Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Televizyon // Bu mevsimin edebiyat uyarlamaları




Toplam oy: 866
Yerli televizyonlar bu yıl elini eteğini edebiyatın üzerinden -kısmen de olsa- çekmiş gibi görünüyor.

Yerli edebiyat eserlerinin dizilere uyarlanması furyası, yıllar içinde aile ve ilişki dramlarını konu alan eserlerle beslendi. Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu, Hanımın Çiftliği, Kalp Ağrısı gibi dizilerin bir şekilde tutmasıyla gelişen sektörde yapımcılar ve senaristler, gözlerini yerli edebiyata daha da çok çevirdiler. Geçtiğimiz mevsim Çalıkuşu’nun uğrattığı hayal kırıklığıyla kendi eleştirisini az çok veren alan, bu yıl elini eteğini edebiyatın üzerinden -kısmen de olsa- çekmiş gibi görünüyor. Öte yandan, yabancı dizi uyarlamaları bu yıl da epey fazla.

 

Fatih-Harbiye

 

Geçtiğimiz mevsim Show TV’de başlayan ve Peyami Safa’nın 1930-1940’ların modernleşmeye çalışan Türkiye’den bahsettiği Fatih-Harbiye romanından aynı isimle uyarlanan dizi, 40. bölümüyle mevsim finalini yapmıştı. Yapımcılığını Koliba Film’in yaptığı dizinin yönetmeni Sadullah Çelen, senaristi ise Hayriye Ersöz. Bu mevsim de devam etmesi planlanan diziye katılan yeni oyuncuların da yüzünü gösterdiği tanıtım fragmanları ekranlarda dönmeye başladı. Oldukça kısa bir romanın diziye uyarlanması zaten en başta insanı tedirgin ediyordu; kitabın yanlış bir okumayla uyarlanması ise apayrı bir konu... Modernleşen ülkede Doğu ile Batı arasında kalan insanların hikayelerinden ve çelişkilerinden bahseden kitabı, TV’ye zengin-fakir ilişkisi olarak yansıtmak ve seyircinin algısıyla bu şekilde oynamak, bir başka deyişle sadece reyting kaygısı uğruna yapılan iş, sizi ekran başından uzağa götürüyor.

 

 

 

Yılanların Öcü

 

Her şeye rağmen bu mevsim de edebiyattan uzak duramayan Show TV, Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü adlı romanından uyarlanan diziyi yayına hazırlıyor. Başrollerinde Cemal Toktaş’ın ve Hande Soral’ın oynayacağı dizinin yapımcısı -yine- Koliba Film. Çekimlerine Kapadokya’da başlanan dizinin yönetmenliği Cemal Şan’a, senaryosu ise Esen Ali Bilen, Bekir Baran Sıtkı ve Rana Mamatlıoğlu’ya ait. Genel olarak köy hayatının anlatıldığı 1954 tarihli bu romanı nedeniyle kendisine 1959 yılında soruşturma açılmış ve Baykurt öğretmenlikten uzaklaştırılmıştı. 1962 yılında Metin Erksan, 1985 yılında Şerif Gören tarafından aynı isimle filmi de yapılan roman, bu mevsimin merakla beklenen dizinlerinden biri.

 

 

 

 

Kurt Seyit ve Şura

 

Star TV’de geçtiğimiz mevsim yayınlanmaya başlanan ve 13. bölümüyle mevsim finali yapan -Nermin Bezmen’in aynı isimli romanından uyarlanan- Kurt Seyit ve Şura dizisi de bu mevsim devam eden yapımlardan. Ay Yapım’ın yapımcılığını, Hilal Saral’ın yönetmenliğini ve Ece Yörenç ile Melek Gençoğlu’nun senaryosunu üstlendiği dizinin başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ ve Farah Zeynep Abdullah yer alıyor. Yalnızca oyuncularıyla bile çok konuşulan bu dizi, Bezmen’in bir edebiyatçı olarak tanınmasına sebep olduğu için de önemli. Ama yerli yapımların eski görsellik-yeni ses ve konuşma dili sıkıntısına düşen dizinin -görselliği çok başarılı olsa dahi- reytingleri beklenen düzeyde olmadı. Rusya’da çekilmeye başlanan ve çekimleri İstanbul’a kaydırılan dizi, 1920’lerin Rusya’sından İstanbul’a savrulan görkemli bir aşk hikayesini anlatıyor. Dizinin akıbetiyse, çıkan haberlere göre biraz muallak gibi görünüyor.

 

Backstrom

 

Fox TV’nin 2015’in bahar aylarında yayına başlayacak olan Backstrom dizisi, İsveçli ünlü kriminoloji uzmanı yazar Leif G. W. Persson’un kitaplarından uyarlandı. Duygularını pek kontrol edemeyen ve çabuk sinirlenen bir yapıya sahip olan dedektif Everett Backstrom’un ve ciddi suçlar biriminde çalışan uzman ekibin Portland’daki hassas davalarla ilgilenmesini konu alan kitabın ve dizinin başrolünde Rainn Wilson oynuyor.

 

Wayward Pines

 

Fox’un 2014-2015 mevsiminde yayına başlayacağı söylenen bir diğer dizisi ise Wayward Pines. Blake Crouch’un Pines romanından uyarlanan dizi, bir kayıp vakasını ele alıyor. Gizli servis ajanı Ethan Burke, iki kayıp meslektaşını aramak için geldiği kasabadan -birtakım olaylar sonucunda- çıkamıyor. Ethan Burke’yi Matt Dillon’ın canlandıracağı dizinin ilk fragmanı yayınlandı.

