Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Okurun Zihninde İnşa Edilen Bir Labirent: Hazar Sözlüğü




Toplam oy: 7
Hazar Sözlüğü, onu uluslararası üne kavuşturup adının sık sık Nobel ile anılmasının ötesinde Paviç’in başı ve sonu olmayan bir roman yazma amacını gerçekleştirdiği eseri olarak ayrı bir önem kazanıyor. Kitabın ana omurgasını 7. ve 11. yüzyıllar arasında Hazar Denizi ve Karadeniz arasındaki bölgede hüküm sürmüş kadim Türk topluluğunun din değiştirmesi oluşturur. Hazarlar, resmi tarihe göre Museviliği benimsemiş olsa da Paviç’in resmi olmayan tarihine göre hangi dine girdikleri belli değildir. Kitabın bu sıra dışı kurgusal yapısı her okur için rotasını kendisinin belirleyeceği bir yolculuk teklif eder.

Henüz ilk kez yayımlandığı 1984 yılında kimilerince “21. yüzyılın ilk kitabı” olarak kabul edilen Hazar Sözlüğü’nün önsözünde Milorad Paviç, sanat eserlerini “evrilip çevrilebilir” ve “evrilip çevrilemez” olarak ikiye ayırdığından bahseder. Muhatabının esere farklı açılardan yaklaşabildiği resim ve heykel gibi sanatları evrilip çevrilebilir olarak tanımlarken, edebiyat ve müzik gibi sanatları “her şeyin başlangıçtan sona, doğumdan ölüme doğru ilerlediği tek yönlü bir sokağa” benzetir. Lineer olmayan bir anlatı inşa etmek için uzun yıllardır çalıştığından bahsetmeyi ihmal etmez. Yayınları’nın uzun yıllar sonra yeni bir çeviri ile okura sunduğu Hazar Sözlüğü, onu uluslararası üne kavuşturup adının sık sık Nobel ile anılmasının ötesinde Paviç’in başı ve sonu olmayan bir roman yazma amacını gerçekleştirdiği eseri olarak ayrı bir önem kazanıyor.

Kayıt dışı tarih çalışmaları
Yazarı tarafından “sözlük roman” olarak tanımlanan Hazar Sözlüğü’nün ana omurgasını 7. ve 11. yüzyıllar arasında Hazar Denizi ve Karadeniz arasındaki bölgede hüküm sürmüş kadim Türk topluluğunun din değiştirmesi oluşturur. Hazarlar, resmi tarihe göre Museviliği benimsemiş olsa da Paviç’in resmi olmayan tarihine göre hangi dine girdikleri belli değildir. Zaten romanın sözlük formunu oluşturan da sözü edilen Hazar polemiği etrafında gelişen tartışmalar, kayıt dışı tarihe dair çalışma ve kayıtlardan başkası değil. Zira hem İslam, hem Hristiyan hem de Musevi araştırmacılar Hazarların esasen kendi dinlerine geçtiği iddiasındadır.
Hazar Sözlüğü’nün maddeleri aslında bu üç semavi dinin bilgin ve araştırmacılarının çalışmalarıdır. Kitabın bu sıra dışı kurgusal yapısı her okur için rotasını kendisinin belirleyeceği bir yolculuk teklif eder.
Kuşkusuz okuruna farklı okuma yöntemleri teklif eden tek kitap Hazar Sözlüğü değil. Ancak Paviç’in başyapıtını özel kılanın deyim yerindeyse yapbozun bir araya gelebilmesi için okurundan da en az yazarı kadar yoğun bir çaba beklemesi olduğu söylenebilir. Tıpkı az önce bahsettiğim gibi Hazar Sözlüğü bir sokak boyunca ileri geri yürüdüğünüz bir kurguya sahip değil. Sokaktan çıktığınız, şehrin sokaklarında, meydanlarında, parklarında dilediğiniz gibi dolaştığınız hatta Paviç ile el ele verip kendi zihninizde inşa ettiğiniz bir labirenti keşfe çıktığınız bir deneyim. Okur olarak sizden taşın altına elinizi sokmanız da tam olarak bu noktada isteniyor. Zira roman, maruz kaldığınız bir anlatı olmaktan ziyade kurgusal bir bütünlüğe ulaşmak için size ihtiyaç duyuyor. Yani sadece rotanızı belirlemekle yetinmeyip labirentin inşasında da rol almalısınız. Fakat bu sorumluluk gözünüzü korkutmasın. Çünkü Hazar Sözlüğü tam olarak verdiğiniz kadarını aldığınız bir kitap. Daha rahat bir okuma ile yetinmek de Paviç’in vahşi ve zengin hayal gücüne ayak uydurmak için çabalamak da size kalmış.
Öyle sanıyorum ki tam da bu noktada Paviç’in labirente yerleştirdiği büyüleyici imgelerden bahsetmek gerek. Amerikalı ünlü eleştirmen Robert Coover’ın söylediği gibi, Milorad Paviç adeta rüyaların diliyle yazıyor. Benim için kitabı asıl kıymetli yapan ya da yazarının teklif ettiği okuma tarzını mümkün kılan da bu renkli ve şaşırtıcı hayal gücü. Zira sözlüğün her bir maddesi aslında içinde kendi destansı, mistik ve son derece güçlü hikâyesini barındıran birer anlatı. Dolayısıyla benim gibi hikâyelere, hikâye anlatıcılığına kayıtsız kalamayan biriyseniz Hazar Sözlüğü; zehirli kitapları, altından kemikleri olan kahramanları, rüya avcıları ile dönüp dönüp okuyabileceğiniz ve her seferinde büyülenecek bir şeyler bulmayı başarabileceğiniz eşsiz bir kitap. Ve onu okumak bir masal kentinin gizemli sokaklarını her adımınızla bir keşfe ulaşarak dolaşmaya; ürpertici, cesur, garip kahramanlarla karşılaşmaya benziyor. 
Hal böyleyken Hazar Sözlüğü, başlayıp bitireceğiniz bir kitaptan ziyade zihninizin bir köşesini her zaman meşgul edecek, çarpıcı bir hikâye dinlemek istedikçe karıştıracağınız hatta asla tam olarak bitiremeyeceğiniz bir kitap. Belki de Paviç’in asıl istediği de buydu. Zira romanı iyice karıştırılmış bir rubik küpüne benzetebilirsiniz. Çözmesi ise size kalmış. Fakat çözmemek de Paviç için yeterince makul.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Abdullah Harmancı’nın yeni öykü kitabı Baltan Taşa Değecek, Muhit Kitap tarafından yayımlandı. Yazar, gerek Kurmacanın Büyülü Sureti adlı kuramsal eseriyle gerekse öykü kitaplarıyla öyküyle olan dostluğundan ödün vermedi. Muhteris’te keşfettiğim bir şey vardı onun öyküsüne dair: Hayatın keşmekeşine kapılıp unutulmaması gereken bir bakış vardır onun öykülerinde.

