Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Ünlü romanların ilk isimleri!




Toplam oy: 1046

Burada olduğumuza göre, kitaplar hepimiz için önemli. Peki ya kitap isimleri? Kitapların isimlerinin kitaplarla ilişkimizde ne kadar önemli bir rol oynadığını hiç düşündünüz mü? Düşünmediyseniz eğer, ilk fırsatta bir kitapçıya girin ve raflardaki kitapların isimlerine tek tek bakın. Bazı kitaplara sadece isimleri çekici gelmediği için yanaşmayacaksınız bile. Kimilerine ise ilk bakışta vurulacaksınız.

 

Eğer artık kitap isimlerinin ne kadar önemli olduğunda uzlaştıysak, sizi geçmişe kısa bir yolculuğa çıkaracağız. Bookriot, geçen hafta, bugün artık klasik statüsünde andığımız bazı müthiş kitapların ilk isimlerini gösteren bir liste yayımladı. Bu kadar sevdiğimiz kitapları başka isimlerle düşünmek biraz garip. Ama bu yetmiyormuş gibi bir de Faulkner'dan yana bir sürpriz bekliyor bizi!

 

Liste sonrasında eğer bu kitapların isimleri bu ilk halleri gibi kalsaydı onları hala böyle sever miydik; hangi kitapları (belki de) büyük oranda isimleri için seviyoruz, düşünmek size kalacak.

 

 

  • Muhteşem Gatsby'nin orjinal ismi Trimalchio West Egg'de (Trimalchio in West Egg) imiş. Muhteşem Gatsby kadar muhteşem olmadığı kesin.

 

 

 

  • Tahmin edelim, George Orwell'in 1984'ün ilk adını kırk yıl düşünseniz tahmin edemezdiniz: Avrupa'daki Son Adam (The Last Man in Europe)

 

  • Tolstoy'un ünlü Savaş ve Barış'ını başka bir isimle düşünebiliyor musunuz? Gerçek şu ki, kitabın ilk adı Sonu İyi Olan Her Şey İyidir (All's Well That Ends Well) olacakmış!

 

  • Rüzgar gibi Geçti gibi romantik bir başlığı şöyle hatırlamak zorunda kalabilirdik sevgili kitapseverler: Atların Eğerindeki Katırlar! (Mules in Horses' Harness)

 

 

  • Ayn Rand'ın Hayatın Gerçeği adlı çoksatar kitabının ilk ismi ise İkinci El Yaşamlar (Second-Hand Lives) imiş.

 

  • Hemingway'in Paris Bir Şenliktir'i ise daha önce çok daha minimal bir çizgideymiş: Göz ve Kulak! (The Eye and The Ear) Bu noktada orjinal adı "A Moveable Feast" yani "Hareketli Şölen" olan bu kitabın Türkçeye Paris Bir Şenliktir olarak aktarıldığını söylemekte fayda var.

 

 

 

  • Vladimir Nabokov'un belki kendinden bile daha ünlü kitabı Lolita'nın adı da şöyle olacakmış: Bir Deniz Ülkesi (The Kingdom by the Sea)

 

  • Görünen o ki Hemingway roman sanatındaki becerisini başlık koyma sanatına pek taşıyamamış. Silahlara Veda'nın ilk ismi Frederick Henry'nin Düşünceli Eğitimi (The Sentimental Education of Frederick Henry) imiş!

 

 

  • Sineklerin Tanrısı bir kitaba konabilecek en güzel isimlerden biri olsa gerek. Ancak William Golding bu başlığa gelene kadar birkaç kez karar değiştirmiş, kitabın ilk ismi ise İçimizden Gelen Yabancılar. (Strangers From Within)

 

  • Ve en sona en ilgincini sakladık! Faulkner'ın Ses ve Öfke'si kitaba o kadar yakışan bir başlıktır ki, bir başka ismi bu kitapla flört ederken bile düşünmek istemiyoruz. Hele bu ilk başlık Alacakaranlık ise! 

 

 




EB

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

“Kendi yarattığı problemleri çözmekten aciz olduğunu ispat etmiş bir medeniyet, çökmüş bir medeniyettir. En hayati sorunlarına göz yummayı seçmiş bir medeniyet hasta bir medeniyettir. Kendi ilkelerini düzenbazlık ve yalancılık uğruna harcayan bir medeniyet, ölüm döşeğindeki bir medeniyettir.”

 

Aime Césaire

 


Hayatta hepimizin başına hiç ummadığımız bir zamanda olmadık sıkıntılar gelebilir. Çok sevdiğimiz bir yakınımızı kaybedebiliriz sözgelimi, bir kaza olur sakat kalırız ya da işimizle ilgili bir sorun yaşayıp işimizi kaybedebiliriz. Bu tür durumlarda girdiğimiz ağır depresyondan çıkabilmek kolay olmayabilir.

Güneyin, ufku bulanıklaştıran bitmek bilmez sıcak öğlelerinde, dev meşe ağaçlarının gölgelediği Yunan Uyanışı stili evinde yazı masasına kurulmuş, mısır koçanı piposunu çok sevdiği Dunhill My Mixture 965 tütünle doldurmuş, daktilosunun tuşlarına basan bir adam vardı; William Faulkner.

Belleğimizin, bir başka deyişle yeryüzü tecrübemizi zihnimizde hikâye etme biçimimizin aslında “kim” olduğumuzla güçlü ilişkisini inkâr edemeyiz. Kuşkusuz hem bilincin kuşattığı alan hem de bilinçdışımızın sisli derinliklerinde saklananlar, dünyanın geri kalanı ile kurduğumuz kendilik ilişkilerinin zihnimize nasıl kazındığı ile şekilleniyor.

Ayfer Tunç’un yeni romanı Osman, bireysel ve toplumsal olmak üzere iki ana boyuttan oluşmaktadır. Romanın bireysel boyutunu, Osman’ın günlükleri; toplumsal boyutunu ise, Osman’la ilgili yazarın yaptığı söyleşiler oluşturur. Yazar, Osman’ın günlüklerini bir sahaftan alır.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.