Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Kodlama Doğru Yazı(lı)m Yanlış




Toplam oy: 48
Eskiden “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuna “doktor, öğretmen, avukat” cevabını yapıştıran çocuklar, şimdi yazılımcı, bilgisayar programcısı, sosyal medya uzmanı, kodlamacı olacaklarını söylüyorlar.

Kodlama, robotik, yazılım, algoritma gibi kavramlar günümüz çocuklarının aşina olduğu ve öğrenmek için çaba gösterdiği bir eğitim unsuruna dönüştü. Okullarda müfredata giren, birçok üniversite, belediye ve bilim merkezinde atölyeleri bulunan bu dijital gerçeklik artık neredeyse hayat bilgisi dersinden daha önemli halde.

 

Geçmiş dönemde “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuna “doktor, öğretmen, avukat” cevabını yapıştıran çocuklar artık yok denecek kadar azaldı. Şimdi herkes yazılımcı, bilgisayar programcısı, sosyal medya uzmanı, kodlamacı gibi büyüklerin pek de anlayamayacağı kavramlar telaffuz ediyorlar. Ee devir değişince haliyle kitaplar da bu paradigmaya uygun olarak içerik değişimine uğruyor. Taze Kitap etiketiyle raflarda yerini alan Oz Yazılımcısı isimli kitap da bu dijital evrilmeye çocuk gözüyle bakmayı deneyen bir çalışma.

 

İDDİASI KODLAMA OLAN KİTAP

 

Deneyen diyorum zira bir edebiyat iddiasıyla ortaya çıkan eserin bu şartları ne kadar yerine getirdiği bizim tartışma alanımıza giriyor. Evet iş zekası uzmanı Nisa İnci’nin Oz Yazılımcısı isimli kitabı çocuklara kodlamanın temel ama basit mantığını anlatması bakımından başarılı bir çalışma. Teknoloji ile bu kadar iç içe olan çocuklara, ekranda gördükleri şeylerin arka planını merak ettirmesi ve sorgulatması açısından kitap önemli bir işleve sahip hiç şüphesiz. Kodlamayı bir macera içinde okuru sıkmadan anlatmak konusunda diyeceğimiz yok. Heyecan, aksiyon, süreklilik ve kurgu konusunda taşlar ya da tuşlar yerine oturuyor. Kodlama doğru ama peki yazı(lı) m? İşte orada söylenecek birkaç kelama ihtiyaç var.

 

Ama ondan önce kitabın konusuna değinelim: Büyüyünce yazılımcı olmak isteyen Dorothy’nin yolda bulduğu ilginç gözlüğü takmasıyla başlayan macera, bir yazılım dünyası olan Ozcraft’a hapsolmasıyla devam ediyor. Evine geri dönebilmesi için Zümrüt şehrinde yaşayan Oz’a ulaşmak ve ondan geri dönüş yolunu öğrenmek zorunda olan kahramana yol boyunca bazı arkadaşları katılıyor. Kariyer bunalımında olan ve karga sesi duymaktan bıkan bir Korkuluk, şarjı bittiği için artık marangozluk yapamayan testere kollu Robot Adam, korkunç olmaktan sıkılan Aslan... Kız kahramanımızın evine dönmesinin tek yolu var: Yazılımı öğrenmek!

 

Frank Baum’un dünyaca ünlü klasik Oz Büyücüsü’nün karakterlerini kullanarak bir macera anlatan yazarın bu tercihi bana kalırsa bir kısırdöngüyü beraberinde getiriyor. Yani bir edebiyat eserinden beklenen yazarın kendi hayal dünyasını kurması ve çocukları da o dünyaya çekmesidir. Var olan karakterler üzerinden yeni bir şeyler söyleme çabası biraz kolaycılığa kaçmakla eşdeğer. Ayrıca Türkiye’de yaşayan ve bu ülkenin çocukları için yazan birisinin Amerika’da yaşayan ve annesi Türk olan bir aile üzerinden konuyu anlatmaya çalışması da zorlama gibi. Yani karakterin isminin Dorothy olması ve olayın ABD’de geçmesinin anlatılan kurguya hiçbir katkısı yok. Yani karaktere Ayşe ya da Aslı ismi verilseydi değerinden bir şey mi kaybedecekti? En azından fantastik bir roman iddiasıyla ortaya çıkan eserin mekan ve isim seçimlerinin de yazarın kurguladığı başka tercihlerle şekillenmesi beklenirdi.

 

 

OZ YAZILIMCISI
Nisa İnci

RESİMLEYEN: Büşra Çakmak
TAZE KİTAP 2018

 

 


 

Ben Çocuk Olsam...

 

• Bu kitapla kodlamanın ne olduğunu, anlatılan hikaye yoluyla öğrenebilir ve büyük bir keyifle de okurdum.


• Bu kitaptan klişe ögeler yerine yazarın kurguladığı fantastik imgeler ve karakterler beklerdim.


