Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Stephen King hakkında az bilinen 20 ilginç detay




Toplam oy: 495

Korku ve gerilim türünün yaşayan ustası Stephen King oldukça geniş bir hayran kitlesine sahip ve oldukça göz önünde olan biri. Fakat öyle ilginç detaylar var ki, yazarın sıkı hayranlarını bile bir hayli şaşırtabilir. İşte Stephen King hakkında az bilinen 20 ilginç detay:

 

1.    Kendisi triskaidekafobiden mustarip, yani 13 sayısından bir hayli korkuyor. Yazar korkusunu şu sözlerle ifade ediyor: “13 sayısı söz konusu olduğunda omurgamda aşağı yukarı hareket eden o ürperti asla geçmez. Yazarken 13. ya da 13’ün katı olan bir sayfaya geldiğimde asla durmam, 'güvenli' bir rakama kadar yazmaya devam ederim. 13 yerine 12 adım atmış olmak için evimin merdivenindeki son iki basamağı tek adımda çıkarım. Okurken 94., 193., 382. ya da rakamları toplamı 13 yapan hiçbir sayfada durmam.”


2.    Stephen King yazarlığa başlamasında H.P. Lovecraft’ın The Lurker Of The Threshold adlı öykü derlemesinin etkili olduğunu düşünüyor. Kitap esasında babasına aitmiş ve yazar onu evlerinin tavanarasında bulmuş. Kitabın kapağında da bir iblis resmi varmış.


3.    Stephen King BBC’ye verdiği bir röportajı sırasında yarattığı karakterler içinde en otobiyografik olanının Medyum romanındaki Jack Torrance olduğunu söylüyor. Kendisi de romanı yazarken tıpkı Jack gibi bir hayli içiyormuş. Bir de yazar Jack’in “şeytanlarıyla bir Amerikan erkeğinin yapacağı biçimde savaşacak bir kahraman” olmasını tasarlıyormuş başlangıçta.


4.    The Onion yayınladığı bir makalede Stephen King’in Şeffaf adlı romanı nasıl yazdığını hatırlamadığını iddia etti. Yazar bu iddiayı kabul etti ve 80’li yıllarda alkolizm problemi yaşadığı sıralarda, Kujo da dahil, nasıl yazdığını hatırlamadığı birçok romanı olduğunu da itiraf etti.


5.    Stephen King ve eşi Tabitha Maine’deki evlerinde kendi kurdukları üç radyo istasyonuna sahipler.


6.    Richard Bachman adlı yazarın gerçekte Stephen King olduğu ortaya çıktı ve Stephen King Richard Bachman adını Bachman’ın ölümünü sebep göstererek emekliye ayırdı. Müstear adın ölüm sebebi olarak kanser gösterildi.


7.    Stephen King’in Neil Gaiman’a söylediklerine bakılırsa kendisi hayatını yeni baştan yaşasa hiçbir şeyi değiştirmezmiş, bir kredi kartı reklamında oynaması dışında hiçbir şeyi.


8.    Guinnnes Rekorlar Kitabı’na göre Stephen King yaşayan yazarlar içinde kitapları en çok sinemaya aktarılan yazar olma ünvanını da taşıyor.


9.    Stephen King Vietnam Savaşı sırasında çürüğe ayrıldı ve askere gitmedi. Çünkü askere alınırken yapılan muayene esnasında yazarın yüksek tansiyonu, görme bozukluğu ve düztabanlığı olduğu ortaya çıkmıştı.


10.    Stephen King aynı zamanda The Ramones grubunun sıkı bir hayranı. Öyle ki 2003 yılında gruba armağan olarak hazırlanan bir albüm olan We’re A Happy Family’nin tanıtım yazısını da Stephen King kaleme almıştı.


11.    Stephen King her daim sinemayla yakından ilgili bir insan oldu, öyle ki kendi romanlarından uyarlanan bazı filmlerde karşımıza da çıkmıştı. Maximum Overdrive’da ATM’den para çeken adam, Hayvan Mezarlığı’nda bir vaiz, Sleepwalkers’ta mezarcı ve daha niceleri. Stephen King’in romanlarından uyarlanan filmleri bir de bu gözle izlemek isteyebilirsiniz!


12.    Yazar ünlü romanı Carrie’yi öncelikle bir hikaye olarak kaleme almış, fakat sonrasında memnun kalmayıp atmıştı. Fakat eşi Tabitha yazara hikayedeki potansiyeli fark etmesi ve yazmaya devam etmesi konusunda yardımcı olunca ortaya o ünlü roman çıkmış oldu. Yazar bu romanı elbette eşi Tabitha’ya adadı.


