Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Korkudan Güleceksiniz




Toplam oy: 39
Kendi kültürümüzde bile var olmayan ve kök salmayan vampirleri çocuklar neden bu kadar sevdi ve sevmeye devam ediyor? Nedeni aslında çok basit. Çünkü kitabın tamamına yayılan mizah unsuru çocukların korkularının üzerine geçiyor. Gülerek ürpermek böyle bir şey olsa gerek!

Korku ve fantastik imgeler her yaştan okuru olduğu kadar çocukları da çeken ögelerden birisi. Elbette doğru kullanıldığında ve edebiyat zevki ile buluşturulduğunda çocuğun zihinsel gelişimi için yararlı olduğu bir gerçek. Alman yazar Angela Somer-Bodenburg’un ilki 1979 yılında yayımlanan 21 kitaplık Küçük Vampir dizisinden söz edeceğim bu ay. İlk olarak ülkemizde Say Yayınları tarafından yayınlanan ve bir süredir hep kitap tarafından yayınlanmaya başlayan bu seri tam kırk yıldır çocuklar kadar büyükleri de kendisine çeken bir ayrıcalığa sahip. Yani bu sevimli korkutucu dizinin şimdiden modern klasikler arasına girdiğini söyleyebiliriz.

 

Peki sırrı ne bu kitapların? Kendi kültürümüzde bile var olmayan ve kök salmayan vampirleri çocuklar neden bu kadar sevdi ve sevmeye devam ediyor? Nedeni aslında çok basit. Çünkü kitabın tamamına yayılan mizah unsuru çocukların korkularının üzerine geçiyor. Gülerek ürpermek böyle bir şey olsa gerek! Yani hem korku hem de mizah unsurunu sağlam ve dengeli şekilde buluşturma başarısı gösteren yazar bu sayede yıllardır okunmaya ve başka dillere çevrilmeye devam ediyor. hep kitap şu ana kadar seriden 17 kitabı yayınladı.

 

İKİ KORKAK BİR OLUNCA…

 

Korku ve fantastik edebiyat seven çocukların rahatlıkla okuyabileceği ve eğleneceği bu kitapların konusuna göz atalım isterseniz. Kitabın kahramanı vampirlerle ilgili öyküleri elinden düşürmeyen Anton ile karanlıktan korkan sevimli vampir Rüdiger’in sıra dışı dostluğunu ele alıyor kitaplar. Sevimli vampir Rüdiger, en az 150 yıldır vampir olmasına rağmen hâlâ çocuk. Nedeni basit; çünkü o çocukken vampir olmuş. Anton’un evde yalnız olduğu bir anda Rüdiger, pencerenin pervazına konuyor. Anton başta çok korkuyor. Bir vampirin pencereye konması kimi korkutmaz ki! Ama bir şey daha var. Çünkü küçük vampir Rüdiger de karanlıktan korkuyor. Hay Allah, işe bakın! İşte çocukları cezbedecek olay bu. İki korkak çok iyi arkadaş oluyorlar haliyle… Sonrasında maceraya vampir ailesinin diğer üyeleri Dişsiz Anna, Güçlü Bıçkın ve Dorothee Teyze, mezarlık bekçisi ve vampir avcısı Kargaburun katılıyor. Ve başlasın macera! Olaya fantastik boyutu katan şey ise küçük vampirin kahramanımıza bir pelerin getirmesi ve Anton’un da uçmaya başlaması. Uçma yetisi kitap serisini fantastik bir hale getirmeye yetiyor.

 

 

 


 


Ben Çocuk Olsam…

 

• Küçük Vampir dizisinin bütün serisini okumak isterdim. Vampir korkutucu bir şey olsa da beni güldürmesi hoşuma giderdi. Bu da korkularımın üzerine cesaretle gidebilme duygumu geliştirirdi.

 

• Kahramanlarının çocuk olması beni bu kitaplara yaklaştırırdı. Ancak serinin daha bol resimli olmasını arzu ederdim.

 

• Kitaptaki macera beni çekerdi. Kahramanın yaşadığı bu olağanüstü duyguları hayal ederdim.

 

 


 

 

Elbette kitabı çocukların gözünde bağlayıcı kılan şeylerden birisi bu olağanüstü karakterin yaptıkları fantastik olaylara ek olarak çocuğun doğal hayat içinde kendinden izler bulması. Resim çizme, fotoğrafa bakma, gevşeme egzersizleri yapma gibi olaylar çocukların iki karakter ile bağ kurmalarını hızlandırarak kendi ruhsal yansımalarının fantastik kurgu içerisinde olduğunu hissedebiliyorlar. Korku duyulan vampir ögesini sevimli bir karaktere dönüştürerek çocukları korkularının üzerine gitme cesareti vermesi bakımından da bu kitapların önemli olduğunu düşünüyorum.

