Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Sıcacık Bir Buz Canavarı




Toplam oy: 11
Kitabın dili, anlatım tarzı, tarih ve günümüzü mizahi bir dille harmanlama başarısı yanında güçlü bir kurguya sahip olması Buz Canavarı’nı çocukların gözünde beğenilir kılmaya yetiyor. Ancak pedagojik kaygıları olan, kötü diye nitelendirdikleri kelimelerle çocukların karşılaşmasını istemeyen ebeveynlerin itiraz edeceği hususlar var kitapta.

Tarihî bir dönemi olağanüstü bir hikâye ile buluşturmak elbette macera seven her çocuğun ilgisini çeker. Hele bu tarih tam olarak 1899 yani 1900 yılının hemen öncesinde olursa daha da ilgi çekici bir hâle gelebilir. İşin içine soyları tükenmiş olan bir mamut, kötü şöhretli Yapışkan Parmaklar Çetesi, sakar bir müze bekçisi olan kadın, çatlak bir profesör, tahta geçişinin altmış ikinci senesini kutlayan Birleşik Krallık’ın hükümdarı Kraliçe Victoria’yı ve Londra sokaklarında yaşayan yetim kız çocuğu Elsie’yi de dahil edince bir roman için ortam sağlanmış olur. İngiltere’de çok okunan yazarların başında gelen David Walliams kendine özgü tarzıyla yazdığı Buz Canavarı ile çocuklar için maceralı bir atmosfer sunuyor. Yazarın yayımlandığında tam yüz hafta listelerin başından inmeyen kitabı Büyükbaba’nın Müthiş Firarı’ndan sonraki son kitabı bu.

 

Adı sık sık ünlü yazar Roald Dahl ile karşılaştırılan yazar için bu kitabın onun Matilda’sı olduğunu söylemek herhalde yerinde olur. Çocukların çok seveceği bir tarzda ve rahat okunabilir şekilde tasarlanan bu hacimli kitaba usta çizer Tony Ross’un fırça darbelerinin katkısı oldukça fazla elbette. Kitaptaki bütün karakterlerin komik tiplemeleri kitabı daha çekici kılmaya yetiyor.

 

Romanın konusu kısaca şöyle: Bir yetimhanenin kapısına bırakılan Elsie isimli kahramanın kendini Doğa Tarihi Müzesi’nde bulması, oraya Kuzey Kutbu’ndan donmuş halde getirilen ve nesli tükenen bir mamutla karşılaşmasını anlatıyor. Elsie’yi mamuta karşı arkadaşça bir sevgi besleten şey ise onun da kendi gibi yalnız ve evsiz olduğunu hissetmesi elbette. Bu donmuş mamutu ilk gördüğünde onu arkadaşı olarak kabul eden küçük kız, müzenin temizlikçisi olan Dotty, yıllar önce müzenin saygıdeğer bir bilim insanı olan ama deney yaparken neredeyse müzeyi havaya uçurmaya yaklaşan bir talihsizlik yaşayan Profesör ve Yapışkan Parmaklar Çetesi’nin yardımını alarak mamutu ait olduğu Kuzey Kutbu’na geri döndürmeye çalışıyor. Romanın çocuklar için heyecanlı kısmı tam burada ve mamutun canlanmasıyla başlıyor zaten.

Bazı yerleri canavarca bulabilirsiniz
Kitabın dili, anlatım tarzı, tarih ve günümüzü mizahi bir dille harmanlama başarısı yanında güçlü bir kurguya sahip olması Buz Canavarı’nı çocukların gözünde beğenilir kılmaya yetiyor. Ancak pedagojik kaygıları olan, kötü diye nitelendirdikleri kelimelerle çocukların karşılaşmasını istemeyen ebeveynlerin itiraz edeceği hususlar var kitapta. Elsie’nin ve kötücül çetenin yaptıkları hırsızlıklar, büyüklerin acımasız söylem ve davranışları bu kaygıları taşıyan ebeveynler için biraz ürkütücü gelebilir. Ama kitaptaki maceranın günümüzden yüz yirmi yıl önce yaşandığını ve o dönem içinde değerlendirilmesi gerektiğini de unutmamak lazım. Bu kitabın bir İngiliz yazar gözüyle yazıldığını ve batı değerleri ile bizim normlarımızın ayrışan pek çok yönünün olduğunu da kabul etmek gerekir. Sonuçta bu bir edebiyat kitabı, pedagojik ve eğitim kitabı değil. Ayrıca bu mizahî çocuk dilinin ebeveynler tasvip etmese de çocukların çok sevdiği de başka bir gerçeklik. Yine de on yaş üstü çocukların okumasının daha doğru olacağını düşünüyorum.
Yazar David Walliams bu kitapla İngiliz tarihini çocuklara öğretmeyi amaçladı mı bilmiyorum ama kitabı okuyup bitirince dönemin İngilteresi hakkında pek çok fikre de sahip olmanız kaçınılmaz. Sanırım bu kitaptan bizim kendi tarihimizi çocuklara edebiyat diliyle öğretmek için alacağımız dersler var. Çocukların bu kitaptan alacağı derslerin başında ise zor ve hiçbir şeyin öngörülemediği dünyada yollarını nasıl bulacakları geliyor. Arkadaşlık, aile ve doğru bulduğunuz şeyler konusunda mücadele vermenin değiştirici gücüne vurgu yapıyor Buz Canavarı. Soğuk kalpleri çözen bir anahtar sunuyor çocuklara.
Bakın Kim Geldi ?

