Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Kitap okurken gözlerinizi de korumak için 5 ipucu



Gayet iyi
Toplam oy: 447

Kitap okumayı çok seviyoruz. Fakat beynimize ve ruhumuza ilaç gibi gelen bu aktivite gözlerimizi yormakta da birebir ne yazık ki. Kitaplarla geçirdiğimiz saatler uzadıkça gözlük numaralarımız da önlenemez bir biçimde yükseliyor. Yine de kitap okumak her zaman yorucu olmak zorunda değil. Aşağıda yer alan önerileri uygulayarak gözlerinizin sağlığını bozmadan da okumanın keyfine varabilirsiniz.

 

1.    Kitap okurken ışık tepedeki bir ampulden değil de arkanızdaki bir ışık kaynağından gelsin ve doğrudan sayfayı aydınlatsın. Oldukça uygun fiyatlara satın alabileceğiniz okuma lambalarıyla bu sorunu kolayca çözebilirsiniz.


2.    Kitap okurken düzenli molalar verin ve 20-20-20 kuralını uygulayın. “20-20-20 kuralı da nedir?” dediğinizi duyar gibiyiz! Hemen açıklayalım: 20-20-20 kuralı her 20 dakikada bir başınızı kitaptan kaldırıp 20 metre ötedeki bir nesneye 20 saniye boyunca bakmanızı ifade ediyor. Bu sayede her 20 dakikada bir göz kaslarınıza küçük bir mola vermiş oluyorsunuz.

 


3.    Gözlerinizin kurumasına engel olmak için daha sık göz kırpmayı alışkanlık haline getirin. Göz kuruluğu – özellikle bilgisayar ekranı karşısında çalışanlar arasında- oldukça yaygın bir problem, bunu daha da kötü hale getirmemeye dikkat etmek gerek.


4.    Eğer düzenli olarak kullanmanız gereken numaralı bir gözlüğünüz ya da kontak lensiniz varsa kitap okurken gözlüğünüzü ya da lensinizi de takmaya dikkat edin. Gözlük size uzağı göremediğiniz için reçetelendirilmiş olabilir, ama bu gözlüğünüzü sadece uzakta bir noktaya bakarken takacağınız anlamına gelmez.


5.    Ve elbette sıkı bir okurun olmazsa olmazı: Düzenli kontrol. İhtiyacınıza göre belirlenecek düzenli aralıklarla bir göz doktoruna görünmeyi sakın ihmal etmeyin.



Teknolojideki gelişmeleri de es geçmiyoruz elbette. E-kitap okuyucularının sayısı da günden güne artıyor. Güç geçtikçe sayfalardan olduğu kadar ekranlardan da kitap okur hale geldik. Peki bir ekrandan kitap okurken gözlerimizi nasıl koruyacağız?

 

 

1.    Eğer yazının fontu size küçük geliyorsa ve okumakta zorlandığınızı hissediyorsanız fontu büyütün.  Ne de olsa burada basılı bir kitaptan bahsetmiyoruz.


2.    Eğer okurken kullandığınız ekran sabit bir bilgisayar ekranıysa işiniz biraz zor demektir. Zira uzun müddet bir bilgisayar ekranı karşısında oturmak hem sırtınızı hem de gözlerinizi bir hayli yorar. O halde kendinizi iyice yorgun hissettiğinizde öze geri dönün: Okuduğunuz şeyin çıktısını alın ve okumaya öyle devam edin!


3.    Ekranınızın parlaklığıyla ve kontrastıyla gözleriniz için en uygun ayarı buluncaya kadar oynayın. Böylelikle sizin için en uygun ayarlamayı bulabilirsiniz.


4.    Eğer lens kullanıyorsanız bu konuda göz doktorunuza danışıp daha ayrıntılı bir biçimde bilgi alın. Böylelikle sağlığınızı da tehlikeye atmamış olursunuz.


5.    Bilgisayar ekranına bakmadığınız zamanlarda önce çok yakındaki bir nesneye, sonra çok uzaktaki bir nesneye birkaç saniye boyunca odaklanarak göz kaslarınıza biraz antrenman yaptırın.

 

 


EK

 

 


 

 

 

Kaynak: Electric Literature

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

“Ölüm fazla kesindir; bütün sebepler onun tarafında bulunur.” E. M. Cioran

 

Müslüm filminin başındaki bir sahne, popüler müzik türlerinde yaygın olan şarkıyı yüksek sesle, âdeta bağırarak okuma modasının ve aynı zamanda arabeskin Batı müziğinin ötekisi olarak gösterilmesi durumunun tersine ışık tutuyor gibidir. Öyle ki sanki bu ışık belli olsun diye Müslüm Gürses dinleyicisinin karşısına çıkarken elektrik kesiliyor.

Filmlerinde değişen, kentleşen, modernleşen Japonya’ya dair arka planda sunduğu nefis detaylarla farklı bir sineması var Yasujiro Ozu’nun. “Geç Gelen Bahar” (1949), “Erken Gelen Yaz” (1951) ve “Tokyo Hikâyesi”ni (1953) muhakkak görün isterim. Ama Japon Sineması’nda keşfedilmesi gereken Ozu haricinde de çok nitelikli yönetmenler var. Miyazaki’yi şahane animasyonları vesilesiyle duymuşsunuzdur.

Mizah unsuru çocuklar için vazgeçilmez ve ilgi çekici konuların başında gelir. Okurken kahkaha atmayı sever her çocuk. Tabii bir yazar onu güldürmeyi başarabilirse… Ülkemizde çocuklara kaliteli mizahı edebiyatla harmanlayarak sunan kitap sayısı çok fazla değil. İngiliz yazar David Walliams çocuk kitaplarına mizah katma becerisiyle dünyanın en çok okunan yazarlarından birisi.

Tavuk tandır aldım tepsiye. Pilav üstü az kuru, lahana sarma, yanına çorba, salata ve ayran.” Bu cümleleri bir bilimkurgu hikâyesinden okuma ihtimaliniz nedir? Müfit Özdeş’i okumadıysanız buna ihtimal vermezsiniz elbette. Ancak okuduysanız bu soruyu sormamın ne kadar abes olduğunu en iyi siz takdir edeceksiniz.

 

Söyleşi

EFSANELERDEN KURGUSAL EDEBİYATA EDEBİYATIN BAŞ KÖŞESİNDE: KEDİ

 

Bern’deki Paul Klee Müzesi’nde Klee’nin hayvanları konu eden eserleri sergileniyor. Klee’nin çektiği fotoğrafların döndüğü kısımda epey zaman kalıyorum, en az sergiyi gezdiğim süre kadar - fotoğraflar içime işliyor; sevgi dolu ve sakin. Ressamın deklanşörünün karşısında ise sadece kediler var.

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editörden

Edebiyat en basit anlamıyla insanı ilgilendirse de, ilk edebi eserlerden günümüze, başka canlıların da alanı olmuştur. Dönüp baktığımda, edebiyatın dünyayı ve insandan yola çıkarak hakikati anlama, anlatma becerisi başımı döndürüyor.