 

Seride yer alan kitapların isimleri ise şöyle: Küçük Vampir, Küçük Vampir Taşınıyor, Küçük Vampir Film Kitabı, Küçük Vampir Trende, Küçük Vampir Çiftlikte, Küçük Vampir Âşık Oluyor, Küçük Vampir Tehlikede, Küçük Vampir Sınıf Gezisinde, Küçük Vampir İniltiler Vadisi’nde, Küçük Vampir Aslanın İninde, Küçük Vampir Kitap Okuyor, Küçük Vampir Beklenmedik Gelişme, Küçük Vampir Esrarengiz Program, Küçük Vampir Esrarengiz Hasta, Küçük Vampir Büyük Komplo, Küçük Vampir Kont Drakula’yı Ziyaret Ediyor ve Küçük Vampir Noel’i Kutluyor… Kitapların tamamını kuşatan komik maceraya eşlik eden siyah-beyaz çizimlerin de kitabın ruhuyla bütünlük oluşturduğunu ve başarılı olduğunu belirtelim. Ancak kitap edebiyat dili açısından şaheser mi derseniz elbette hayır! Hatta dilinin vasatın biraz üzerinde olduğunu söylemeliyim. Ancak dilin sadeliği, olay kurgusu ve samimiyeti nedeniyle çocuk okura sevimli bir içerik sunuyor.

 

Bu kitaplarla henüz tanışmamış ama hem korkudan hem gülmekten hoşlanan bütün çocukların kitaplığında bu seriye yer açacağına eminim. Çünkü bu kitapları okurken korkudan güleceksiniz!

 

 


 

GÖRKEMLİ BİR ADA

 

Okul öncesi küçük okurlarımızın keyif alacağı, resimleriyle adeta coşacakları bir kitaptan söz edeceğim. Adı, Ada. Bu güzel kitabın yazar ve çizeri Hollandalı Mark Janssen. Dört yüzden fazla kitap resimleyen Janssen’in kendi yazıp resimlediği bir kitap bu. Yazar bundan önce Sıradan Bir Gün isimli ilk kitabıyla okurların karşısına çıkmıştı. Kitabın resimleri gerçekten göz alıcı. Çocukların hayal gücüne seslenen ve rahatlıkla bağ kurabileceği bir içeriğe sahip. Sophie ile babası ve küçük köpekleri, bir deniz kazasının ardından kendilerini bir adada buluyorlar. Ada onlara adeta kol kanat gererek onları tropik fırtınalardan ve kışın sert rüzgârlarından koruyor. Sonunda bir gemi gelerek onları kurtarıyor; Sophie kitabın sonunda bu nazik adaya teşekkür ediyor.

 

Kitabın dili ve kurgusu kitabın resimlerine göre basit ve sade. Ancak sırf illüstrasyonları için bile satın alınabilir. Kitabın büyük boy basılması da illüstrasyonlarının görkemini artırıyor. Küçük okurlara tavsiye olunur.

 

 


 

 

Ben Çocuk Olsam…

 

• Kitabın resimlerine, renklerine ve çizim tekniğine bayılırdım. Her bir sayfada dakikalarca kalıp hayaller kurardım.

 

• Bir adayı sevmemin mümkün olabileceğini anlar ve kalbimi bir sıcaklık kaplardı.

 

• Kitabın metinlerinden değil resimlerinden okumayı tercih ederdim.

 

 

 

ADA
YAZAN VE RESIMLEYEN: Mark Janssen
ÇEV: Sinan Çakmak
CAN ÇOCUK 2019

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

İlk defa 2013 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan, yeni edisyonu ise geçen ay Yapı Kredi Yayınları’ndan yayımlanan Ferahlık Anına Övgü, Ömer F. Oyal’in dördüncü romanı. Yazarın romanın yanı sıra çeşitli türlerde eserleri bulunuyor.

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Emily Dickinson’a geçmeden önce kendi çocukluğumu ve bahçe hikâyemi anlatacağım size... Macera olsun diye evden kaçıp gün batarken kimsenin ruhu duymadan döndüğüm çocukluk yıllarımda, bütün evlerin bahçeli olduğunu sanırdım. Neden, çünkü şanslıydım; oturduğumuz sakin mahallede bütün evler bahçeliydi, bizimki de.

 

Hepimiz etrafında toplanacağımız hikâyeler arıyoruz. Çünkü bir bakıma hikâye, hayatın zihinlerimizdeki anlamlandırılmış yansımasıdır. Dünyadaki varlığımızı konumlandırabilmek ve bir anlama ulaşabilmek için şeylerin mekân ve zamanda nelere bağlı, nelerle birlikte olduğunu bilmeye muhtacız.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.