Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Ömer Seyfettin, Yeniden!




Toplam oy: 16
Türk klasiklerinin yeni edisyonlarla bugünün okuruyla buluşması çok önemli. Ömer Seyfettin’in bugünün okuruyla yeniden buluşması çok daha önemli. Bu bağlamda atılacak her adımın desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.

Bazı sanatçılar var ki isimleri sıkça anılmaktan kendileri ve eserleri hakkında tabiri caizse bir körlük oluşuyor. Bir klişeymiş gibi görünse de aslında sanatları ve söylemek istedikleri yüz yıl geçse dahi öneminden hiçbir şey kaybetmiyor. Nesiller büyütüyorlar, nesiller yetiştiriyorlar. İşte Ömer Seyfettin de bu sanatçılardan biri. Nesillerdir her Türk genci mutlaka çocukluğunda Ömer Seyfettin’in bir eserini okumuştur. Belki Pembe İncili Kaftan, belki Diyet, belki Bomba ama illa ki birini okumuştur. Kendisi farkında olmasa bile okuduğu eserler onun zihin dünyasında bir şekilde yer etmiştir. Bu on yıl sonra mı ortaya çıkar yirmi yıl sonra mı bilinmez ama mutlaka ortaya çıkar okuyanlar için. Kendimden biliyorum. Yıllar sonra Ömer Seyfettin’i tekrar elime aldığımda bugün sahip olduğum düşüncelerle ne denli paralellikte olduğunu gördüm ve şaşırdım. Bunu bana sağlayanlardan biriydi Ömer Seyfettin, tekrar okuyunca anladım.

 

Bugün Ömer Seyfettin gibi Bahaeddin Özkişi gibi Mitat Enç gibi Ahmet Hikmet Müftüoğlu gibi birçok isim yine henüz ortaokul ve lise çağlarındaki çocukların tarih bilinci ile yetişmesi için oldukça kilit roller oynadılar fakat sistemdeki eksiklik maalesef belirli bir düzen içinde bu yazarların okunmasını engelledi. Hâlbuki ilkokul, ortaokul ve lise çaplarına uygun bir şekilde belirlenebilecek olan yazar ve eserleri bir neslin ciddi bir şekilde yetişmesine sebep olabilirdi. Bu konuyu ayrı ele almak üzere burada bırakıp tekrar Ömer Seyfettin’e dönersek, henüz 36 yaşındayken hayatını kaybetmiş bir sanatkâr için bugün bulunduğu konum ve ifade ettiği önem her yazara nasip olmayacak cinsten. Bütün hikâye ve romanlarında verdiği mesaj ve bilhassa kullandığı Türkçe şüphesiz fikrî gelişimine henüz başlayan çocuklar için oldukça önemli.

 

En son Türk Dil Kurumu Yayınları Ömer Seyfettin’in bütün düzyazılarını tek bir ciltte topladı ve harika bir işe imza attı. Mutlaka her kütüphanede bulunması gereken bir kaynak oldu. Bununla birlikte yayın hayatına yeniden hızlı bir giriş yapan Turkuvaz Kitap da Muallim Naci, Tevfik Fikret, Halid Ziya gibi birçok Türk klasiği ile beraber Ömer Seyfettin’in eserlerini yeniden neşretmeye başladı. İlk planda Gizli Mabed ve Asilzadeler kitabıyla birlikte tasarımı ve sadeleşmiş diliyle çocuklar için hazırlanan Yalnız Efe kitabı neşredildi. Önce Yalnız Efe’den bahsetmek lazım. Yalnız Efe’yi okuyarak büyüyen bir çocuğun içinde haksızlığa baş eğmeyen ve daima doğrunun, iyinin ve güzelin yanında olan bir yapıya sahip olmaması düşünülemez. Bir kitapla bu sağlanır mı diye düşünenler olabilir ama bunun örneğini defalarca hem kendimde hem çevremde gördüğüm için çok iyi biliyorum. Hem bugünün dizi ve internet dünyasında çocukların ve gençlerin karşılaştığı tehlikeyi düşünürsek Yalnız Efe gibi eserlerin ne denli büyük bir öneme haiz olduğu görülecek. Esra Derya Dilek’in yayına hazırladığı Gizli Mabed ve Melisa Aksu’nun yayına hazırladığı Asilzadeler kitabı da Turkuvaz Kitap’ın Ömer Seyfettin külliyatına giriş için çıkarttığı kitaplar. Kitap bugünün okurunun kitabı kolayca okuyup anlamasını sağlamak amacıyla hazırlanmış. Bugün kullanımı nadir olan yahut kullanımdan kalkmış kelimeler her sayfa altına konulan sözlükle açıklanmış.

 

Türk klasiklerinin yeni edisyonlarla bugünün okuruyla buluşması çok önemli. Ömer Seyfettin’in bugünün okuruyla yeniden buluşması çok daha önemli. Bu bağlamda atılacak her adımın desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.

 

 

YALNIZ EFE
Ömer Seyfettin
TURKUVAZ KİTAP
2018

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Vazgeçebileceğimizi değil de tercih edebileceğimizi düşünmek ne kadar aldatıcı? Her şeyden umudunu yitirmiş birini görüyorsanız belki hırslarına belki beklentilerine küsmüştür ama en çok da bir tercih yapabileceğine inanmıştır. İnsan en çok tercih edemeyince anlamını yitiriyor olmalı vazgeçince değil. O yüzden vazgeçebileceğimiz şeylerin ne kadar fazla olduğunu görünce dehşete kapılıyoruz.

“Şiir masumluğun yeniden ele geçirilmesidir” der Octavio Paz. Bunun için başlangıca yani söze gideriz. Üstü örtülmüş bir güzelliği yeniden görünür kılmak için sözün hakkı bizi beklemektedir. Mustafa Köneçoğlu’nun sekiz yıl sonra yeniden basılan ilk kitabı Söz Hakkı, bir şairin gerçeklikle ve dünyayla kurduğu bağın hem oluş hem de eriş sancılarına odaklanan bir şiirler toplamı.

Lydia Davis, yazdığı mikro, kimi zaman birer cümleden oluşan öyküleriyle tanınıyor. Proust, Blanchot, Flaubert gibi isimleri Fransızcadan İngilizceye çeviren Davis, Deha Bursu olarak da bilinen MacArthur Bursu’nun da sahibi.

İnsanlık serüvenimizde ciddi kırılmaları tecrübe ettiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Dijital devrim sadece alışkanlıklarımızı değil gerçekliği algılama ve yorumlama biçimimizi de temelden sarsıp deyim yerindeyse kararsızlaştırıyor. Bütün bu karmaşada hikâyeler de akacakları yeni yollar aramaktan geri durmuyor.

“Şairin hayatı şiire dâhildir” sözünü kullanan Cemal Süreya ise bunu poetik bir tespit olarak okuyup geçmek mümkün değil. Eserleri kadar hayatı da okuyucusunun her zaman ilgisini çekmiş, edebi kamunun konusu olmuş bir şairden söz ediyoruz.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.