13.    Yazarın Korku Ağı adlı kitabı için düşündüğü ilk isim Second Coming (İkinci Geliş)’ti. Fakat burada da yazarın eşi Tabitha devreye girdi ve bunun kötü bir erotik hikaye adına benzediğini söyleyerek yazarı bu isimden vazgeçirdi.


14.    Stephen King’in Richard Bachman adıyla kaleme aldığı ilk kitap olan Rage sınıf arkadaşını silahla vuran bir lise öğrencisi hakkındaydı. Daha sonra sınıf arkadaşlarını esir alan Jeffrey Lyne Cox adlı bir lise öğrencisinin bu kitaptan esinlendiği ortaya çıktı. Benzer durum üç farklı lisede daha yaşanınca kitabın Amerika Birleşik Devletleri’nde bir daha basılmamasına karar verildi.


15.   Stephen King Avustralya'da bir kitapçıda önceden haber vermeden kitaplarını rastgele imzalamaya başlayınca kitaplara zarar veren herhangi biri olduğu sanıldı. Kitabevinin çalışanları Stephen King'i tanımamışlardı.


16.    Stephen King 28 Days Later filmini o kadar çok beğenmiş ki filmi izlemek için 275 bileti birden alıp sinema kapatmış. Tatlı bir tesadüf neticesinde 28 Days Later’ın yönetmeni şimdilerde Hayvan Mezarlığını’nın yeniden çekimini yönetiyor.


17.    Yazılanlara bakılacak olursa Stephen King Pan’ın Labirenti filminin çekimleri sırasında sete bir ziyarette bulunmuş ve Fauno’nun kovalama sahnesi çekilirken yönetmen Guillermo Del Toro’nun yanında oturmuş. Sahnenin çekimi sırasında King koltuğunda dertop olmuş, fakat Del Toro’ya bakacak olursanız onun için bu “yaşadığı en iyi deneyim” imiş.


18.    Stephen King’in ünlü O romanındaki dehşetengiz palyaçonun esin kaynağı McDonalds’ın maskotu olan Ronald McDonald imiş meğer.


19.    Stephen King’in neredeyse ölümüyle sonuçlanacak ağır bir kaza geçirmesinin ardından evde onunla ilgilenmek üzere görevlendirilen hemşireler amirleri tarafından yazarın Sadist romanıyla alakalı şaka yapmamaları konusunda sıkı sıkıya tembihlenmişler.

 

20.    Stephen King’in ünlü romanı Carrie sadece sinemaya uyarlanmakla kalmamış, bir müzikal olarak da seyircinin katşısına çıkmıştı 1988 yılında. Önce Royal Shakespeare Company tarafından, ardından da Broadway’de sergilenmişti bu müzikal. Müzikalin biletleri yok satsa da müzikal hakkında yapılan yorumlar hayli çeşitliydi. Gösteri 16 öngösterim ve 5 gösterimin ardından sonlandırıldı.

 

 

 


 

 

 

Kaynak: Shortlist

 

 

 



 

 

Görsel: Güneş Engin

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kendimi bildim bileli kelimelerle uğraşıyorum. Kelimelerle uğraşmayı sevdiğimi ilkokulda keşfettim. Şen şakrak bir çocuktum ve yaptığım şakaların çoğu, kelime oyunları üzerine kuruluydu. Kimi zaman kelime oyunlarım o kadar dolaylı olurdu ki onları açıklamak zorunda kalırdım. Tabii esprinin esprisi kalmazdı o zaman da. Fakat benim için kelime sadece oyun demek değil elbette.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de Can Yayınları’ndan çıkan Jack London’un (1876-1916) Meksikalı’sıdır.

 

Aynı zamanda boksör de olan bir şairdi Arthur Cravan. Fakat itiraf etmek gerekirse ne büyük bir şairdi, ne de çok arzulamasına rağmen sıkı bir boksör olabildi.

 

Marguerite Yourcenar, 1951’de yayınlanan Hadrianus’un Anıları’nın girişinde “Zamanımızda, roman tüm öteki biçimleri yiyip yutuyor; anlatım aracı olarak insan sadece roman biçimini kullanmaya zorlanıyor.” demişti. Romanın zaferini ilan eden epey bir metne sahibiz. Ancak bir not düşmek zorundayız ki 20. yüzyılın ilk yarısında Netflix abonesi olmamıştı Yourcenar.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.