonu ise geçen ay Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Ferahlık Anına Övgü, Ömer F. Oyal’in dördüncü romanı. Yazarın romanın yanı sıra çeşitli türlerde eserleri bulunuyor.

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.