Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

"Öykü, hayatın kırılma noktasıdır"




Toplam oy: 1091

Aslında öykü yazmaya başlarken ve onları “Heveskuşu” adı altında bir araya getirdiğimde, neden öykü yazdığımı bilmiyordum. Hala da tam olarak bunun nedenini bildiğimi söyleyemem. Sanırım hayatın parçalar halinde üzerime savurduklarını birleştirmek ya da yan yana koymak istemişim.

 

 

Yazıda her malzemenin kendi seyrini oluşturduğuna inananlardanım. Anlattıklarım öykü olmalıymış, öykü yapmışım. Öykü benim için hayatın kısa bir anının yansıması değil, daha net bir şekilde hayatın o kısa anının geleceği biçimlendirmesidir. Hep kırılma noktaları var anlattıklarımda. O kırılma noktaları, geçmişi ve geleceği kılıç gibi birbirinden ayırıyor. Kısası, öykü benim için hayatın kırılma noktasıdır ve önemlidir.

 

 

 

 

Huzursuz öyküler yazdım. Acı katmeri yüksek öyküler. Ama insan okudukça, hayatın içinden geçtikçe bakış açısı da değişiyor. İster eğlenceli bir şeyler yazayım isterse de trajik (bazen ikisi birlikte. Bunun da adına trajikomik demişler) ama sonuç hep aynıdır sanırım. Hayat daha katlanılır hale geliyor.

 

 

 

Ama yazmak için önce okumak gerekir

 

 


Bu yola çıkmadan önce ustalarımdan el aldım. Hâlâ çırak olmam bir şeyi değiştirmez. Çehov, Marquez, E.A. Poe, Oscar Wilde, Borges, O. Henry, Bukowski, Sait Faik, Haldun Taner, Necati Cumalı, Füruzan, Tomris Uyar, Cemil Kavukçu, Ferit Edgü, Oğuz Atay, Murathan Mungan gibi yazarlar bu seyrimde ellerini sırtımdan eksik etmediler.

 

Sanırım her yola çıkanda bu biraz böyledir. Önce özenirsin, onlar gibi yazarsın sonra da kendi yolunu bulup ustalarına selam edersin. Ama onlar bir aşkın unutulmaz anları gibidir. Ne zaman yazıya otursan onları etrafında bir koruma kalkanı, bir yol gösterici olarak görürsün.

 

Yüzün yere düşmesin, yazdıkların en azından sadece “yazı” olmasın diye onlardan sakınırsın. En azından ben öyle oluyorum.

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

1977 doğumlu bir şair Eren Safi. Şimdilik yayınlanmış iki şiir kitabı var: Kamaşır ve Twitter Tepesindeki Okçular. Kamaşır toplamında yer alan Mürşidim Kocakarı ve Bir Kişi Bomba şiirleri öznel şiirler sayılabilir.

Nasreddin Hoca, Beylikler devri Anadolu’sunun en bilge karakterlerinden birisi. Ona izafe edilen fıkralar yediden yetmişe hemen herkesin neşe kaynağı, aynı zamanda tasavvufi felsefi manalar da içeren bu fıkralar hem güldüren hem de düşündürüp ders veren türden.

Kitapların dünyasına yaptığımız yolculukları düşünmeye başlayalım. Önce kitapların oluşma sürecini sanki ilk defa öğreniyormuşuz gibi hatırlamamız iyi olabilir. Zihnimizde beliren düşünceler olgunlaşınca onları harflerle kelimelere dönüştürürüz. Kelimeler sözcükler halinde ağzımızdan dökülür, uzun bir konuşma halini alır.

İran edebiyatında ve özellikle İran şiirinde, erkek egemenliğine karşı kadın rüzgârını ilk estiren şairin sinemaya giriş macerasının ilk perdesi, iki arkadaşı tarafından bir partide İran sinema dehasına önerilmesiyle başlar. Bu sabit fikirli, dik başlı ve dahi adam, hakkında pek de iyi şeyler konuşulmayan bir kadını işe alırken tereddüt eder ve bu tereddüdünden iş arkadaşına söz eder.

Fatih Balkış’ın adı okura yabancı gelmeyecektir. Fars, Yerçekimi ve Baht Dönüşü kitapları Can Yayınları tarafından basılan romancı, dört yıllık bir aradan sonra dördüncü romanını da çıkardı. Bugüne dek hep iyi işlerle karşımıza çıkan Kafka Kitap’ın, ilk Türkçe edebiyat örneklerinden biri olarak sunuldu Karaçam Ormanı’nda.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta