Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Ömer Seyfettin, Yeniden!



Şahane
Toplam oy: 15
Türk klasiklerinin yeni edisyonlarla bugünün okuruyla buluşması çok önemli. Ömer Seyfettin’in bugünün okuruyla yeniden buluşması çok daha önemli. Bu bağlamda atılacak her adımın desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.

Bazı sanatçılar var ki isimleri sıkça anılmaktan kendileri ve eserleri hakkında tabiri caizse bir körlük oluşuyor. Bir klişeymiş gibi görünse de aslında sanatları ve söylemek istedikleri yüz yıl geçse dahi öneminden hiçbir şey kaybetmiyor. Nesiller büyütüyorlar, nesiller yetiştiriyorlar. İşte Ömer Seyfettin de bu sanatçılardan biri. Nesillerdir her Türk genci mutlaka çocukluğunda Ömer Seyfettin’in bir eserini okumuştur. Belki Pembe İncili Kaftan, belki Diyet, belki Bomba ama illa ki birini okumuştur. Kendisi farkında olmasa bile okuduğu eserler onun zihin dünyasında bir şekilde yer etmiştir. Bu on yıl sonra mı ortaya çıkar yirmi yıl sonra mı bilinmez ama mutlaka ortaya çıkar okuyanlar için. Kendimden biliyorum. Yıllar sonra Ömer Seyfettin’i tekrar elime aldığımda bugün sahip olduğum düşüncelerle ne denli paralellikte olduğunu gördüm ve şaşırdım. Bunu bana sağlayanlardan biriydi Ömer Seyfettin, tekrar okuyunca anladım.

 

Bugün Ömer Seyfettin gibi Bahaeddin Özkişi gibi Mitat Enç gibi Ahmet Hikmet Müftüoğlu gibi birçok isim yine henüz ortaokul ve lise çağlarındaki çocukların tarih bilinci ile yetişmesi için oldukça kilit roller oynadılar fakat sistemdeki eksiklik maalesef belirli bir düzen içinde bu yazarların okunmasını engelledi. Hâlbuki ilkokul, ortaokul ve lise çaplarına uygun bir şekilde belirlenebilecek olan yazar ve eserleri bir neslin ciddi bir şekilde yetişmesine sebep olabilirdi. Bu konuyu ayrı ele almak üzere burada bırakıp tekrar Ömer Seyfettin’e dönersek, henüz 36 yaşındayken hayatını kaybetmiş bir sanatkâr için bugün bulunduğu konum ve ifade ettiği önem her yazara nasip olmayacak cinsten. Bütün hikâye ve romanlarında verdiği mesaj ve bilhassa kullandığı Türkçe şüphesiz fikrî gelişimine henüz başlayan çocuklar için oldukça önemli.

 

En son Türk Dil Kurumu Yayınları Ömer Seyfettin’in bütün düzyazılarını tek bir ciltte topladı ve harika bir işe imza attı. Mutlaka her kütüphanede bulunması gereken bir kaynak oldu. Bununla birlikte yayın hayatına yeniden hızlı bir giriş yapan Turkuvaz Kitap da Muallim Naci, Tevfik Fikret, Halid Ziya gibi birçok Türk klasiği ile beraber Ömer Seyfettin’in eserlerini yeniden neşretmeye başladı. İlk planda Gizli Mabed ve Asilzadeler kitabıyla birlikte tasarımı ve sadeleşmiş diliyle çocuklar için hazırlanan Yalnız Efe kitabı neşredildi. Önce Yalnız Efe’den bahsetmek lazım. Yalnız Efe’yi okuyarak büyüyen bir çocuğun içinde haksızlığa baş eğmeyen ve daima doğrunun, iyinin ve güzelin yanında olan bir yapıya sahip olmaması düşünülemez. Bir kitapla bu sağlanır mı diye düşünenler olabilir ama bunun örneğini defalarca hem kendimde hem çevremde gördüğüm için çok iyi biliyorum. Hem bugünün dizi ve internet dünyasında çocukların ve gençlerin karşılaştığı tehlikeyi düşünürsek Yalnız Efe gibi eserlerin ne denli büyük bir öneme haiz olduğu görülecek. Esra Derya Dilek’in yayına hazırladığı Gizli Mabed ve Melisa Aksu’nun yayına hazırladığı Asilzadeler kitabı da Turkuvaz Kitap’ın Ömer Seyfettin külliyatına giriş için çıkarttığı kitaplar. Kitap bugünün okurunun kitabı kolayca okuyup anlamasını sağlamak amacıyla hazırlanmış. Bugün kullanımı nadir olan yahut kullanımdan kalkmış kelimeler her sayfa altına konulan sözlükle açıklanmış.

 

Türk klasiklerinin yeni edisyonlarla bugünün okuruyla buluşması çok önemli. Ömer Seyfettin’in bugünün okuruyla yeniden buluşması çok daha önemli. Bu bağlamda atılacak her adımın desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.

 

 

YALNIZ EFE
Ömer Seyfettin
TURKUVAZ KİTAP
2018

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kelimelerle ilişkimi şöyle tarif edebilirim; ‘Kelimelerin kalbi’ne şiir yazarak girmek... Tanpınarca söylersem ben de önce kelimeleri öğreniyorum, sonra da yaşadıkça anlamlarını. Ve şu: Bazı kelimeleri işaret ettikleri şeyden daha çok seviyorum.

 

 

 

 

Sinik Bir Başkaldırı: Edebiyat Ehlileştirilmeye Karşı


İlk karşılaşmamızda ne benim henüz yayımlanan bir metnim vardı ne de Aykut Ertuğrul’un ilk öykü kitabı raflara düşmüştü. Yayın yönetmenliğini üstlendiği “Ğ” dergisine değerlendirilmesi için gönderdiğim bir öyküyle başlayan edebiyat sohbetimizde yılları devirdik. Sanırım en kıdemli okurlarından biriyim. Bir eleştiri yazısına da bu kadar duygusallık yeter.

 

Roman edebiyatın bukalemunudur. Kanonik olmayan doğası gereği, kılıktan kılığa girme becerisine sahiptir. Bu durum roman kuramına, eleştirisine de yansır. Öyle ki her romanı, romancıyı aynı şekilde açıklayacak bir inceleme yöntemi bulamayız. Romancılığı tartışma götürmez isimler bile ifratla tefrit arasında gidip gelen yorumlara maruz kalabilir.

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.