• Bu kitabın çizgilerinin anlatılan maceranın içine çeken daha güçlü ve illüstrasyon tadı olan çizgiler olmasını arzu ederdim. Karikatüre yakın duran çizgileri kitabın içeriğine göre basit bulurdum.


 


 

 

KLİŞELERDEN KURTULMAK LAZIM

 

Kitapta bazı mantık hataları da gözden kaçmıyor. Mesela aslanın teneke robota elini sürtmesini tarif ederken “Kara tahtaya tırnaklarını sürtmek gibiydi” demesi, yine aslanın “Siz hiç korsan film izlemediniz mi?” diye çıkışması ormanda yaşayan bir aslandan beklenen cümleler ve önermeler değil. Kaldı ki dijital bir dünya kurgusu yaptığınız romanda artık şehirlerde bile kullanılmayan kara tahtaya atıf yapılması yazarın klişe ibareleri düşünmeden kullanmasının bir sonucu olsa gerek. Sonuç olarak kitap kodlama tekniğini öğretmesi bakımından çocuklara yol gösterici ama edebiyat dili ve tekniği açısından yeni bir şey vaat etmiyor. Bunun nedeni de basit aslında. Bu kitabın yazarının kendine temel hedef olarak çocuklara kodlama mantığını öğretmeye odaklanmış olması. Haliyle kahramanlar ve hikaye ana taşıyıcının kolonları olarak işlev görüyor ama bunu çocuk edebiyatı alanında kalem oynatan bir yazar kurgulasa ve odak noktası edebiyat olsaydı ortaya bambaşka bir metin çıkardı hiç şüphesiz. Edebiyatla eğitimin farkı da bu olsa gerek…

 

 


 

ETKİNLİKLİ ÖĞRENME SERİSİ

 

Okul öncesi yaşlardaki çocukların en sevdiği etkinliklerden birisi de hiç şüphesiz çıkartmalardır. Çocuklar bulduğu çıkartmaları evin her yerine yapıştırıp süsleme konusunda mahirdirler. Tabii onları oradan iz bırakmadan kazıma mahareti de anne-babalara düşer. Son yıllarda kitapların içine eklenen çıkartmalar bu konuda hem çocukların hem de büyüklerin işini kolaylaştıran bir yöntem. Ancak elbette kitapla birlikte rastgele çıkartmalar vermek yerine belli bir mantığa oturması, eğitici ve öğretici olması ve kitabı bütünleyen bir materyale dönüştürülmesi gerekiyor.

 

Çöller ismini taşıyan kitap bir etkinlik kitabı. Çocuklara çölleri ve çölde yaşayan canlıları anlatan kitap, içindeki çıkartmalarla da çocuğun öğrendiğini pekiştirmesine yardımcı oluyor. Her sayfada boyanması, tamamlanması ya da çıkartma yapıştırılması istenen bitki ya da hayvanla ilgili küçük bilgiler bulunuyor. Böylece küçük yaş grubundaki çocuklar bu etkinlikler yardımıyla sıkılmadan bilgi sahibi oluyorlar.

 

Bu kitabı küçük çocukların çok seveceğine şüphe yok. 48 sayfalık büyük boy bu ekolojik serinin diğer kitapları ise Tropikal İklim, Akdeniz İklimi, Ilıman İklim ve Kutuplar adını taşıyor. Çocuğuyla birlikte kaliteli vakit geçirmek isteyen ebeveynlere tavsiye olunur.

 

 

ÇÖLLER
Kim Myung Hee

RESİMLEYEN: Park So Yeon
ÇEV: Tuğçe Togo
ERDEM YAYINLARI 2018


 


 

Ben Çoçuk Olsam...

 

• Bu kitabın içindeki resimleri önce merakla inceler, sonra evdeki bir büyüğümden içindekileri okumasını isterdim.


• Bu kitapla saatlerce oyalanır, etkinlikleri tak başıma yapar ve büyük bir keyif alırdım.


• Bu kitabın ardından hemen serinin diğer kitaplarını alması için anne ve babama baskı yapardım.


 



 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

İlk defa 2013 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan, yeni edisyonu ise geçen ay Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Ferahlık Anına Övgü, Ömer F. Oyal’in dördüncü romanı. Yazarın romanın yanı sıra çeşitli türlerde eserleri bulunuyor.

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Emily Dickinson’a geçmeden önce kendi çocukluğumu ve bahçe hikâyemi anlatacağım size... Macera olsun diye evden kaçıp gün batarken kimsenin ruhu duymadan döndüğüm çocukluk yıllarımda, bütün evlerin bahçeli olduğunu sanırdım. Neden, çünkü şanslıydım; oturduğumuz sakin mahallede bütün evler bahçeliydi, bizimki de.

 

Hepimiz etrafında toplanacağımız hikâyeler arıyoruz. Çünkü bir bakıma hikâye, hayatın zihinlerimizdeki anlamlandırılmış yansımasıdır. Dünyadaki varlığımızı konumlandırabilmek ve bir anlama ulaşabilmek için şeylerin mekân ve zamanda nelere bağlı, nelerle birlikte olduğunu bilmeye muhtacız.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.