 

The Strain

 

2014 yılında yayına başlayan ve devam eden “vampir edebiyatı dizisi”yse yine Fox TV’den. Guillermo Del Toro ve Chuck Hogan’nın yazdığı roman üçlemesinin TV uyarlaması olan The Strain’in başrollerinde Corey Stroll, Mia Maestro ve David Bradley var. Kitaplar Türkiye’de İthaki Yayınları tarafından Ölümcül Tür Üçlemesi adıyla yayımlanıyor.

 

The Leftovers

 

Tom Perrotta’nın The Leftovers isimli romanından aynı adla HBO tarafından uyarlanan dizinin senaristliğini Damon Lindelof yapıyor. Roman, Türkçeye Siren Yayınları tarafından Kalanlar adıyla çevrildi. Aniden ortadan kaybolan yakınlarını arayan ya da onlarsız yaşama geri dönmeye çalışan insanların hikayelerini anlatan dizinin kadrosunda Justin Theroux, Liv Tyler ve Christopher Eccleston yer alıyor.

 

About A Boy

 

NBC tarafından 2002’de filmi yapılan ve geçtiğimiz mevsim yirmişer dakikalık ilk 12 bölümüyle mevsimini tamamlayan About A Boy dizisi, ikinci mevsim sözünü de aldı. Nick Hornby’nin aynı adlı romanından uyarlanan dizinin senaristliğini ve yapımcılığını Jason Katimis üstlenirken, dizinin oyuncu kadrosunda Robert De Niro ve Jon Favreau var. Konusu itibariyle klasik bir romantik komediden pek öteye gidemeyen About A Boy’un reytingleri, yayımlandığı saat açısından oldukça iyi görünse de, yapılan yorumlar dizinin o kadar da başarılı olamadığını gösteriyor. About A Boy, Türkçede 2005’te Bir Erkek Hakkında adıyla Sel Yayıncılık’tan çıkmıştı.

 

The Last Ship

 

TNT’de Haziran 2014’te başlayan ve ilk mevsimi 10 bölüm olarak planlanan dizi, ikinci mevsim onayını da aldı. William Brinkley tarafından 1988 yılında yazılan ve aynı isimle uyarlanan dizinin yönetmeni, Michael Bay. Başrollerini Eric Dane, Adam Baldwin, Rhona Mitra ve Michaela Mcmanus gibi ünlü isimlerin oynadığı dizinin en büyük sıkıntısı, mantık hatalarıyla dolu olması. Dizi, dünyayı ele geçirmesi muhtemel ve son derece ölümcül bir virüsle baş etmeye çalışan insanları konu ediyor...



Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

İnsan karakter özellikleriyle tanınır daha çok. İnsanın kelimeleri, yürüyüşü, dinleyişi, konuşması hepsi birlik olup karakter denilen hususiyetler toplamını oluşturur. Dil de bir karakter taşır sonuçta. Her dilin ayrı bir karakteri vardır. Çünkü dil, konuşulan ağızlarda, susulan gönüllerde bir kimliğe, bir aidiyet bilincine dönüşür daha çok.

Dünya tarihini değiştiren, konumuzla alakalı en önemli icatlardan biri yazı ise diğeri kuşkusuz matbaadır. Matbaa denildiğinde de akla gelen ilk isim 3 Şubat 1468 yılında hayata gözlerini yuman Johannes Gutenberg’tir. Modern matbaacılığın babası olan isimden önce de matbaa Çin’de yüzyıllar öncesinde kullanılıyordu.

Gerçek, dört unsur kadar hayatidir pratik yaşamda. (Nasıl da tutunuruz ona!) İnsan kendisi için işe yarayan bir gerçeklik versiyonundan (makul bir iş, makul bir evlilik, makul bir çocuk, makul ölçekte çekişmeler, dedikodular, hazlar, keşifler ve yarışlardan) memnun olmadıkça nevroz ataklarıyla boğuşur durur.

Günümüz çocuklarının hafızasında biriken hikâyeler her geçen gün azalıyor. Hikâyesiz büyüyen çocukları bekleyen tehlikelerden söz etmenin sırası değil şimdi. Ama şu kadarını söylemek bile yeterli olacaktır: Geçmişe ait anısı ekran ışığından ibaret olan çocuğun geleceği aydınlık olamaz. Bu yüzden çocuklarımızla anı biriktirmek, onlarla konuşmak, hayatı yaşamak ve deneyimlemek önemli.

Bisikletin hayatımıza girişi oldukça erken bir tarihe uzanır. Ancak kırsal kesimde, Anadolu’nun ücra yerlerinde yaşayan çocuklar için bisiklet, yalnızca hayaldi bir zamanlar.

Kulis

“Öldürme Üzerine Kısa Bir Film Bana İlham Veren Başlıca Yapıt”

ŞahaneBirKitap

Son yıllarda, sürekli dile gelen bir soru var edebiyat çevrelerinde: Öykü yükseliyor mu? Şiirin ulaşılmaz yeri ve romanın tükenmeyen gücünün yanında öykü türü hep bir muammanın kucağında dolaşıyor hâlbuki. Düne, bugüne, hatta yarına baktığımızda öykünün, özellikle Türk edebiyatında, hep arada kalmış bir konumda olduğunu görüyoruz.

Editörden

Edebiyatın kendine özgü mekânları vardır. Muhitler burada bir araya gelir. Mahfil olurlar. Okumak ve yazmak yalnızlık ister. Ama okuduğunu ve yazdığını paylaşmakla görevlidir her tutkulu okur ve yazar. Okumak soylu bir eylemdir. Yazmak ise o eylemi bambaşka kişilerle paylaşma işlemidir. Goethe, “Seni anlayacak bir kişi bile bulduysan ciltler dolusu yaz” der.