Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Türklerde Hayvan Sembolizmi




Toplam oy: 13
Çoruhlu’nun doktora tezinden hareketle oluşan bu kitapta en az 30 yıllık bir emek ve birikim yer alıyor. Bu da kitabı okurken dipnotlardan, anlatımdaki detaylara kadar hemen her alanda kendini belli ediyor. Sosyal bilimlere, sanata, eski Türk geleneklerine, tarihe, gündelik hayattaki alışkanlıklara, batıl inançlara dair önemli bir metin var elimizde.

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Kitapta yer alan konular üç ana bölümde işleniyor. İslamiyet’ten önce Orta Asya Türk sanatı, İslamiyet’ten sonra Orta Asya Türk sanatı ve Osmanlı dönemi hariç Anadolu Türk sanatı... Kitabı okurken sadece sanattaki yansımalar değil, bunun kökeni de başarılı bir şekilde anlatılmış. Bu özelliğiyle adeta bir Türk mitolojisi kitabı olma özelliğini de taşıyor.

Sembollerin serüveni
Eski Türk efsanelerine dair birçok açıklama kitapta mevcut. Ayrıca özellikle İslamiyet’ten önce Orta Asya’daki yaşantıya, oradaki inanç sistemine, Çin, Hint ve Pers etkisine örneklerle yer verilmesi kitabın değerini arttıran bir husus. Kuru kuruya semboller, resimler konulup bu sembol şunu temsil etmektedir gibi yavan açıklamalardan kaçınılmış, akademik disiplin içinde ama genel okura da hitap edebilecek bir eser ortaya çıkmış. Hayvanların sembolik manalarının eski metinlerde kozmolojik, mitolojik, astrolojik ve dini tasavvurlara dayanılarak nasıl oluştuğu, zaman içerisinde aynı sembollerin nasıl mana değiştirdiği ele alınarak okura karşılaştırma imkânı da sunulmuş.
Kitabın adında geçen “sembolizm”e de kısaca değinmekte fayda var. Çünkü dilimize Batı dillerinden geçen bu kelime (İng. Symbol, Fr. Symbole, Alm. Symbol) Yaşar Çoruh’un kitabın ilk bölümlerinden birinde de bahsettiği üzere aslında güzel Türkçemizde farklı kelimelerle, nüansları gözetilerek kullanılabiliyor: simge, timsal, remiz, işaret, rumuz, âlem, belirti, nişan, nişane, belirti, iz, alamet…
Kitapta yer alan bazı hayvanlar ve hayvan grupları ise şunlar: Anka, Simurg, Phoenix, Garuda, Ejderha, Kartal ve avcı kuşlar, Arslan, Kurt, Kaplan, Ayı, At, Balık, Boğa, Öküz, İnek, Deve, Fil, Geyik, Kaplumbağa, Kedi, Koyun, Koç, Keçi, Köpek, Maymun, Tavşan, Tavuk ve Horoz, Tilki, Yılan

Otuz yıllık emeğin ürünü
Çoruhlu’nun doktora tezinden hareketle oluşan bu kitapta en az 30 yıllık bir emek ve birikim yer alıyor. Bu da kitabı okurken dipnotlardan, anlatımdaki detaylara kadar hemen her alanda kendini belli ediyor. Sosyal bilimlere, sanata, eski Türk geleneklerine, tarihe, gündelik hayattaki alışkanlıklara, batıl inançlara merakınız varsa zevkle okuyacağınız bu eseri tavsiye ederim.
Kitabın baskısına hayli özen gösterilmiş. Seçilen kâğıt, cilt, kutu vs son derece başarılı ama kitapta kullanılan görseller ve görsellerin uygulanmasıyla alakalı aynı şeyi söyleyebilmek maalesef mümkün değil. İç sayfalarda yer alan çizimlerin -ki bu çizimlerin büyük çoğunluğu bizzat Yaşar Çoruhlu’ya ait- sayfa içi kullanımında ideal yerlerinde değil. Her iki cildin de son kısmında bulunan resimlerde ciddi manada kalite sorunu var. Bazı resimler maalesef siyah beyaz. Sanatla alakalı bir kitapta detaylar son derece önemliyken Çoruhlu’nun uzun yıllardan beri çeşitli kaynaklardan topladığını tahmin ettiğim bu resimlerin daha net hallerinin yer almasını arzu ederdim. Ayrıca bir okur olarak söz konusu resimlerin kitabın ilgili bölümünde olmasının okumayı kolaylaştıracağını düşünüyorum ama resimlerin yer aldığı bölümde farklı ve daha kaliteli bir kâğıt kullanıldığı için bu pek de mümkün olmamış.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Nekro Porta/Ölüler Kapısı bir ilk roman olmasına rağmen sağlam kurgusu ve bütünlüğüyle dikkat çekmektedir. Bütün karakter ve olaylar, tek bir olayın çevresine toplanmakta, birbirinin neden veya sonucu olmaktadır. Bu yönüyle Nekro Porta bir ilk roman için ilk ve en zor sınavdan başarıyla geçmektedir. İlk romanlar için diğer bir handikap, romanda kullanılan dil ve üsluptur.

Çocuklar muzip ama bir o kadar da kalplerine dokunan metinlere bayılırlar. Bir çocuğun edebiyattan ve kitaptan beklediği şey de budur aslında. Gökhan Özcan ismini bilenler bilir. Ve kalemindeki sadeliğin yanında derinliği de fark edenler onun metinlerinin müptelâsı olurlar.

Necati Mert’in ustalığı

 

Şehir yazılarının tarihi çok eskilere dayanır. Gezmek, görmek ve seyahatten geriye kalan izlenimlerini paylaşmak insanın doğasında olan bir özelliği gibi aslında. Gezmek, ruha şifa olduğu kadar kelimelere de bir canlılık katıyor.

Hayatımı değiştiren kitapları listeleyebilmem çok zor. Benim bugüne gelebilmemin arkasında çok çeşitli etkenler, unsurlar var çünkü. Bu sebeple “bu kitabı okudum, şöyle değiştim” demek diğerlerine haksızlık olur. Faulkner “bu kitapta ne anlatmak istedin?” diye soranlara çok kızarmış.

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.