Modern dönemin efsanevî tarihçilerinden biri Fernand Braudel ise, diğeri Arnold Toynbee’dir. Efsane olmalarının nedeni, sadece tarih alanında yaptıkları araştırmalar değildir. Ayrıca bu tarih üzerine düşünce üretmeleridir. Yorumcudur bu iki tarihçi. Tarih felsefesi de yaparlar. Sosyologların birinci derecede kaynakları arasındadır kitapları. Sanatı da bilirler.

Çocuklar için yazmak… Sanırım son yılların en dikkat çekici konu başlıklarından birisi bu. Çocuklar için masallar, romanlar yazmak, resimli kitaplar hazırlamak birçok insan için heyecan verici bir hedef haline geldi son yıllarda. Bu rüzgârın oluşmasında elbette sosyal medyanın etkisi büyük. Ama burada tuhaf bir durumun olduğunu göz ardı etmemek lazım.

Kelimelerin insan ruhunun aynası olduğuna inanıyorum. Kelimeler olmasa neye benzediğimizi tarif etmemiz pek mümkün olmazdı. Başka kişilerle benzerliklerimizi, tanımadığımız kişilerle aslında tanış olduğumuzu kelimeler olmasa nasıl fark ederdik bilmiyorum.

Kulis

Orhan Veli'den Geriye Şiir Kaldı

ŞahaneBirKitap

Ölmek ve gülmek kelimeleri yan yana çok da gelmez. Belki fonetik olarak ya da bir şiirin kafiyesi olduğunda yakalanan uyum kulağa hoş gelse de ölüm ne olursa olsun acı verir insana. Gülecek yanını bulmak zordur ölümün. “Sen adamı öldürürsün” diyerek kahkaha atarken bile güldürmek ve öldürmek aynı cümlede geçti diye kısa süreli bir sarsıntı geçirdiğimiz olur.

Editörden

Edebiyat en basit tanımıyla malzemesi insan olan bir sanattır. Çünkü insanı anlatmada aracısızdır edebiyat. Tarihin insanı anlattığı söylense de, bu bana hep kocaman bir yalan gibi gelmiştir. Öyle ya, insanı tarih değil, edebiyat anlatır. Tarih ise insanı anlatmada yine edebiyattan faydalanır. İnsanın kendini bulması için önce araması gerekir sanırım.