Okul öncesi çocukların hem resimlerine hem anlatılan olaylara hem de çizimlerine bayılacağı bir kitap bu. Nehir olduğundan haberi bile olmayan bir nehire gelen meraklı ayının nehre yuvarlanmasıyla başlıyor bu ilginç masal. Ve ayıya yine hiçbir şeyden haberi olmayan bir kurbağa, kaplumbağa, kunduz, rakun, ördek katılıyor büyük bir şelaleye doğru sürüklenirken. Kimi güçlü, kimi meraklı, kimi bilgili, kimi korkak, kimi cesur olan ve birbirlerinin farkında olmayan bu hayvanlar nehirde buluşarak birbirlerini fark ediyorlar. Sade ve sürükleyici bir anlatıma sahip bu kitapbütün küçük okurlara tavsiye olunur.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Geniş kütüphanelere sahip olan insanlar, “kütüphane sahibi” olmanın gerçekten ne anlama geldiğini en iyi bilenlerdir. Bilhassa bir şehirden başka bir şehre taşınmak söz konusuysa kütüphane sahibi için olmasa da kütüphanenin nakli onu taşıyanlar için bir işkenceye dönüşebilir.

Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden Julio Cortazar’ın, 1980 yılında Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nde edebiyata ve edebiyatçılık serüvenine dair verdiği konferansları Edebiyat Dersleri’nde toplandı. Süleyman Doğru’nun çevirisiyle okurlarla buluşan kitapta, Cortazar’ın öğrencilere verdiği sekiz derslik konuşma ve ek bölüm, okuyanları uzun bir yolculuğa çıkarıyor.

İnsanlık, insanlarca şekilleniyorsa; metin de metinlerce şekillenmez mi? 1960’larda Roland Barthes, Julia Kristeva gibi Post-Yapısalcılar tarafından ortaya konulan metinlerarasılık kavramı tam da bu soruya cevap veriyor.

Gustave Flaubert’in olgunluk döneminde yazdığı Üç Öykü adlı kitabı pek çok eleştirmence onun en önemli eserlerinden biri olarak görülmüştür. Tarihsel dönemlerden seçilen bu üç öykü tematik olarak birbirine bağlıdır. Üç öyküde de aşkınlık, ermişlik olayı hikâye edilir. Seçilen çağların gereği olarak öykülerde din, inanç merkezdedir ve insanları biçimlendiren bir olgudur.

Kulis

Mİm Kemâl Öke: ''Engelin Hakikati ‘İçimiz’dekidir. Nefsimiz!''

ŞahaneBirKitap

Reenkarnasyon, tarih boyunca birçok coğrafyada bazı farklılaşmalarla olsa da kendisine yer buldu. Dilimize de ruh göçü adıyla aktarılan bu kavram, ruhun bir bedenden diğerine geçerek varlığını sürdürdüğüne dair bir inanç.

Editörden

“Ev ki ayrıntıdır. Susmalar, küçük sevinçler, küçük acılar, küçük konuşmalar, küçük yalnızlıklar...Hepsi hepsi.” Tüm dünyayı eve sığdırmaya çalıştığımız şu günlerde İlhan Berk’in evle ilgili metnine bile küçük şeyleri konu etmesi o kadar güzel ki. Siz nasıl düşünürsünüz bilmem ama bana göre de evle ilgili olan her şey “küçük”tür.